Sandık emir-komuta dinlemiyor
Nisan 19, 2008
Emekli Orgeneral Turgut Sunalp’in Milliyetçi Demokrasi Partisi iktidar için, emekli Vali Necdet Calp’in partisi Halkçı Parti ise ana muhalefet partisi olarak sistematize edilmişlerdi. Masa başında bütün bunlar düşünülmüştü düşünülmesine de her şey sizin planladığınız gibi olacak mıydı? Siyasetin kendine has kuralları vardı. Ayrıca çam sandığında oyları verecek milyonlarca insanı nasıl yönlendirecektiniz? Oraya emir-komuta zinciri müdahale edemiyordu.
12 Eylülcülerin parti kapatma konusundaki vukuatları bu kadarla bitmeyecekti. Sırada Adalet Partisi’nin eski Genel Başkanı Süleyman Demirel tarafından yeniden kurulmasına çalışılan Büyük Türkiye Partisi vardı. Demirel işi biliyordu. Daha doğrusu 60 ihtilalinden geçmiş, Gümüşpala deneyimini yaşamış bir siyasi hareketten geliyordu ve daima askerleri tufaya getirecek torbasında bir oyunu mevcuttu. Kenan Evren ve arkadaşları kendilerince siyasi bir plan kurmuşlar ve iki partili bir sistemle seçimlere girmeyi, tüm oyları da bu iki partiye kanalize etmeyi, bundan sonraki siyasi yapılanmayı bu temeller üzerine bina etmeyi düşlemişlerdi. Emekli Orgeneral Turgut Sunalp’in Milliyetçi Demokrasi Partisi iktidar için, emekli Vali Necdet Calp’in partisi Halkçı Parti ise ana muhalefet partisi olarak sistematize edilmişlerdi. Masa başında bütün bunlar düşünülmüştü düşünülmesine de, her şey sizin planladığınız gibi olacak mıydı? Siyasetin kendine has kuralları vardı. Ayrıca çam sandığında oyları verecek milyonlarca insanı nasıl yönlendirecektiniz? Oraya emir-komuta zinciri müdahale edemiyordu. Orada başka şeyler devreye giriyordu. Nitekim öyle de oldu. MDP’nin başına Turgut Sunalp getirilince Demirel, hemen karşı bir hamle yaparak, halkın çok seveceği babacan, hoş-sohbet, dürüst bir orgeneral arayışına girdi. Bulmakta da gecikmedi. Emekli Orgeneral Ali Fethi Esener… 1915 yılında Üsküdar’da dünyaya gelen Ali Fethi Esener, Maltepe Askeri Lisesi’nden sonra süvari asteğmeni olarak kıta hizmetine başlamış, 1947 yılında kurmay albay subay olarak Harp Akademisi’nden mezun olmuştu. Ve ordu içinde başarılı bir grafik çizerek yükselmiş, orgeneral olarak Yüksek Askerî Şûra üyeliği ve ardından da 1976-1977 yıllarında Üçüncü Ordu Komutanlığı görevinde bulunmuştu. Esener’in, Demirel tarafından Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atanması için üçlü kararname hazırlanmış, fakat Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk imzalamadığı için tayin gerçekleşmemişti. Bu defa onun boşluğu Ege Ordu Komutanı Kenan Evren tarafından doldurulmuş ve Evren Kara Kuvvetleri Komutanı oluvermişti. Böylece 12 Eylül’ün tabii lideri kendiliğinden ortaya çıkacaktı.
Ali Fethi Paşa, siyasi faaliyetlerin başladığı bir zamanda siyasete girmeye karar veriyor ve Demirel’i Tuzla’daki evinde iki defa ziyaret ediyordu. Esener, sağda toparlanmanın sağlanabilmesi için, kendisine bir görev verilmesi halinde seve seve kabul edeceğini söylüyordu. 1983’ün ilk aylarında Esener cephesinde bir hareketlilik başladı. Çevresinde Kemal ve Nazlı Ilıcak, TRT eski Genel Müdürü Doğan Kasaroğlu, Prof.Dr. Memduh Yaşa, İstanbul’un eski valilerinden Namık Kemal Şentürk, emekli generaller Vehbi Parlar ve Hasan Sağlam gibi sahasında tanınan kişiler toplanmaya başlamışlardı.
Bu arada Ali Fethi Esener, kapatılan AP’nin eski İstanbul İl Başkanı avukat Hüsamettin Cindoruk ile de tanışıyor ve onun müsbet kanaatine mazhar oluyordu. “Paşa gayet münasebetli, aklı başında, meselelere yakındı.” Doğrusu tam aradıkları emekli orgeneraldi. Bütün vasıflara haizdi.
Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?

