Umut - Der den sağduyu çağrısı
Mart 27, 2008

Umut -Der son süreçte inançlı insanlara yönelik sözlü ve fiili saldırı olaylarıyla ilgili bir basın açıklaması yaptı. Bölgenin hassas dengeler üzerine kurulu olduğu vurgulanan açıklamada, tekrardan bir kaos ortamının oluşmaması, toplumsal barışın sağlanması için tüm STK’lar kanaat önderleri, vakıf ve sendika yöneticileri duyarlı olmaya çağrıldı. MUHTEREM HALKIMIZ
Buraya kadar zahmet edip gelme duyarlılığı gösterdiğiniz için teşekkür ederiz.
Burada toplanmamızın asıl amacına geçmeden önce sizlerden ricamız, gerek basın açıklamamızı yaparken, gerekse de basın açıklamamızdan sonra hiçbir provakatörün provakatif tahriklerine gelmeden, kimliğimize yaraşır, onurlu bir sükunet havasında dağılmamız ve her konuda olduğu gibi bu konuda da örneklik teşkil etmemizdir..
SAYIN BASIN MENSUPLARI VE KIYMETLİ HALKIMIZ
Malumunuz olduğu üzere, çok hassas dengeler üzerinde bulunan bir ülkede ve aynı hassasiyetlerin en açık şekilde yaşandığı bir bölgede yaşıyoruz. Bu durum herkesin malumu olduğundan, sizleri gereksiz ayrıntılar ile sıkmak istemiyor ve asıl meramımızı sizin ile paylaşmak istiyoruz.
Son zamanlarda sizlerinde basın yayın yolu ile şahit olduğunuz gibi, inançlı kesime yönelik sözlü ve fiili saldırı ve tahrik olaylarında, sistematik ve periyodik artışlar gözlenmekte ve doğrusu bu bizleri son derece kaygılandırmaktadır. Bizler, bu halkın yüreğinden çıkan UMUT-DER camiası olarak, bu kaygıyı yüreğimizin ta derinliklerinde hissediyor ve bu kaygıda da son derece haklı olduğumuza inanıyoruz. Özellikle yakın geçmişte -Daha açık dillendirmek gerekirse 90′lı yıllar dediğimiz süreçte - bölgemizde yaşanan ve neticede tüm insanlarımızın zararına olan hadise ve vakıalar hepimizin malumudur. Biz şunu rahatlıkla iddia edebiliriz ki, şu veya bu şekilde, dolaylı veya direkt bu kaos döneminden nasibini almamış, mağduriyet yaşamamış hiçbir insanımız yoktur. Bugün burada toplanmamızın asıl amacı, söz konusu acı tabloları insanımızın önüne geçilemez kaderiymiş gibi yapmaya çalışan-lara-, sözümüz sözde Halkçı ve Özgürlükçülere, aslında ise provakatör ve halk düşmanlarına, bunun faydadan ziyade insanlarımıza zarar verdiğini ilan etmek ve haykırmaktır.
Siz değerli basın mensuplarını ve halkımızı, oluşturulmak istenen kaos ortamı ve bizi bu basın açıklamasını yapmaya sevkeden nedenler hakkında kısaca bilgilendirmek istiyoruz. İnanıyoruz ki bu bilgilendirme ile beraber bize hak verecek ve bu kirli tezgahı kuranlardan sizlerde tiksinecek ve hatta nefret edeceksiniz.
Son zamanlarda halkımızın oyları ile T.B.M.M’ ne girmiş, sözde halkımızı temsil adına nutuklar atanlar ancak fırsat buldukça insanlarımızın kutsal değer yargılarını küçümseyen, tehditvari, alayvari, düşüncesizce açıklama ve beyanlarda bulunanlar, hakikatte bu halkı asıl Müslüman kimliği ile tanımamış ve kabullenmemişlerdir. Ayrıca D.T.P yetkililerinin bilinçli ve kasıtlı olduğuna inandığımız, hedef ve şahıs belirterek açıkça adres verdikleri kimi inançlı dernek ve vakıflara saldırıların artması son derece üzücü ve tahrik edicidir. Herkesin veya her kesimin sağduyulu olması icap ederken, üstelik halkımızın da buna en fazla ihtiyacının olduğu, toplumsal uzlaşının egemen olması gereken kritik bir dönem ve zamandayız. Oysa her fırsatta yukarıda bahsettiğimiz sorumsuz ve düşüncesiz beyanatlarda bulunan kişileri bugün huzurunuzda kınıyor ve tel’in diyoruz. Roj TV’yi adeta kutsallaştırıp ” Kabe ve Medine Müslümanlar için ne kadar mukaddes ise ROJ TV de kürtler için öylece kutsaldır.” diyen bir zihniyet halkımızın asla ve asla temsilcisi ve zihniyeti olamaz. Ve açıkça beyan ediyoruz ki, bu zihniyete sahip olanlar kesinlikle ve kesinlikle müslüman halkın değil, olsa olsa dar kalıplar içerisine sıkışan grupların ve şahısların vekili olabilirler.
D.T.P’ nin miting ve basın açıklamaları sonrası dağılan grupların, kardeşliği temsil eden özel gün ve zamanlarda bile işi provakatif eylemlere ( Yürüyüş yapma, Kepenk kapatma, İşyeri yağmalama ve kundaklama ) dönüştürmesi artık yabancısı olmadığımız ve tüm halkımızın da nefretle karşılayıp
yakından izlediği sıradan işler haline gelmiştir. Son zamanlarda bu sıradan işler tehlikeli boyutlara ulaşmış olup halkımızın kutsallarına saldırı politakası halini almıştır. Hususen son iki gündür Van’da ve Yüksekova’da yani ayın 24 ve 25 inde yapılanlar haddi aşan ve tahrik edici eylemlerdir ki;
BUNLAR:
1- Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde nevroz gösterileri sonrasında sokağa çıkma yasağının olduğu 24 MART 2008 Pazartesi günü, hiç ilgisi ve alakası olmadığı halde ve belki de bizi bu basın açıklamasını yapmaya sevkettiren, düşündüren ve ne oluyor, kimler ne yapmaya çalışıyor dedirten olay DTP nin düzenlediği cenaze yürüyüşü esnasında gerçekleşmiştir. O sırada kapalı bulunan MUTAZAF-DER Yüksekova temsilciliğine doğru yürüyüşe katılan grub tarafından Mustazaf- Der şubesinin etrafında kirli hesaplar peşinde olduklarını ispatlarcasına taşlı ve molotoflu saldırıda bulunulmuştur. Bununla da yetinilmemiş ertesi gün yani dün aradan daha 24 saat geçmeden tekrardan bir grup DTP li provakatör yine işbaşında… Hedef yine Mustazaf -Der Yüksekova temsilciliği. MUTAZAF-DER Yüksekova temsilciğine gidip içeride bulunan Başkan Abdullatif Durna’yı darp edip tehdit etmişlerdir. İçeri giren şahıslar başkana “Bize zarar veriyorsunuz, hesap vereceksiniz” deyip başkanı tartaklamış ve kinlerini bu seferde Kuran-ı Kerim’e saldırarak, bira şişesini Kuran-ı Kerimin üzerine koyarak göstermişlerdir. Buradan çıkan grup aynı şekilde İslami kimlikleri ile tanınan markete de taş ve sopalar ile saldırarak orda bulanan 3 market işleticisini yaralamışlardır. Bu yetmiyormuş gibi DTP li bir vekilin aynı gün Yüksekova’ya gidip dini hassasiyetlere yönelik provakatif açıklamalarda bulunarak “Kürtler ne olursa olsun Nevruz bayramından vazgeçmezler. Kurban bayramından vazgeçebilirler, kurban kesmeyebilirler, kutlamayabilirler, bu yıl ise kutlamadılar. Yine Ramazan bayramından vazgeçebilirler kutlamayabilirler. Ancak Kürtler Nevruz bayramından vazgeçmez.” şeklindeki beyanları bu olayların aynı merkezden yönlendirildiğinin en büyük işaretidir. Bu tür açıklamalar Bölge halkı için endişe verici boyutlara ulaşmış olup bu beyanlar o ideolojiye inananların görüşüdür kürt halkının görüşü değildir.
2- Ayrıca Van’da yine son Nevruz kutlamalarıyla başlayan olaylar sonrasında Hacı Bekir Mahallesinde bulunan islami kimlikleri ile tanınan Van Öğretmenler Derneğine bağlı okuma evi kundaklanmıştır. Okuma salonu çıkartılan yangın ile kullanılmaz hale gelirken, içerdeki birçok İslami eser yanmış olup, kundaklamayı yapan DTP’li grup intikam sloganları atmışlardır.
Bu yapılanlar ilk değildir. Özellikle son aylarda bu türden saldırılar bölgemizin farklı merkezlerinde sıkça yaşanmıştır. Bu tehlikeli ve provakasyonlara açık eylemler ise şunlardır:
3- Bölgemizde bir çok etkinliğe beraber katıldığımız ve bizim gibi İslami hassasiyeti ile tanınan kardeş dernek Mustazaf- Der‘in Mersin şubesi 2 kez aynı partinin mensupları tarafından kundaklanmıştır. Ve farklı bir vakitte aynı şubenin önünde slogan atılıp taciz atışı yapmışlardır.
4- Yine Yüksekovada aynı derneğin temsilciliğine DTP den çıkan 100 kişilik bir grup tehditler savurmuş, ayrıca dernek üyelerinin evlerine de gidip ” Bizim dışımızda hiç kimse burada faaliyette bulunamaz.” şeklinde ölümle tehdit etmişlerdir.
5- Aynı derneğin Diyarbakır Bağlar şubesine, Diyarbakır belediye başkanının yaptığı basın açıklaması sonrasında yapılan yürüyüşte taşlı saldırıda bulunulmuş, derneğin iki çalışanı yaralanmıştır. Yine aynı güzergahta bulunan islami kimliği ile tanınan EHİDER okuma salonuna aynı şekilde saldırmışlardır. Aynı tarihlerde aynı özelliklere sahip birkaç market ve araçlar da aynı kesim tarafından kundaklanmıştır.
6- Batman’da herkesçe bilinen derneğimiz UMUT-DER in faaliyetlerine ve üye ile gönüllülerine de çirkin davranışlarda bulunulmuştur. 15 Şubat olaylarında Pazaryeri mahallesinde de gösteri yapan grup tarafından, örtülü bir bacımıza taşlı saldırıda bulunulmuştur.
7- 23 MART 2008 Cumartesi günü Petrol mahallesinde “FİLİSTİN AĞLIYOR KARDEŞLİK NEREDE” adlı mitingin sesli anonsunu yapan ve aynı zamanda yardım dağıtım aracı olarakta kullandığımız dernek üyemize ait araç çocuklara taşlattırılıp, camları kırdırılmıştır.
8- Aynı mahallede bulunan UMUT-DER temsilciliğinin önüne gelen bir grup çocuğa, hakaretvari sloganlar attırılmıştır.
9- Hürriyet mahallesinde bulunan dernek üyemizin iş yeri 15 Şubat gösterisinde göstericiler tarafından molotof la yakılmak istenirken işyeri sahibi tarafından engellenmiştir.
10- Aynı tarihte Siirt merkezde kimi cami ve Kuran kursları da taşlanmıştır.
11- Diyarbakır merkezde, 25 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelerek ortaklaşa yapmayı kararlaştırdıkları Başörtüsü Yasağını protesto içerikli basın bildirisini, Dicle Üniversitesinde malum çevreye mensup üniversite öğrenci derneğinin, sabote ve provake etme çabaları STK’ların sağduyulu girişimleri sayesinde engellenmiştir.
Ve daha belli belirsiz, aydınlatılmayı bekleyen pek çok irili ufaklı hadise ve vakıalar mevcuttur. Olaylar zinciri çok uzadığı için bunlara değinmeyeceğiz.
Tüm bu olup bitenler - Gizli güçler bölgede toplumsal çatışmalara zemin mi hazırlıyor?- diye düşündürüyor.
EVET DEĞERLİ BASIN MENSUPLARI, MUHTEREM HALKIMIZ, SEVGİLİ ÜYE VE GÖNÜLLÜLERİMİZ
Umut-Der Camiası olarak şunu tüm içtenliğimizle ifade ve beyan ederiz ki,
Kürt halkı inancına, yine inancının paralelindeki örf ve adetlerine, kutsallarına son derece bağlıdır ve bağlı olacağına olan inancımızda sonsuzdur. Bunun böyle bilinmesinde fayda görüyoruz. Bunun farkında olmayan tüm bulanık zihinlilerin de artık bunu kabullenmelerinin vakti geldi diye düşünüyoruz. Bu halk kendisi üzerindeki tüm karanlık entrikaları geçmişten de ders ve ibret alarak atlatacak ve senaryoları boşa çıkaracaktır inşallah.
Bu vesile ile basın açıklamamıza şu çağrıyla son vermek istiyoruz. Her fırsatta kepeng kapattırmak, kendileri gibi düşünmeyen ve düşünmek istemiyen insanların rızık kapılarını yağmalayıp tehditler savurmanın halkçılık ve yurtseverlikle bir ilgi ve alakası yoktur. Belirttiğimiz bu olayların gelişmesinde DTP yöneticilerinin açıklamaları ve onların etkinlikleri sonrasında meydana gelmesi nedeniyle DTP yöneticilerinden bölgeyi tekrardan kaosa sürükleyici söz ve davranışlardan kaçınmalarını ve toplumsal sükunetin sağlanmasına yönelik açıklama ve davranışlarda bulunmalarını tavsiye ediyor ve yapılanları kınıyoruz.
Çünkü hassas dengeler üzerinde kurulu bölgemizin tekrardan bir kaosa sürüklenmesinin geçmişte olduğu gibi tüm bölge halkının huzurunu bozacağına inanıyoruz. Bu nedenle toplumsal barışın sağlanması yönünde tüm STK ları da gelişen olaylar karşısında duyarlı olmaya çağırıyoruz.
Siz değerli ve duyarlı basın mensuplarına, inançlı halkımıza, halk nezdinde ki saygın ve etkin şahsiyetlere, dernek, vakıf ve sendika temsilcilerine ve onların şahsında tüm üye ve gönüllülerine ilan olunur ve duyurulur.
Katılımınız için hepinize teşekkür ederiz.
UMUT-DER
YÖNETİM KURULU ADINA
DERNEK BŞK.
İSA AYDIN
Umut - Der den sağduyu çağrısı “ için “ilk yorum ”
Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?



zulumle taşlamalarla halkı sindirip dtp ye yaklaştırmaya çalışmak kadar alçakça bir şey olamaz.mustazaf-derin bu açıklamasını haklı buluyor tavırlarından dolayı tebrik ediyorum.gerçektende kürt halkının temsilcisiyiz diyen dtp ye baktığımızda : önder resululah mı(apo mu)kıble kabe mi(roj tv) yol islam yolumu insanca mı (sosyalizm veya izmler mi)dava ne acaba? şunu anlamak lazım bunların yapmak istediği şeyler dış güçlere yarıyor(israil amerika)…