Zorunlu Din Dersi Anayasa Taslağında Yer Almıyor
Eylül 15, 2007
Sivil anayasa olarak ilan edilen yeni Anayasanın referanduma sunularak 12 Eylül darbesinin ürünü mevcut Anayasanın yerini alması planlanıyor. Devletin en temel resmi belgesine “Sivil” sıfatını takmak biraz Türkye’ye özgü bir garabet gibi görülüyor ancak daha önceki anayasaların hazırlanma tarzları göz önüne alınınca sivillik ifadesini kışlada hazırlanmayan anayasa olarak algılamak yerinde olur.
Yeni anayasa taslağında dikkat çekici değişikliklerden biri de din derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılması ve isteğe bağlı hale gelmesi. İslami kesim açısından bu değişikliğin olumlu karşılanmayacağını tahmin etmek zor değil. Bununla birlikte zorunlu Din dersleri konusunda Müslümanlara karşı yürütülen bir polemik maddesi olmaktan çıkarılması sonuç olarak kötü değil.
Biz İnsanların kendi iradi tercihleriyle hayatlarını tanzim etmelerinden yanayız. Dinde zorlama olmadığına inanıyoruz. Dolayısıyla birilerinin ” çocuğuma din derslerinin öğretilmesine razı değilim” demesi hoşumuza gitmese de, bu talebi onların hakkı olarak kabul etmek zorundayız. Bu ülkede müslümanlar yanında laik, Kemalist, Ateist, Alevi vb. kimlikten insanlarda yaşamakta. Bu insanların çocuklarını İslami bilgiler öğrenmeye zorlamanın adaletle bağdaşmadığı açık. Devletin eğitim alanında insanlara inanmadığı, istemediği bilgileri aktarması dini, felsefi, inanç ve tercih özgürlüğüne aykırı bir durumdur.
Aslında okullarda zorunlu din dersi diye okutulan derslerin din dersi değil, din kültürü ve ahlak bilgisi olduğu; üstelik sadece İslam dinine ait bilgilerin değil, tüm dinlerin genel manada öğretildiği söylene bilir. Yine bu derslerin içeriğinin Kuran’a, vahye uygun bir dinden ziyade düzenle barışık gayrı sahih bir din anlayışını yansıttığı; Atatürk ve Atatürkçülük konularının bu derslerin müfradatında yoğun bir biçimde yer aldığı gerçeğinden de haraketle din dersleri konusunu müslümanlara bir ayrıcalık şeklinde sunan çevrelerin tutarsızlığıda vurgulanabilir. Ama bu sonucu değiştirmiyor. İnsanlara ister tarihsel kültür, ister akide anlamında kabul etmedikleri inanç ve düşüncelerin aktarılması savunulmamalıdır. Yalnız bu noktada iki husus açıkca ortaya konulmalıdır.
1- Din derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılmasını kabul ediyoruz ama önclikle dini eğitim alanında uygulana gelen yasaklarında tümüyle kaldırılmasını taleb ediyoruz. Tamam devlet öğretmesin ama öğretmek yada öğrenmek isteyene de engel oluşturmasın! Orada burada Kuran eğitimi alan çocuklar Jandarma baskınlarına muhatab olmasınlar. Özel eğitim kurumlarında isteyen okullar, dersaneler ve kurslar talep eden çocuklara İslami eğitim verebilsin!
2 - Daha hassas bir konu ise doğrudan eğitimde inanç özgürlüğü ile irtibatlı. Müslüman olmayan yada en azından çocukları ve kendileri için İslami eğitim istemeyen insanların zorunlu din derslerine karşı çıkmaya hakları olduğu gibi, müslüman ailelerin de devtin okullarında çocuklarına inançlarına aykırı eğitim verilmesine karşı çıkma hakkı olmalıdır. Daha somut ifade edecek olursak, zorunlu din eğitimi gibi zorunlu Atatürkçülük dersleri de Müfredattan çıkarılmalıdır. Nasıl bir laik, Kemalist ya da ataistin İslami akidenin zorunlu olarak kendisine veya çocuğuna öğretilmesine karşı çıkmaya hakkı varsa, Müslüman bir kişininde kendisi yada çocuğunun zorla Atatürkçülük eğitiminden geçirilmesini reddetme hakkı olmalıdır.
İslami kimlik sahibi muhalifler zaviyesinden ise anayasa değişikliği tartışmaları farklı bir görüntü sunmakta. Zor ve şiddet temelinde inşa edilmiş, insan iradesini hiçe sayan baskıcı bir dikta sisteminin yasal mevzuat düzenlemeleri ile köklü bir değişim geçirmesinin mümkün olmayacağı baştan kabul edilmeli. Bu yüzden ham hayellere kapılmaya gerek yok.
AKP nin “sivil” sıfatını layık gördüğü anayasa hazırlığı inşallah militer korkularla kuşa çevrilmez; bilakis tartışma zemininde daha özgürlükçü bir zihniyetle genişler. Bu durum büyük ölçüde AKP nin siyasi hedefleri ve bizzat Başbakan Erdoğan ın sahip olduğu gelecek tasarımına göre şekillenecek bir konu. Mamafih tüm halkı ilgilendiren bir düzenlemeye ilgisiz duyarsız kalamayız, kalmamalıyız. Bu gündeme ilişkin olarak mutlaka bizlerinde söyleyecek sözümüz, gündemleştireceğimiz taleplerimiz olmalı.
Not : yukarıdaki yazı Rıvan Kayanın Haksöz dergisi eylül 2007 (sayı:198) de yer alan Resmi ideoloji dayatmasından arındırılmış sivil anayasa olurmu başlıklı makelesinden özetlenerek alıntılandı
Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?


