Polise Geniş Yetki Veren Hükümet, Özgürlük Vaadlerini Unuttu mu?

Haziran 4, 2007

AK Parti Hükümeti, muhtıra ve seçim tartışmalarının gündemi işgal ettiği bir süreçte yangından mal kaçırırcasına ülkeyi ‘polis devleti’ haline getirecek bir kanunu Meclis’ten geçirdi. Meclis’te kabul edilen yeni Polis Vazife ve Salahiyeti Kanunu’na göre bundan böyle polis şüpheli gördüğü kişiyi durduracak, arayacak, dilediği kadar alıkoyacak, dinleyecek ve şüphelendiği kişiler “dur” ihtarına uymazlarsa silah kullanabilecek!

Söz konusu kanundaki muğlak ifadelerle polisin keyfi tutumları yasal güvenceye alınmakla birlikte polise kendini “hakim” yerine koyma yetkisi de verilmektedir. Kişilerin temel haklarının polisin “insaf”ına bırakıldığı bu kanun yeni bir akıl tutulması örneğidir.

Toplumun güvenliğini sağlama adı altında polise verilen olağanüstü yetkiler hükümetin güvenlik algısını deşifre etmektedir. Bu mantık adeta sorunların gerçek kaynağını tespit etme ve çözme işini tümüyle polisin inisiyatifine terk etmektedir. Ateşli silahlar ve güç kullanmada maharetli olan polisin ülkede nasıl bir “güvenlik/asayiş” sağlayacağı, geçmiş uygulamalarına bakıldığında ciddi kaygılara yol açıyor.

Kanunda öne çıkan bazı maddelere göz attığımızda polise alabildiğine geniş bir inisiyatif tanındığı görülebilmektedir:

* Polis; spor karşılaşması, miting, konser, festival, toplantı ve gösteri yürüyüşü vb. toplumsal etkinliklerin düzenlendiği veya aniden toplulukların oluştuğu “gecikmesinde sakınca bulunan hal”lerde hakim kararı olmaksızın arama yapabilecek. Bu “hal”i tespit edecek olan da yine polisin kendisi olacak.

* Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamına giren etkinliklerin yapıldığı yerde veya yakın çevresinde, her derecede öğretim ve eğitimin görüldüğü okulların içinde, giriş ve çıkışlarında önleme araması yapılabilecek. Bu maddeye “idarecilerinin talebi” ifadesi konsa da polisin idarecilerden izin almada hiçbir sorun yaşamadığı bilinmekte. Böylece özerk olarak adlandırılan kurumlara polisin yerleşmesi de yasalaşmış olmaktadır. Ayrıca t oplumsal gösterilerde polisin zor kullanma yetkisi kolaylaştırılırken, zor kullanmada kullanılacak araç ve gereçlerin tayini de tamamen polisin inisiyatifine bırakılıyor.

* Konutlarda ve kamuya açık olmayan işyerlerinde polise ‘önleme araması’ yetkisi verilmiyor. Ancak polis, “tehlikeli bir durum var” şeklinde inisiyatif kullanarak ayrıca bir karar veya emre gerek olmaksızın ve yardım istenmiş olup olmamasına bakmaksızın kişilerin konutuna ve işyerine de girebilecek.

* Ayrıca polis; her çeşit silah ruhsatı, sürücü belgesi, pasaport veya pasaport yerine geçen belge almak için başvuruda bulunan kişilerin parmak izini alabilecek. Yine böylece bütün bir toplumu fişlemenin önü açılmış olacak.

Bu maddelerde de görüldüğü üzere temel insani hakların polis tarafından keyfi bir şekilde yorumlanarak çiğnenmesine imkan veren yeni Polis Vazife ve Salahiyeti Kanunu, ülkeyi “polis devleti” olarak var kılmak için atılmış potansiyel bir adımdır. Toplumun güvenliği mazeret gösterilerek yine aynı toplumun hak ve özgürlükleri polisin inisiyatifine bırakılamaz.

Her fırsatta uyum yasaları kapsamında, özgürlükler ve insan hakları alanında düzenlemeler yaptıklarını iddia eden AK Parti Hükümeti kaşıkla verdiğini kepçeyle alırcasına “eski”yi aratacak kanunlara imza atmaktadır. AK Parti Hükümeti bütün bir toplumu polis takibi ve izlenme kabusu altında yaşatmanın sorumluluğunu taşımak istemiyorsa derhal bu kanunu geri çekmelidir. AK Parti Hükümeti hak ve özgürlükleri sınırlamak için değil, genişletmek için siyaset yapmalıdır.

Hülya Şekerci

Özgür-Der Genel Başkanı

Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?