Özgür-Der Açıklama:Köksal Toptan’ın Adaylığında “Dolmabahçe Protokolü” mü İşliyor?
Ağustos 9, 2007
“DOLMABAHÇE PROTOKOLÜ” MÜ İŞLİYOR?”
22 Temmuz’u “milli irade”nin zaferi şeklinde yorumlayan AK Parti yönetiminin seçimler sonrasında sergilediği tutum ciddi kafa karışıklıklarının işaretlerini veriyor. Seçim sürecinde başlayıp sonrasında da devam eden ve Başbakan Erdoğan’ın muhtelif konuşmalarına yansıyan “uzlaşma” mesajları ve cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda süren tartışmalar kamuoyunda giderek “AK Parti’nin edilgenlik ve teslimiyet batağına doğru mu ilerlediği?” sorusunu ortaya çıkarmakta. Meclis başkanlığı için ve AK Parti’nin belirlediği isim de bu kaygıları artırmıştır.
Köksal Toptan’ın meclis başkanlığı için tek aday gösterilmesi tercihinde hangi kriter ya da kriterlerin belirleyici olduğu sorusu AK Parti yönetimi tarafından doyurucu bir tarzda cevaplandırılmalıdır. Aynı şekilde Bülent Arınç’ın neden bu görevden feragat ettiğinin de bir açıklaması mutlaka olmalıdır. Genel manzara itibariyle Köksal Toptan silik, renksiz bir kişilik arzetmektedir. Bürokratik oligarşinin aradığı ideal bir tip konumunda olan Toptan’ın herhalde en büyük “meziyeti” eşinin başının açık olmasıdır!
Geçen dönem Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı adayı olarak belirlenmesi üzerine laik az(gın)lık tarafından başlatılan devletin üç büyük makamında oturan kişinin de eşleri başörtülü kişiler olacağı yaygarası anlaşılan etkili olmuştur. Seçimlerde halk AK Parti yönetiminin de ifade ettiği şekliyle dayatmacılığa tepki koymuş, iradesinin teslim alınmasına rıza göstermemiştir. Ne var ki, halkın ortaya koyduğu iradeye saygı gösterme zorunluluğu sadece bürokratik oligarşinin sorunu değil, AK Parti’nin de sorumluluğudur!
Acil ve hayati bir nitelik kazanan bu sorumluluk AK parti yönetimi ve Başbakan’ın omuzlarındadır. 27 Nisan muhtırasının ardından Başbakan ve Genelkurmay başkanı arasında Dolmabahçe’de yapılan gizli bir görüşmeyle Başbakanın darbecilerin politikalarına boyun eğdiğine dair kamuoyuna yansıyan iddiaların asılsız olduğunu Başbakan icraatıyla ispatlamalıdır. Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığı bu noktada kritik bir karar olacaktır. Meclis başkanlığı konusunda açık bir yanlış yapılmıştır, bu yanlış tekrarlanmamalıdır! Bu sürecin “uzlaşma” adı altında tipik bir edilgenlik ve teslimiyet sürecine dönüşmemesi ve yanlış tutumun cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de etkili olmaması için başta AK Parti tabanı olmak üzere tüm kamuoyu ses vermelidir.
Hülya Şekerci
Özgür-Der Genel Başkanı
Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?


