“Başörtüsü Yalnızca %1.5′in Sorunudur”dan, “Siyasal Simgeyse Ne Olacak”a…
January 24, 2008
Başörtüsü önceleri sadece %1.5′in sorunuydu. Ancak şimdi; “başörtüsü siyasal simgeyse ne olacak?” serbest bırakılması gerekir söylemlerine dönüştü. Aralarında uçurumlardan da büyük olan bu iki söylem arasındaki fark nereden türedi peki? AKP hükümetinin elindeki kozun büyüklüğünden mi? Yoksa mecliste diğer muhafazakar parti olan-ya da öyle görünen ama mescid imamını kovan- MHP’den de destek alarak ilk 4.5 yılda söyledikleri toplumsal mutabakatı böylece gerçekleştireceklerini düşündüklerinden mi? Her ikisinden de bağımsız farklı düşüncelerden mi? Yoksa ilk 4.5 yıllık iktidarları döneminde %1.5′in sorunu olan başörtüsü, mahalle baskısıyla da artarak daha büyük bir kitlenin sorunu haline geldiğinden mi?AKP hükümetinin elindeki kozun büyüklüğünden olduğunu düşünürsek eğer, bu koz ilk iktidar dönemlerinde çok daha sağlam değil miydi? Buna rağmen niçin gerçekleştiril(e)medi?
MHP hükümeti ile birlikte toplumsal mutabakatı sağlayacaklarını düşünüyorlarsa eğer, toplumsal mutabakat böyle mi sağlanır? Aslında daha önce sorulması gereken soru; gerçekten toplumsal mutabakat gibi dertleri var mı?
Elbette son şık da konuşulmaya, üzerinde yazılıp çizilmeye değer.Ancak gelinen noktada tartışma programlarının yegâne reyting konusu, gazete manşetlerinin en süslü cümlelerinin öznesi oldu “siyasal simgeyse ne olacak?” sözü. “Siyasal simgeyse ne olacak?”a takılıp, arkada esas sorulması gereken soru atlanılmamalıdır.-Ki nitekim tartışma programları ve gazete manşetlerinin atladıkları konudur bu.- AKP hükümetine ne oldu da bu cümleyi sarfeder oldular?
Bunun sebeplerini yukarıda ihtimaller dahilinde söyledik ve ilk iki ihtimalin de neden olamayacağını yüzeysel bir biçimde açıkladıktan sonra; üçüncü ihtimal. Yani hükümetin farklı kaygılarla hareket ediyor olması, kalıyor geriye. Peki bu farklı kaygılar nelerdir?
AKP hükümeti, niçin bu “temcit pilavı”nı tekrar ısıtıp önümüze koyuyor?
Bana göre AKP hükümeti seçim çalışmalarının startını vermiştir. RTE bu söylemiyle, muhafazakâr seçmen tabanına göz kırpmış ve yaklaşan yerel seçimler öncesi, onların oylarına yine talip olduğunu göstermiştir. Bu hamasi nutka aldanarak oy vermeye gideceklere ise söylenecek söz; “oy’unuz, boy’unuzu aşacak ve boynunuzu açacaktır.”
Pazartesi itibariyle, hali hazırdaki Anayasa taslağı kabul edilse ve ülkede başörtülü okumak, demokratik bir hakkın gereği olarak serbest olsa ne değişecek? Pazartesi’den önce boğazlı kazak giyinip, bere takan bir öğrenci, bundan sonra başörtüsünü bağlayacak. Peki sonra? Söz gelimi bu öğrenci okuyup avukat olunca, doktor olunca ne olacak? Karşısına bu defa çok daha kalın bir duvar dikilecek: KAMUSAL ALAN. Ve bu duvara çarpmanın verdiği zarar çok daha büyük olacaktır. Dillendirilen çözüm önerilerinin hiç birisi “başörtüsü Allah’ın emridir ve bu yüzden serbest olması gerekir” anlayışıyla hareket edilmediği müddetçe, çözüm olarak nitelendirilemeyecektir.
“BAŞÖRTÜSÜ DEMOKRATİK BİR HAK DEĞİL ALLAH’IN EMRİDİR.”
Bize ait meseleleri, bizden olmayanlar bizimle konuşurlarken istiyorlar ki, kendilerine ait argümanları kullanalım. Başörtüsünü Allah’ın bir emri olarak değil, eğitim hakkı çerçevesinde isteyelim. Böyle olursa çünkü, biz eğitim sürecindeyken onlar, bizim hızımızı artırmamızı izleyip, KAMUSAL ALAN duvarının tuğlalarını daha sağlam örmeye başlayacaklar ve bizim de artırdığımız hızla o duvara çarpmamızın keyfini yaşamayı hayal edecekler.
Bizden olmayan ama bizimle, bize ait meseleleri konuşanlara; “Biz, başörtüsünü demokratik bir hak olduğu için değil, ALLAH’IN BİR EMRİ olduğu için bağlıyoruz” tokadını vurmamız ve yüzlerinde beliren-ki belirirse- kızarıkları izlememiz gerekir.
“SİYASİ SİMGE OLMAYAN BAŞÖRTÜSÜ 1.5 METRELİK KUMAŞTIR.”
Başörtüsü, politik bir simge değil ve fakat siyasal bir simgedir. Bir duruştur, bir nişandır. Başörtüsünü siyasi bir simge olarak takmayanlar elbette başörtüsünün altına, tesettüre yakışmayan giyim tarzlarını çekeceklerdir. Onların bağladığı başörtüsü de yalnızca bir metrelik bez kumaştır.
Başörtüsünü 1400 yıldır olduğu gibi siyasi bir simge olarak örtenler ise giyimlerini bu siyasi simgenin verdiği bilinç çerçevesinde yapacaklardır.
O halde Türkiye’de “başörtüsü” sorunu yalnızca %10′larda kalacaktır. Ve esaslı çözüm; %90′ların başörtüsü sorununu çözmek değil, %10′ların başörtüsü sorununu çözmekten geçer.
-Başörtülü kadının tanımı nedir? Kadın mı? Tesettürlü kadın mı? Yoksa Müslüman kadın mı?
-Elbette Müslüman kadın.
-Başını örtmeyenler Müslüman değil mi?
-Ben çalışkanım demek, senin tembel olduğunu göstermez ki
Hamza Yoldaş / cemaat.com
Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?


