ADAP-AKDENİZ DAYANIŞMA PLATFORMU-10.BASIN AÇIKLAMASI
July 5, 2008
Akdeniz Dayanışma Platformu(ADAP), her ay düzenlemiş olduğu ‘Başörtüsü Yasağı’ na ilişkin basın açıklamalarına bu gün de devam etti. Basın açıklaması metni ADAP Platformu adına Alpaslan ARSLAN tarafından okundu. Çeşitli sloganlarında atıldığı 10. basın açıklamasında başlayan sıcaklara rağmen katılımın yoğun olduğu görüldü.
BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ:
ADAP-AKDENİZ DAYANIŞMA PLATFORMU-
10.BASIN AÇIKLAMASI (5 TEMMUZ 2008)
Sayın basın mensupları, Antalya ve ilçelerinden gelen sivil toplum kuruluşu mensupları ve saygıdeğer Antalyalılar. Akdeniz Dayanışma Platformu (ADAP) olarak ‘Başörtüsüne Özgürlük Eylemi’nin 10.sunu gerçekleştiriyoruz.
Günlük hayatın hızına yetişmenin mümkün olmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Birçok ülkeyi birkaç yıl idare edebilecek bir gündemi biz bir haftada tüketebiliyoruz.
Bize deniliyor ki yargıya güvenin, yargı adaleti tesis eder, yargı bağımsızdır. 28 şubatta kapatılan Fazilet partisinin kapatılma sebepleri arasında en önemlilerinden birisi dönemin Başbakanının şu anda ev hapsinde olmasıyla da sonuçlanan Refah partisinin harcamalarındaki usulsüzlük iddiasıydı. Söz konusu usulsüzlük tutarının dört katı bu gün CHP hakkında sabit. Ancak Yargı tam bir dut yemiş bülbül kıvamında.
CHP’nin parti hesaplarındaki yolsuzluklarını görmezden gelen yargı erki, içki tüketiminin neden düştüğünü sorgulayıp bundan laikliğin tehlikede olduğunu, toplumun fertleri yeterince alkol ile beyinlerini uyuşturmazsa laikliğin elden gideceği telaşındalar.
Seksen yıldır leblebi ve Rakı eşliğinde bu halkın kanını emen iktidar odakları, aslında alkol tüketimi düşünce ve halk ayılıp aydınlanınca bunca yıl nasıl soyulduklarının farkına varmasından endişe ediyor. Halkın hakkını savunmak yerine alkol tüketiminin düşmesinden endişeye kapılan yargı, her zaman halkın adalet, özgürlük, eşitlik istemlerinin karşısında totaliter oligarşik iktidarın, bürokratik saltanatın yanında yer alıyor. Halk, halk karşıtı bu yargıya nasıl güvenebilir. Özellikle son dönemde yüksek yargı organları CHP’nin bir organı gibi hareket ediyor. Anayasa mahkemesi tarafından ortaya atılan 367 garabeti, başörtüsü sorununa kısmı serbestlik tanıyan Anayasa düzenlemesinin iptali DTP ve AKP hakkında açılan parti kapatma davaları Yargının açıkça taraflı, totaliter, baskıcı, iktidar odaklarının yandaşı ve cuntacı geleneğe bağımlı olduğunun açık ispatıdır.
Yargının bu haliyle halka herhangi bir konuda adalet sunması mümkün değildir. Sistem tüm kurum ve kuruluşları ile tam bir çürümüşlük içindedir. Bu nedenle cuntacı, çeteci güçlerin tehditleri sonucu vazgeçilen reform ve özgürleşme sürecine tekrar dönülmeli, 1982 cunta anayasasından bir an önce halk kurtarılmalı, cuntacılar ve suç ortakları yargılanmalı, bürokratik dokunulmazlığa ve oligarşik saltanata son verilmelidir. Biz kayıtsız şartsız, sınırsız, sınıfsız, zümresiz insan olmamızdan kaynaklanan haklarımızı ve özgürlüklerimizi talep ediyoruz.
İnanç düşünce, inandığı gibi yaşama, düşündüğünü özgürce ifade etmek eşit şartlarda öğrenim ve çalışma hayatın her alanında özgür, özgün kimliğimizle var olmak en temel haklarımızdır. Bu Haklarımız tam olarak teslim edilmedikçe asla mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Halkın hayatını sürdürdüğü tüm alanlar halka aittir. Kamusal alan safsatası halka rağmenciliğin ve halk karşıtlığının açık bir tezahürüdür. Biz halkız. Hangi gerekçe ile olursa olsun inançlarımıza ve değerlerimize karşı yapılan hiçbir saldırıya asla boyun eğemeyeceğiz. Sınıfsız zümresiz efendisiz bir hayat nizamının savunucularıyız.
Biz bundan 15 sene önce 2 Temmuzda Madımak Otelinde 33 alevi kardeşimizi katledenlerle, 5 Temmuzda Başbağlar’da 33 tane sünni kardeşimizi katledenleri ve aynı davanın sonucunda yargılayıp 33 kardeşimizi idama mahkum edenleri konuşmak istiyoruz. Nasıl olmuştu da kalabalık insan topluluklarından oluşan katliam ekipleri tüm sayıları 33′e denkleştirebilmişler,
Yada Uğur Mumcuların, Bahriye Üçok’ların, Muammer Aksoy’ların, Turan Dursun’ların, Necip Hablemitoğullarının, Çetin Emeçlerin katillerinin hala bulunamayışının Menderesin asılması ile, 12 Mart ile, Sivas olayları ile, Maraş olayları ile, 12 Eylül darbesi ile Danıştay baskını ile Şemdinli ile ilgisi var mı diye sormak istiyoruz.
Bu davaların mahkumu olarak, bazıları hala mahpushanede olan 27 ayrı örgüt adı altında tutuklanıp yargılanan Müslümanların suçları ne idi . Hangi, suçtan ötürü diri diri mapushaneye gömüldüklerini, televizyonlardan gazetelerden teşhir edilerek onur ve izzetlerinin ayaklar altına alındığının açıklamasını istiyoruz. Zulmettiğiniz insanları serbest bırakın ve yıllardır zulmettiğiniz bu insanların onurlarını şereflerini özgürlüklerini kendilerine iade edin.
Bu topraklara mensubiyeti olan, bu topraklarda doğup bu toprakla da ölmeyi planlayan, bu topraklardan başka gidecek bir yeri olmayan bizler anladık ki; bizleri baş örtülü, irticacı, gerici, komünist diye inleten bu modern eşkıya çetelerinin niyeti; alevisiyle sünnisini, Kürdüyle Türkünü, müslümanıyla laikini, başörtülüsüyle başı açığını, birbirine düşürmek ve düşmüş bu milleti sürekli kurtarıcıların kucağına mahkum etmekmiş. Kurtarıcıların vasiliğinde; rüştüne eremeyen, kendini yönetecek yöneticilerini bile seçmekten aciz kalması istenen bu ümmeti sürekli sömürülebilir konumda tutmakmış hedefleri. Ey İngiliz’in uşakları 300 yıldır süren bu mücadele bitmedi, sürmeye de devam edecek. En zayıf anımızda bitiremediniz bizi, üstelik yeniden geri dönüyoruz. Bilin ki bundan sonra oyunu eski rahatlığında oynayamayacaksınız. Bilin ki her geçen gün size oyunu daha zorlaştıracağız. Bilin ki sonunda galip olanlar sizler olmayacaksınız.
Bunca gündemin arasında hiç değişmeyen gündem darbeler. On yıllık periyotlar ile yaşadığımız bazen sanalda olsa bazen e-darbe şeklinde de olsa sonuç değişmiyor. Bizlere darbelerle yaşamayı öğrenmemiz tavsiye ediliyor. Sizi sömürmemize, sizi kimlerin yöneteceğine, nasıl giyinip nasıl ibadet edeceğinize biz karar vereceğiz ve siz buna alışacaksınız, deniliyor. Yetkili veya yetkisiz her kimse legal veya illegal oluşumlar gece rüyalarında gündüz hayallerinde tasavvur ve tahayyüllerinde darbeyle yatıp darbeyle kalkıyorlar. Ay ışığında sarı kız kovalıyorlar. Allah’ın izni ile milletin iradesine, inancına ve yaşam biçimine yabancı ve yabancılığı oranında da düşman olan bu illegal güruhun hevesleri bu sefer kursaklarında kalacaktır.
Ne cumhuriyet çalışma grubu nede lahika kod adlı illegal oluşumlar ülkemizi darbelerin karanlık ve ızdıraplı günlerine geri döndüremeyecektir. Milletimizin hafızası bu kâbus dolu günlere bir mim koymuş ve o günlerin sebep olduğu maddi ve manevi kayıpları unutmamıştır.
Darbecilerin kuyruk altlarında yaşayan ve semiren yasakçı, baskıcı, oligarşik despotik güçler faşizan uygulamalarını devam ettirmektedir. Milletin sırtına birer kene gibi yapışarak onun inancına karşı düşmanca davranıp onun değerleriyle alay etmektedirler. Müslüman kadının iffetinin ve izzetinin sembolü olan başörtüsünü bir domuza örterek karikatürize eden veya bin yılı aşkın süredir kan ve kader birliği yaptığımız peygamber varisi asil Arap milletini “Arap bedevisi” ibareleri ile aşağılamaya çalışan ilkel ve aşağılık faşist zihniyet ve onun temsilcilerine ‘Hayvan gibidirler belki daha aşağı’ ayeti kerimesini hatırlatarak onların sıfatlarının “belhum edal” olduğunu bir kez daha haykırıyor; onları Müslüman halkımızdan özür dilemeye davet ediyoruz.
Azgınlıklarını ve sapkınlıklarını dinin emirlerinin tamamını yasaklama isteğine vardıracak kadar ileri götüren bu azgın güruh bilmelidir ki onlar istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.
Önceki hafta “darbelere dur” demek için İstanbul’daydık, geçen hafta da “Ortak Akıl” hareketine destek olmak ve darbecileri lanetlemek için Malatya’daydık. “Kayıt yok, şart yok, egemenlik milletindir” dedik. Bu gün de Samsunda saat 16 30 da özgürlüğüne aşık cengaver milletimiz yeni bir özgürlük haykırışında bulunacaktır.
Ayrıca yine bugün Konya’da da sivil toplum kuruluşları darbe ve darbecilere dur demek için yürüyecekler. Onlara da yürekten desteklerimizi bildiriyor Rabbimizin yardımına mazhar olmalarını niyaz ediyoruz.
Ey darbeciler bilin ki, sizlerin bizlere reva gördüğünüz bu haince saldırıları kınıyor ve inancımıza, kimliğimize karşı yapılacak her türlü hakareti cevapsız bırakmayacağımızı şimdiden ilan ediyoruz.
Zulme asla boyun eğmeyecek ve bütün yasaklar kalkana kadar,fikirlerimizi açıklamaktan çekinmeyeceğiz , susmayacağız.
Kendini bu ülkenin ayrıcalıklı sınıfı olarak görüp halkı baskı ve zulümlerle sindirmeye çalışan oligarşik diktatörya tasfiye olup zulümler bitene kadar direneceğimizi ve herkes için adalet ve özgürlük taleplerimizi haykırmaya devam edeceğiz.
2 Ağustos Cumartesi gün saat 11 de yine burada 11.sini yapacağımız basın açıklamasında buluşmak ve mazlum Müslümanların haklarının takipçisi olduğumuzu bildirmek üzere hepinizi Allah’a emanet ediyoruz.
ANÇED(ALANYA),SEBİLAY(ALANYA),RADYO MERCAN,
ÖZGÜR-DER ANTALYA TEMSİLCİLİĞİ, AKAD (MANAVGAT), ENSAR VAKFI SERİK ŞUBESİ, ES-DER ANTALYA ŞUBESİ, DİYANET-SEN ANTALYA ŞUBESİ, EĞİTİM-BİRSEN ANTALYA ŞUBESİ, İLK-DER ISPARTA ŞUBESİ
Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?


