Cibutide İslami yöneliş

Ocak 9, 2008


1980 sonrası Suudi Devleti’nin çabalarıyla halkta dini duyarlılık artmaya başlamış. Her mahallede gece kursları var.

Gündüz Fransız müfredatı ile Fransızca eğitim alan çocuklar, gece bu kurslarda Kur’an ve İslami ilimler öğreniyorlar.
Kadın ve aileden sorumlu Bakan Ayşe Muhammed Robleh, tiyatro yazarıymış. “Önceden tiyatro yazıyordum, şimdi oynuyorum” diyor. İlk elden espri olarak algılanabilecek bu cümle, daha sonra ülke meselelerine ne kadar uzak ve kayıtsız kaldığını öğrenmeye başlamamızla birlikte samimi bir itirafa dönüyor bizim açımızdan.
SUUDİ devletinin 1980′de medrese açması ve ihvandan gönüllü hocaların gelip dersler vermesinden sonra halkta sömürge döneminde kaybolan dini duyarlılık artış göstermiş. Her mahallede gece kursları var. Gündüz Fransız müfredatı ile Fransızca eğitim alan çocuklar, gece bu kurslarda Kur’an ve İslami ilimler öğreniyorlar.
Zorunlu eğitimin 10 yıl olduğu ülkede sadece 1 üniversite var, o da daha 2 yıl önce açılmış. Okuma yazma bilmeyenlerin oranının % 50′lerde olduğu tahmin ediliyor.
Fakirliğin en büyük sebebi olarak gat (çat diyorlar) görülüyor.
Nüfusu 684 bin olan Cibuti; Somali ve Etiyopya’dan göç alıyor.
Bir dönem halk arasında Kadirilik çok yaygın olduğu için insanlar “Biz, Şafii mezhebinden, Kadiri tarikatındanız” diyerek tanımlıyormuş kendini. Türk bayrağının, tıpa tıp Kadiri tarikatının sembolü ile aynı olduğunu söylüyorlar.
Doktorsuzluk başlıca sıkıntılar arasında yer alıyor.
İki gazete var. Bunlardan El Karn gazetesi Arapça, La Nation Gazetesi Fransızca yayınlanıyor. Resmi rakamlara göre % 40 olarak açıklanan işsizlik oranının ise % 70′lerde olduğu ifade ediliyor.
Nevevi Lisesi İlgi bekliyor
Cibuti birinci Cumhurbaşkanının eşinin yaptırdığı, ancak şimdi Al Bir’in idaresini yürüttüğü Arapça eğitim veren bir lise. Derslikten laboratuvara, kütüphaneden Arapça yayınlara kadar birçok ihtiyacı var. Burada bir öğrencinin aylık bursu sadece 15 dolar. Toplam 24 öğretmenin olduğu okulda öğleden sonra ev hanımlarına, akşam da öğrenimini başka okullarda yapan öğrencilere ders veriliyor.
Halk derslere ilgi gösteriyor, ancak bu ilgiye cevap verebilmek için de acilen ihtiyaçların karşılanması gerekiyor.
Kadın ve aileden sorumlu Bakanlığı da ziyaret ettik. Bakanlığa adımımızı atmamızla birlikte yaz tatiline girmiş de yeni öğretim yılıyla birlikte derlenip toparlanacak olan Anadolu okullarını andıran bir manzara ile karşılaşıyoruz. Birbirinin aynı olmayan yırtık dökük iki sandalye girişte. Tozlu kirli tavandan sarkan yine tozdan görünmeyen birkaç lambası kırık bir avize… Camlar ise dışarıyı göstermeyecek kadar kirli. Kısa bir bekleyişten sonra bakanın odasına alınıyor ve kendisini bekliyoruz. Az sonra elinde telefonu, anahtarı ve birkaç şeker, bir yandan da ağzındaki şekeri büyük bir iştahla yiyerek bize ‘hoş geldin’ edip tanışıyor. Geleneksel baş bağlamanın dışında önde saçlarını gösteren bir bone ile başını örtmüş olan bakan hanım çok da şen şakrak biri.
Tiyatro yazarıymış Ayşe Muhammed Robleh. Aynı zamanda yazdığı oyunlar sergileniyormuş hâlihazırda. “Önceden tiyatro yazıyordum, şimdi oynuyorum” diyor. İlk elden espri olarak algılanabilecek bu cümle, daha sonra ülke meselelerine ne kadar uzak ve kayıtsız kaldığını öğrenmeye başlamamızla birlikte samimi bir itirafa dönüyor bizim açımızdan.
Okuma yazma oranına dair bir veri bulunmuyor elinde. Dolayısıyla bilmiyor. Gat hakkındaki sorumuza ise “izleniminiz kötü olmasın gat hakkında” diye yanıt veriyor. Gatı kadınlar için bir iş sahası olarak görüyor. Gatın insanları iki saatliğine de olsa uyuşturup, hayal gördüklerini, neşelendiklerini belirtiyor. Bir kişinin kimi zaman gata 1000 franga kadar para ödeyebildiğini, kucaklarını doldurup bir bebek gibi taşıdığını anlatıyor.
Ülkedeki askeri üslere itirazı yok. Onları da bir nevi ülke ekonomisine katkı olarak görüyor. Ülkede çokuluslu şirket olup olmadığını sorduğumuzda ise ‘Ben bilmem, onu başka bakan arkadaş bilir’ diye yanıtlıyor. En önemli kadın sorunlarını ise eğitimsizlik, evlilik dışı çocuk ve genel problemler olarak tanımlıyor.
Her yerde ‘gat’ satılıyor
Erkekler, Cibuti şartlarında bir servet diyebileceğimiz 400 frankı Gat otuna veriyor. Bir maydanoz demeti kadar naneye benzeyen bu ot, insanları iki saatliğine uyuşturup tamamen sanal bir dünyada yaşamasını sağlıyor. Haram ya da mekruh kabul etmiyorlar. Belki de içinde bulundukları sefaleti birkaç saatliğine de olsa unutabilmek için tek umutları, sığınakları bu ot. 6 parti seçime katılıyor.
Muhalefet (TAF Hareketi) ittifak kuruyor, ancak her seçimde iktidar partisi RPP kazanıyor. Cibuti’nin ilk Cumhurbaşkanı Hasan Gulet, ülkeyi 25 yıl yönetmiş. ikinci cumhurbaşkanı olan İsmail Ömer Cili 1999′dan beri ülkeyi yönetiyor. Daha doğrusu sadece devletin kaynağını yiyor. İslami hareket olarak Pakistan Tebliğ Cemaati etkili. Cemaat üstünde kısmî bir baskı var.
ABD’ye kızgınlar
Ülkenin nüfusu Müslüman. Hristiyan nüfus, Amerikan ve Fransız askerî çalışanlarından oluşuyor. Halk Amerika karşıtı olan herkesi seviyor. ABD’ye Somali halkına yaptıklarından dolayı tepkililer. Dolayısıyla halk arasında Usame Bin Laden ve Saddam Hüseyin seviliyor hatta çocuklarına isimlerini ve soyisimlerini aynen veriyorlar. 11 Eylül olaylarından sonra ABD’nin kurduğu Afrika’nın en büyük askeri üssünde 2 bin ila 4 bin ABD askeri olduğu sanılıyor. Ülkede 2 bin Fransız askeri bulunuyor. Alman denizcileri karaya çıkmamış, ancak Cibuti sahillerine konuşlanmış durumdalar.
FRANSA ILE ABD’NİN NÜFUZ MÜCADELESI
1990′da başlayıp, 5 yıl süren Afar ve İsalar arasındaki iç savaş, ülkeyi adeta çökertmiş. Bağımsızlığından beri (1977) Fransa Cibuti’ye para yardımında bulunmuyor. Ülkede Fransa ve Amerika arasında rekabet var. Fransızlar yüzyıllardır sömürdüğü ülkede Amerikalıları görmekten hiç de hoşnut değil. Cibuti 30 milyon dolar dış yardım alıyor.
YARIN: 1 MİLYON İNSAN İÇİN 12 TANE HASTANE VAR

birinci bölüm :

Cibutide İslami yöneliş “ için “ilk yorum ”

  1. Sömürgecilerin Buti (yamyam) dedikleri ülke | Dünya’ya İnsanİ Bakiş on Ocak 9th, 2008 11:40 am

    […] İÇ SAVAŞ ÜLKEYİ ÇÖKERTMİŞ   […]

Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?