İsmet Paşa: Serbest Cumhuriyet Fırkası irticanın merkezi oldu!
Nisan 15, 2008
Halk, galeyan halinde “Kurtarın bizi bu zalimlerden” diye sokaklara dökülmüştü
Kalabalığın ortasından ihtiyar bir adamcağız kucağında taşıdığı bir çocuğu, birdenbire Fethi Bey’in ayaklarına atarak, “İşte size bir kurban! Başkalarını da veririz! Yalnız sen bizi kurtar!” dedi ve ağlayarak kendisi de, Fethi Bey’in ellerine sarıldı.
Fethi Okyar, Ahmet Ağaoğlu, ile Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı konuşmaktadır.
“Görünüyor ki neticede arzu, memlekette ihtiyatlı bir hürriyet havası estirmek ve memleketi yavaş yavaş hürriyete alıştırmaktır. Necip ve asil bir gaye! Fakat samimi olduğuna kani misiniz?”
“Kani oldum!”
“Teminat?”
“Teminat mı? Aramızda mektuplaşarak neşredeceğiz! Bu mektuplarla Gazi ikinci bir fırkanın kurulmasını arzu ettiğini ve bu fırkanın tesisi ve yaşaması için elinden geleni yapacağını açıkça beyan edecektir.”
Evet kâfi teminattır. Şöhreti dünyayı kaplamış olan bir devlet reisi, daha dün Paris gibi bir merkezde sefiri olan ve evvelce de kendisine Başvekillik, Meclis Reisliği gibi makamlar tevdi etmiş olan ve eskiden beri yakın bir dostu bulunan bu zata karşı dünya ve millet önünde yapılacak bir taahhüdün üstünde bir teminat hayale bile sığmaz!
“Evet, kâfidir, dedim. Bundan fazlasını talep etmek, en iptidai ahlâk ve nezaket bakımından ayıp bile olurdu!”
Herşeyi bozmak mevkiinde bulunan kudret ve kuvvet sahiplerinin verdikleri söz ve anlaşma için yegane müeyyide kendi vicdanları ve efkãdı umumiyedir. Bunun ikisinin de hiç sayılabileceğini tasavvur edebilmek için ahlaktan çok ağaşı bir insan olmak lâzım gelir! Binaenaleyh teminatı kâfi gördüm.
O dakikalarda Fethi Bey de teminatın samimiyetine inanmıştı. Lâkin sonradan bu kanaatini değiştirdi ve bu noktada benimle daima münakaşa ederek, Gazi’nin tâ ilk günden samimi olmadığını, kendisine tuzak kurulmuş olduğunu iddia edip duruyordu. Fakat, Londra Sefiri olduğundan beri bu hususa ait fikrini bilmiyorum. Acaba iddiasında yine sabit midir?
Gelelim bahsımıza.
Fethi Bey’e sordum:
“Pekâlâ! Fırka kurmak için para lazımdır. Paranız var mı?”
“Gazi para da veriyor!”
“Alâ! Bu da fikrin ciddiyetini ispat edecek bir alâmettir.” (Daha sonra işittiğime göre Serbest Fırka tecrübesi için oldukça mühim bir para verilmiş, fakat bu para fırkanın idare heyetini teşkil eden Fethi Nuri ve Tahsin Beyler tarafından fırka işlerine ve fakat fırka erkânına hiçbir vakit hesap verilmeksizin harcanmıştır.)
“Dahası vardır. Gazi bize şimdiden yetmiş, seksen mebus bile ayıracaktır. Bunun için benden bir liste bekliyor.”
“Ne âlâ!”
“Beraberiz, değil mi?”
“Biraz düşüneyim!”
“Düşününüz! Fakat size çok güveniyorum.”
Ayrıldık.
Gerçekten Fethi Okyar ve Gazi arasında bir mektup teatisi başlamıştır. Ve bir gün Ahmet Ağaoğlu, Fethi Okyar’la birlikte Gazi’nin karşısında sigaya çekilmektedir. Hâlâ Serbest Fırka’ya katılmaya razı olmamıştır. Sonradan haklı çıkacağı endişeleri vardır.
“Arzetmek istiyorum ki, zatı devletinizin vaziyeti sarih değildir. Eski fırka olduğu gibi kalıyor, onun başında yine İsmet Paşa devletin bütün kuvvetlerine, cihazlarına, vasıtalarına hakim olarak kalıyor. Bütün bunlar yetişmiyormuş gibi zatı devletleri de dünyaya yayılmış şöhret ve prestijinizle yine o fırkanın başında kalıyorsunuz! Buna mukabil her türlü vasıtadan mahrum Fethi Bey çıkıyor. Kim gider onun yanına?
“Sen gidersin!”
“Ben gitmem!”
“Niçin?”
“Sizden ayrılmam!”
“Neden ayrılmazsın? Bana bitişik misin?”
“Etinize, kemiğinize bitişik değilim. Fakat ifade ettiğiniz mânaya bitişiğim.”
Gazi artık kızdı ve bu gibi hallerde yaptığı gibi mendilini yan cebinden çıkardı, burnunu sildi ve başını yükseğe kaldırarak:
“Bana, senin karıştırıcı adam olduğunu söylerlerdi. Ben inanmazdım. Hakikaten sen karıştırıcısın!”
Fethi Bey söze karıştı ve “Paşam, Ahmet Beyin fikirleri doğrudur” dedi.
Paşa büsbütün kızdı:
“Ahmet Beyi ben iyi tanırım. Onun bütün endişesi her tarafını emniyete alınmış görmektir. Şimdiye kadar ötede beride, Meclis koridorlarında, gazete sütunlarında didinip duruyordu, işlerin iyi gitmediğinden şikâyet ediyordu. Şimdi kendisine açıktan söylemek, kusurları görmek, hataları doğrultmak imkanı veriliyor. Neden tereddüt ediyor?” dedi.
Ahmet Ağaoğlu sonunda Serbest Fırka’ya girmeye razı oldu. Artık İsmet Paşa tüm nutuklarında daha yeni kurulmuş ve hızla örgütlenen Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı irticanın merkezi olarak göstermektedir.Tıpkı bugün olduğu gibi o günde bir şahsa veya partiye atılabilecek en kolay çamur irtica çamurudur. Çamuru at! Tutmazsa izi kalsın… Ahmet Ağaoğlu’da hatıralarında değişik bir Gazi portresi çizmektedir:
Zaten daha sonra da göreceğimiz üzere nihayeti gelmeyen bütün bu yenilikler Gazi’nin psikolojisine has olan bir ihtiyacın doğurumudur. Bu bakımdan bu yenilikler hakikaten bir ihtiyaç mahsulüdür.
…
Serbest Fırka’nın kurulması ile iş ciddiyet kesbetti, verilen hakikat olmak kabiliyetini gösterdi. Artık Cumhuriyet Halk Fırkası yalnız başına kalarak vaziyete hakim değildi. Yeni Fırkayı Gazi’nin tuttuğu duyulunca eski Fırkanın o zamana kadar halk üzerinde icra ettiği korku hisleri yok oldu. Halk sel gibi bir tarafa akmaya başladı. Yeni Fırkanın seçime karıştığı takdirde büyük bir ekseriyet kazanacağı anlaşıldı.
Fakat Gazi buna tahammül eder miydi?
Gazi’nin psikolojisini yakından mütalea etmiş olanlar için bu bir mesele idi. Unutmamalıydı ki Gazi eski Fırkasını terketmemişti. O yine onun fırkası idi. Öteki ise yalnız üvey evlat derecesinde bir kombinezon aleti idi! Binaenaleyh, iş ciddileşip de Gazi Fırkası mağlup olduğu takdirde, Gazi’nin bunu kendisi için ağır bir darbe telakki edeceğinde ve karşı tedbirler almaya koyulacağında tereddüt etmemeliydi.”
Ve Serbest Cumhuriyet Fırkası hızla örgütlenmeye başlamıştır. En güçlü davette, İzmir’den gelmiştir. Fethi Okyar, Çanakkale üzerinden İzmir”e geldiğinde de yer yerinden oynamıştı, adeta. Ama vali, polis ve ordu sözbirliği etmişcesine Okyar’ı engellemeye çalışmaktadır. Gerekçeleri de masumanedir:
- Halk galeyan halindedir, güvenliğinizi sağlıyamayız!
Doğruydu, halk galeyan halinde idi, ama Serbest Cumhuriyet Fırkası’na ve liderine karşı:
- Kurtar bizi bunlardan, galeyanı..
“Kalabalığın ortasından ihtiyar bir adamcağız, kucağında taşıdığı bir çocuğu birdenbire, Fethi Bey’in ayaklarına atarak,
“İşte size bir kurban! Başkalarını da veririz! Yalnız sen bizi kurtar!”
Dedi ve ağlayarak kendisi de, Fethi Bey’in ellerine sarıldı.
Manzara müthiş derecede tüyler ürpertici idi. Kanlara boyanmış körpe mektepli bir çocuk, Fethi Bey’in ayakları altında son nefesini veriyordu. Babası da Fethi Bey’in ellerine sarılarak yakıcı bir lisanla daha başka evladını da kurban vermeye hazır olduğunu söylüyordu!
“Yalnız bizi kurtar! Kurtar bu zalim mutemetlerin ellerinden!” diye yalvarıyor!
Herkes başını aşağı dikmiş ezici bir sıkıntı içinde ne yaptığını bilemiyor! Fetih Bey’in gözleri yaşarmış, bazıları hüngür hüngür ağlıyorlar!
………………….
İşte bütün bu vaziyetler karşısında, bizde Gazi’nin niyetleri hakkında şüphe uyanmaya başladı. Bir taraftan o bizi iş görmeğe, teşkilat yapmaya, seçime karışmaya dürtüyor, öte yandan da bütün bunlar, dolayısiyle kızışmakta olan yangını söndürmek için kımıldamıyordu! Bilhassa seçimlerde apaçık görünen haksızlıklara, kanunsuzluklara, polisin, jandarmanın ve bazen de askerin karıştırılmasına karşı ses çıkarmıyordu. Bu hususa ait bütün şikâyetlerimiz boşa gidiyordu. Halbuki halkı bilhassa rencide eden, tahrik eyleyen, arasına nefret sokan bu gibi hallerdi!”
Kimbilir belki de, Gazi kendi kontrolünde bir siyasi Fırka kurdurarak, ona barometre vazifesi gördürüyordu. “Halkın ne yapacağı belli olmaz” diyen bir Gazi bu yolla hem halktaki hoşnutsuzluğun derecesini ölçecek, hem de bir muhalif Fırka ile bir süre o boşluğu kendi inisiyatifi ile dolduracaktı. Tabiat boşluk kabul etmezdi zira. Siz doldurmazsanız birileri doldururdu. Nitekim yakın bir zamanda Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası denemesi yaşanmış ve ayniyle sabit olarak görülmşütü. Fakat bu denemede de barometrenin patlamak üzere olduğu görülecekti. Serbest Cumhuriyet Fırkası birdenbire iktidar alternatifi bir konuma geçivermişti. Gazi, doğrusu bu kadarını da beklemiyordu. Durum vahimdi. Bütün gayr-i memnunlar Serbest Cumhuriyet Fırkası’na akın etmişler ve orayı halk için cazibe merkezi, Gazi, için tehlike merkezi haline getirmişlerdi.
Bu durumda iş yine Ali Fethi Okyar’a düştü. Terakkiperver Cumhuriyet Partisi’nin feshedilmesi için Kazım Karabekir Paşa’ya tehdit mesajını götürmek zorunda kalan Okyar, bu defa aynı tehdide muhataptı. Durumun ciddiyetini kavrayan Ali Fethi Okyar, bir beyanname neşrederek, siyasi harakiri yaptı. Partisini kendi eliyle kapatıyordu.
“Büyük Gazi’miz Mustafa Kemal Hazretleri’nin teşvik ve tasvibi ile Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı tesis etmiştim. Kanaatimce, bu teşvik ve tasvip, tabiatiyle teşkil edeceğim Fırkanın, Gazi Hazretleri’ne karşı, siyasi mücadeleye girmek ihtimalini bertaraf ediyordu. Esasen bu karar haricinde siyasi bir teşekküle vücut vermek mesuliyetini almayı hatırıma getirmemiştim… Halbuki tahakkuk eden şekle göre, Fırkamızın atiyen Gazi Hazretleri ile siyasi saada, karşı karşıya gelmek vaziyetinde kalabileceği anlaşılmıştır; bu vaziyette kalacak siyasi bir teşekkülün mevcudiyetini, Fırka müessisi sıfatiyle, muhafaza ve idameyi muhal buluyorum… Bu sebeple Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın feshine karar verdim. Bu kararın teşkilatımıza tebliğini rica ederken, bana itimat eden ve benimle teşriki mesai eden Cumhuriyetçi arkadaşlarıma derin minnettarlığımı arzederim.
Ali Fethi Okyar, kendisi öldükten bir süre sonra yayınlanmasını istediği hatıralarında, en çok Serbest Cumhuriyet Fırkası’na girdiği için İsmet Paşa’nın gazasına uğrayacak olan yol arkadaşlarına üzüldüğünü söyleyecektir. Okyar, inkılapların sahibinin satranç tahtasında bir kere daha piyon olarak kullanıldığını anlayacak, Gazi’ye kırgınlığını ise mezara kadar yüreğinde taşıyacaktır.
Yarın: Demokrat Parti
nasıl kapatıldı?
İsmet Paşa: Serbest Cumhuriyet Fırkası irticanın merkezi oldu! “ için “ilk yorum ”
Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?



[…] İsmet Paşa- Serbest Cumhuriyet Fırkası irticanın merkezi oldu! […]