Sivil ! Anayasa taslağında düşünceyi açıklama önündeki engeller tahkim ediliyor !

Eylül 15, 2007

TCK kanunda Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama yı düzenleyen 216 düşünceyi özgürlüğünün önündeki en önemli engellerden biridir. Bu Mulalif düşünceyi bastırmak ve özgür düşüncenin sesinin kısılması için sık sık ve insafsızca kullanılan bir maddedir. Söz konusu madde nin birinci fıkrası şöyle :”(1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. “


maddede luzumunda kullanılmak ve özgür muhalif düşünceyi yasaklanmak, Tek ses tek tip bir toplum inşaa etme hevesindeki toplum mühendislerinin kullanımına sunulmuş, muğlak, yorumlayan savcı / hakimin insafına - dünya görüşüne göre hüküm vermesine elverişli olarak dizayn edilmiş faşizan bir yasa.
TCK 126 madde nin Anayasal dayanağı Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti ni düzenleyen 26. maddesi. 1982 Anayasasına göre bu madde şöyle:
MADDE 26. – Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
(Değişik: 3.10.2001-4709/9 md.) Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
(Üçüncü fıkra mülga: 3.10.2001-4709/9 md.)
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
(Ek: 3.10.2001-4709/9 md.) Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

Cari Anayasada “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir”. denilerek Düşünce önündeki engellerin Kanunlarla düzenlenmesi öngörülmüş. Geçmiş tecrübelerden öğrendiğimize göre kanunlardaki olumsuzlukları düzeltme imkanı ve ihtimali, Anayada yer alan olumsuzlukları düzeltme imkan ve ihtimalinden herzaman daha fazladır. keyfi uygulamalara yol açacak, muhalif seslere uygulanan zulmun kaynağı olacak bir metnin anayasın içine monte edilmesi ne demokrasi nede özgürdüşüncenin gelişmesine çalışmak iddiası ile bağdaşmaz.
AKP nin Düşünce ve Fikir özgürlüğünü artırma iddiasında ki sözde sivil anayasa taslağıda ise TCK nın 126 maddesi adeta anayasa maddesi haline getirirerek oligarşik güçlerin toplum mühendisliği faaliyetlerine sağlam bir anayasal dayanak hazırlandığı gibi, Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti önündeki faşizan engellerin gelecektede ortadan kaldırılması ve pozitif düzenleme yapılması engellenmeye çalışılmaktadır.
Sivil !Anayasa taslağında Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti Şu şekilde düzenlenmiş:
“Madde 26- (1) Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hürriyetine sahiptir. Bu hürriyet, resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir alma ya da verme serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayınların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
(2) Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.
(3) Bu hak ve hürriyetlerin kullanılması; millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel sağlığın, genel ahlâkın, başkalarının şöhret veya haklarının, özel veya aile hayatının korunması, suçların önlenmesi, devlet sırrı olarak usûlünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, yargının bağımsızlık ve tarafsızlığının sağlanması, savaş kışkırtıcılığının engellenmesi, her türlü ayrımcılık, düşmanlık veya kin ve nefret savunuculuğunun önlenmesi amaçlarıyla sınırlanabilir. ”

Maddenin 3 fıkrasında yer alan “…düşmanlık veya kin ve nefret savunuculuğunun önlenmesi amaçlarıyla sınırlanabilir” ifadesi. Düşünceyi açıklama ve yayma konusundaki mevcut keyfiliği anayasal metnin içine monte ederek muhalif düşünceyi nin baskılanması amacından başka bir şekilde izah edilemez. Sivil Anayasa taslağı iddiasın daki metinde, darbe ürünü olan 1982 anayasına göre Düşünceyi açıklama özgürlüğünü dahada geri bir noktaya götürmekte. Buda bize yeni bir okuspokuş ve göz boyama ile karşı karşıya olduğumuz hissini uyandırmak. Yeni ana yasanın en önemli gerekçesi ve iddiası olan özgürlükleri arttırma iddiasının halkı uyutmaya yönelik adi bir siyasi taktik olduğunu düşündürüyor.
Zihinlerde saklı olan ve kimseye açıklanmayan ve yayılmayan hiç bir düşünceyi hiç bir güçün engelleme ve sınırlama imkanı zaten yoktur. Taslak Anayasada da aynen korunan (”MADDE 25. – Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.”)
25 maddenin 26 madde de yer alan kısıtlayıcı ve istisna tutucu hükümler nedeniyle hiçbir pratik anlamı yoktur. Paylaşılmayan konuşulamayan Düşünce nin ne gibi bir anlamı olabilir.

Dr. Ahmet Balta

Sivil ! Anayasa taslağında düşünceyi açıklama önündeki engeller tahkim ediliyor ! “ için “ilk yorum ”

  1. admin on Eylül 15th, 2007 2:10 pm

    Sevgili Dost;
    Suud’a gittiğimde oradaki bir arkadaş “Burası İslam dünyasının buzdolabıdır. Nerede sistem muhalifi varsa buraya sürgüne gönderilir” demişti. En son yaşanan Navaz Şerif örneğinde de bunu gördük.

    Sebebi ise çok ilginç!
    Suud’da her türlü görüşü söylemek, konuşmak, anlatmak serbest… Ama yazmak izne tâbi!!!
    Düşünsene, günümüzün global dünyasında ve iletişim şartlarında tek tek birilerine fikrini anlatarak ne kadar etkili olabilirsin? Üstelik Suud gibi herkesin “mutawwa”lardan korktuğu bir ülkede :)

    Birileri Türkiye’de de buna benzer bir mantık oluşturmak istiyor.
    En ilginci ise aşağıda bahsettiğin 126(ya da 216). maddeden yargılanıp hüküm giyen birinin Başbakan olduğu bir ülkede bu değişim ve tahkimatın yapılması…
    Selamlar
    (osman)

Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?