İSLAMÎ DÜZEN (ŞERİAT)

October 12, 2007

DİN VE KANUN
İslamî düzen, neslimizin düşündüğü, konuştuğu ve hissettiği ile bu kelimenin manası nedir?
İslami düzen, en kısa biçimde şu şekilde tanımlanabilir: Din ve kanun, terbiye ve güç, ülkü ve çıkarlar, manevi toplum ve dev­let, gönüllülük ve zorlamanın birliğidir.

Bu unsurların sentezi olarak İslami düzenin iki temel öngörü­sü vardır: İslami toplum ve İslami iktidar. İlki İslami düzenin içe­riği, ikincisi de formudur. İslami iktidar olmadan İslamî toplum tamamlanmamış ve güçsüzdür; İslamî iktidar ise İslamî toplum olmaksızın ya ütopya veya zulümdür.

Genel olarak Müslüman, birey olarak var değildir. Müslüman olarak yaşamak ve ayakta kalmak istiyorsa eğer o, ortam, toplu­luk ve düzen yaratmak mecburiyetindedir. O dünyayı değiştir­mek zorundadır, aksi taktirde o değişecektir. Tarihte var olan hiçbir hakikî İslami hareket yoktur ki aynı zamanda siyasî hare­ket olmasın. Bunun sebebi İslam’ın bir din olmakla beraber aynı zamanda da onun bir felsefe, ahlak, düzen, tarz, atmosfer, tek kelimeyle hayatın tamamını kuşatan bir şey olmasındandır. İsla­mî inanç ile, gayrı İslamî yaşamak, üretmek, eğlenmek ve hü­küm sürmek mümkün değildir. Bu durum ya münafıklar ya da mutsuz ve birbiriyle çatışan insanlar için geçerlidir. (Ne Kur’anı Kerim’i terk edebiliyorlar ne de bulundukları şartları değiştirmek için kendilerinde güç bulabiliyorlar). Ya bir çeşit Keşiş ve yalnız­lığı seçen kimseler (onlar dünyadan elini çekiyorlar çünkü o dün­ya İslamî değildir) veya nihayetinde İslam ile ilgili ikilemde olan insanlar ki bunlar İslam’ı terk edip var olan hayatı ve dünyayı olduğu gibi daha doğrusu başkalarının o dünyayı biçimlendirdik­leri gibi benimserler.

İslam? düzen toplumun bu gibi çatışmalarının olmadığı bir durumdur ve /Vlüslümanın bulunduğu ortamla tam uyum içinde olduğu bir sistemdir.

Müslüman toplumu nedir sorusuna biz: Müslümanlardan oluşan birliktir diye cevap veririz ve bununla her şeyin ifade edil­diğini düşünürüz ve iş bitmiştir.

Bu tanımlamanın özünde insanların oluşturduğu ve ayrılmaz parçası oldukları kurumlar sistemi, ilişkiler ve kanunlar yoktur ki onlar için şu tespitte bulunulmasın: İşte bu İslamî düzendir. Hiç­bir sistem kendiliğinden İslamî veya gayrı İslamî değildir. O, onu oluşturan insanlara göre öyledir.

Avrupalılar toplumun kanunlar yardımıyla düzene girdiğine inanmaktadırlar. Ta Eflatun’un “Devlef’inden toplumun mü­kemmel düzeni ütopyalarına, bu ütopyaların en yenisi olan Marksizm’e kadar, Avrupa ruhu, toplum ilişkilerinin basit bir şe­kilde değişmesiyle mükemmel bir topluma ulaşılacak bir taslak, bir şema peşindedir.

Bu sebeple Kur’anı Kerim’de izafi olarak çok az “kanun” var­dır. O daha çok bu dine uygun bir biçimde hayatı gerçekleştire­cek “din” talep etmektedir.

Kanunların çokluğu ve hukuki sistemin karmaşıklığı genel olarak toplumda “bir şeyin çürük” olduğunun ve yeni kanun yap­mak yerine insanları terbiye etme gereğinin işaretidir. Toplumun bozulmuşluğu belli bir sınırı geçtiği vakit kanunlar yetersiz (güç­süz) kalırlar. Onlar ya çürük yargı erkinin eline geçer veya bozuk toplumun gizli veya açık aldatmacasının aleti olurlar.

Orta ve Yakın Doğuda çok yaygın ve kök salmış olan üç kötü­lük, şarap, kumar ve sihir, uzun bir müddet için ve muazzam bü­yüklükteki bölgeden Kur’anı Kerim’in tek bir ayetiyle ve tek bir açıklama ile Allah onu haram etmiştir ortadan kaldırılmıştır. Bu din zayıfladığı zaman sarhoşluk ve batıl inançlar aynı güçle yeni­den ortaya çıkmış ve ortamın kıyaslanamayacak derecede üstün kültürel seviyede bulunması herhangi bir engel teşkil etmemiştir. Amerika’nın Prohibition Law (Alkolü Yasaklayan Kanun) as­rın bilimi adına ilan edilmiş ve dünyanın en teşkilatlı toplumla­rından birinin gücü vasıtasıyla hayata geçirilmiş olmasına rağ­men XX. asrın kırklı yıllarında, 13 yıllık umutsuz ve zulüm ile ci­nayetle dolu çabalarla beraber, nihai olarak geri çekilmek zo­runda kalınmıştır. İskandinav ülkelerinde aynı kanunun uygu­lanma teşebbüsü aynı başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Bu ve buna benzer birçok misal açıkça göstermektedir ki top­lum ancak Allah adına ve insanın terbiye edilmesiyle düzeltilebi­lir ve biz tek olan ve kesin olarak hedefe götüren bu yoldan git­meliyiz.

Ortaya koyduğu her türlü uygulamasında manevi ve iç kural­ları teyit ederek İslam burada durmamıştır. İslam, şeytanın elin­de bulunan vasıtaları koparmaya yönelik teşebbüste bulunmuş­tur. Eğer İslam insandünya ilişkisinde insanı merkeze almasay­dı din olmazdı; orada kalsaydı da o, sadece İsa’nın, insanın ülkü­sü ve ebedi ameli hakkındaki getirdiğini basit bir şekilde tekrar eden bir din olurdu. Muhammed (a.s.) ve Kur’anı Kerim’in vası­tasıyla İslam mükemmel insana, dış dünyaya, doğaya yöneldi ve böylece hayatın ve insanın tümünü kapsayan öğretisi oldu. Din­le kanun, terbiyeyle güç birleşti. İslam, düzen oldu.

Aliya İzzetbegoviç / İslam Deklarasyonu

İSLAMÎ DÜZEN (ŞERİAT) “ için “ilk yorum ”

  1. esed003 on November 17th, 2008 10:43 pm

    |^^^^^^^^^^^^\ ||\
    |__EMEĞE SAGLIK_| ||´””|””\___
    | _____________ l | |__|__|___|)
    (@!)!(@)”””””**|(@) (@)****|(@)sanmaki gul dikenin himayesin de
    dikenin itibari gulun sayesinde

    Dost dediğin matematiksel olmalı, sevinci çarpmalı, üzüntüyü bölmeli, geçmişi çıkarmalı, yarını toplamalıdır!!!…..Sevmedigin birine asla”seni seviyorum”deme.Içinde olmayan duygulardan varmis gibi sözetme.. Kimsenin hayatina kalbini kirmak için girme.. Sevgi dolu bakan gözlere asla yalan söyleme,cünkü birine verebilecegin en büyük aci, asik olmadigin birini kendine asik etmektir.

Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?