Başörtüsü Düzenlemesi Millet Mutabakatına Uygun Olmalıdır

Ocak 31, 2008

Hukukçular Derneği’nin önderliğinde birçok STK, başörtüsü konusundaki mutabakatın milletin mutabakatına uygun olması gerektiğini ifade ettiler.
Başörtüsü Düzenlemesi Millet Mutabakatına Uygun Olmalıdır

Aşağıda imzası bulunan sivil toplum kuruluşlarının kabul ettiği üzere Türkiye’de başını örten kadınların temel haklarından yoksun bırakılmaları sürekli ülke gündemini meşgul eden bir sorun niteliğindedir. Artık kabul edilemez boyutlara ulaşan bu ayrımcılığa soruna son verilmelidir. Bu noktada MHP ve AKP’nin üniversitelerdeki başörtüsü yasağını sona erdirecek girişimlerde bulunması olumlu karşılanmıştır.

Ancak meclise sunulan Anayasa ve yasa değişikliği teklifi, mevcut sorunu çözecek nitelikte değildir. Mutabakat metni, sivil Anayasa sürecinde partilerin bizzat kendilerin teklif ettikleri metinlerin çok daha gerisinde kaldığından, hayal kırıklığı oluşturmuştur.

Öncelikle dikkate alınması gerektiği üzere başörtülü kadınların talebi, ayrımcılığa maruz kalmadan tüm temel haklarını kullanabilmelidir. Bunu engelleyen herhangi bir Anayasa ya da yasa hükmü bulunmamaktadır. Özellikle üniversitelerde başlatılan uygulama da mevzuat değiştirilmeden 98 sürecinde başlatılmıştır. Fiili olarak gerçekleştirilen ve Mahkeme kararlarındaki yorumlarla desteklenen yasağın niteliği, net ve başka yorumlara imkan vermeyecek şekilde düzenlemeler yapılmasını gerektirmektedir.

Bu nedenle genel olarak halk AKP’nin “kimsenin kılık kıyafeti nedeniyle yükseköğretim hakkından mahrum bırakılmayacağına” ilişkin Anayasa önerisini ve MHP’nin ilk olarak teklif ettiği “devletin hizmetin sunulmasında ve alınmasında eşitlik ilkesine uygun hareket etme zorunluluğu”nun Anayasa da açıkça yer almasını desteklemiştir.

Ancak iki partinin mutabakata varması sonucu elde edilen metin daha önce üzerinde tartışılan tekliften çok daha yetersizdir. Önerilen değişiklikte, Anayasa’nın 42. maddesine eklenmesi teklif edilen; ifadeleri fiili sorunu çözmeyecektir. Zaten yürürlükteki Anayasa’nın 13. maddesi gereği, temel bir hakkın kanunda açıkça sebep olmayan hallerde kısıtlanmasına imkan yoktur.

Konunun Yüksek Öğretim Kanununa atıfla çözülmek istenmesi de hatalıdır. “Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydı ile yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafet serbesttir” ifadesini taşıyan “Ek 17. madde halen yürürlüktedir. Anayasa’nın 153. maddesinin 2. fıkrası Anayasa Mahkemesi’nin kanun koyucu yerine geçerek yeni kural ihdas etme yetkisi olmadığını açıkça ifade ettiğinden, karar gerekçelerindeki yorumların hukuki bir yasaklama gerekçesi olmasına imkan yoktur.

Bu nedenle 1991 de verilen Anayasa Mahkemesi kararına rağmen 1998 yılına kadar üniversitelerde, kılık kıyafet serbestisi kanun koyucun öngördüğü şekliyle uygulanmıştır. Başörtülü öğrencilerin sınavı kazanan herkesle aynı şekilde eğitim haklarını kullandıkları dönemde hiçbir öğrenci kıyafeti nedeniyle diğerinin hakkını kısıtlamamış, bu durum örtülü olmayan öğrencilerinin mahalle baskısına maruz kalmalarına neden olmamış, öğrenciler arasında çatışma çıkmamış, siyasi içerikli yaşam biçimi insanlara dayatılmamış, çarşaflı, peçeli, poşulu insanlar üniversiteye girmemiş ve devlet düzeni değişmemiş ve Türkiye İran ya da Malezya olmamıştır. Üniversitelerde başın örtülmesinin yasaklanmasını gerektirecek somut tek bir olumsuzluk yaşanmamıştır.

Bu noktada geçmişteki fiili pratiğin aksine geleceğe yönelik korku senaryolarını izale etmek için yasalarda detay hükümlere yer verilmesi hatalıdır. Yüksek Öğretim Kanunu’na “başın örtülmesinin çene altından bağlanacak şekilde olması gerekeceğine” yönelik ifadeler en başta hukuk tekniğine aykırı olacaktır. Bir eteğin dar ya da bol olacağına ilişkin bir hükmün kanunda yer almasına imkan olmadığı gibi, başın nasıl örtüleceğine ilişkin bir hükmün yasada yer almasına imkan yoktur.

Anayasa’nın 10. maddesinin 4. fıkrasında devletin yükümlülüğü “sadece kamu hizmetin yararlanılması” ile sınırlandırılması da hatalıdır. Anayasa’nın ve genel eşitlik ilkesi uyarınca zaten devletin ve kurumlarının kanun önünde eşit davranma yükümlülüğü bulunmaktadır.

Bu noktada mutabakata metnindeki ifadeler, hukuki olmayan ancak fiili yorumlarla gerçekleştirilen başörtüsü yasağını çözmekte yetersiz kalmaktadır. Devlet, sivil toplum kuruluşları ve tüm bireyler temel hak ve hürriyetlerin kısıtlanmaması yönünde sorumluluk sahibidir. Sorunu çözüp yasağı kaldırmak yerine farkında olmadan yasağı anayasaya taşıyacak düzenlemeler yapılmamalıdır.

Hukukçular Derneği Başkanı

Av. Kamil Uğur Yaralı

DESTEK VEREN KURULUŞLAR:

Akabe Eğitim ve Kültür Vakfı, AKDER, AKODER, Araştırma ve Kültür Vakfı, ASDER, Başak Grubu, Başarı Grubu, Beyaz Gül Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Cemre Grubu, DİLSAT, DİVANDER, Dost Hanımlar Derneği, ECZADER, ENSAR Vakfı, Erdem Ahlak ve Kültür Derneği, Ev Kadınları Derneği, Genç İletişim Grubu, Gönenli Mehmet Efendi Vakfı, HİKDE, İHH, İstanbul Kadın ve Kadın Kuruluşları Derneği, Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği, İNSAN Vakfı, Kadın Sağlıkçılar Derneği, Kadın STK’ları Destekleme ve Geliştirme Grubu, MAZLUMDER, Merhamet Girişim Grubu, ÖZGÜR-DER, Özlenen Çocuk Derneği, Sağlık İş Sendikası, Sanatçı Kadınlar Grubu TİYEMDER, Uluslararası Hukukçular Birliği, Umutlar Sönmesin Derneği, Uluslararası İletişim ve Kadın Grubu, Yaşam Sevinci Grubu, Yeni Osmanlılar Derneği, Yoksul Aileye Destek Girişim Grubu

Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?