Vay Namaz Kılanı Engelleyenlerin Haline!

Haziran 3, 2007

“Gördün mü o namaz kılan kulu engelleyeni? … Andolsun ki eğer o bu tutumundan vazgeçmezse muhakkak ki onu alnının ortasından tutup sürükleyeceğiz. O yalancı günahkar alnından. O zaman da meclisini çağırsın; biz de zebanileri çağıracağız. Hayır, ona boyun eğme; Rabbine secde et ve yaklaş!” (Alak Suresi, 9-19)

Kendilerini muhafazakar olarak tanımlayanlar, inanç özgürlüğü için mücadele verenlerin karşışına hep şu ezberle çıkıyorlardı, sizin namazınıza orucunuza karışan mı var!

Her şeyin bir zamanı var. İslamın bir hayat nizamı olduğunu çok iyi biliyorlar; hatta sırf müslüman ana babanın çocuğu olarak dünyaya geldikleri için kendilerini müslüman zannedenlerden daha iyi biliyorlar İslamın bir yaşam tarzı olduğunu ve adım adım ilerleyerek boğmak için çalışıyorlar İslamın tüm ilkelerini hükümsüz kılmaya çalışıyorlar. Attıkları her adım karşısında kendine Müslüman diyenlerin 10 adım geri kaçması iyi şımarttı İslam düşmanlarını. İşte sıra geldi hayasızca namaz kılanlara engel olmaya.

Namaz kılmak, Allah’a yönelmenin en açık ifadesi. Düzenli namaz kılmaya başlayan kişi günlük hayatını bir şekilde namaz vakitlerine göre tanzim etmeye başlar. İşte İslam düşmanları açısından da tehlike tam bu noktada başlıyor. Çünkü kişinin inancı günlük yaşantısını etkilemeye, kılık kılafetini değiştirmeye başlıyor. Aslında namaz kulun Rabbi ile olan direk irtibatı, Rabbimizin inanlar için gösterdiği yola girmenin kapısı bir anlamda hak ile batılın kavşak noktası.

Namazda Belki tam şuuruna varmadan ne dediğini bilmeden Müslüman Rabbi’ne ” Ancak sana kulluk eder, ancak senden yardım isterim(riz)”  diye söz veriyor, Alemlerin Rabbinin Allah olduğunu ilan ediyor kıldığı her rekat namazda. İslam düşmanı oligarşik güçlerin uykularını kaçıranda bu değil mi? Namaz kılanların bir gün kamusal alanlarında alemlerin içinde olduğunu, Kamusal Alanın Rabbinin de Allah olduğunun şuuruna varması.

Tarih boyunca Hakk Düşmanlarının ortak karakteri olmuştur namaz düşmanlığı, çünkü sefil hayat tarzlarına karşı somut bir tehdit, bir başkaldırı olarak algılıyorlar her çağda namazı.

Dediler ki; «Ey Şu’ayb, atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımızda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa ki sen yumuşak huylusun ve aklı başında bir adamsın.»

Dedi ki: Ey kavmim! Eğer benim, Rabbim tarafından (verilmiş) apaçık bir delilim varsa ve O bana tarafından güzel bir rızık vermişse buna ne dersiniz? Size yasak ettiğim şeylerin aksini yaparak size aykırı davranmak istemiyorum. Ben sadece gücümün yettiği kadar ıslah etmek istiyorum. Fakat başarmam ancak Allah’ın yardımı iledir. Yalnız O’na dayandım ve yalnız O’na döneceğim.”Hud 87-88

Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?