EJDERHAYA DÖNÜŞEN KAHRAMANLARIMIZ
Mayıs 24, 2007
Köyün birinin yakınında bir dağ varmış. Dağın içinde bir ejderha yaşarmış. Köylüler ejderhanın şerrinden korktuklarından her yıl düzenli olarak ona hediyeler gönderirlermiş. Arada bir köyden bir yiğit delikanlı çıkar; ejderhayı yok edeceğini söyleyerek kılıcını alır gidermiş. Ama nice yiğitler gitmiş; dönen olmamış.
Gel zaman git zaman bütün yiğitlerden daha yiğit, namı bütün bölgeyi almış başka bir delikanlı çıkmış köyden. O da ejderhayı yok etmek niyetlisi imiş. Akrabaları, dostları onu bu işten vaz geçirmek için çok uğraşmışlar. Gidenlerin dönmediğini çok söylemişler; ama nafile.
Genç yiğit azığını ve kılıcını alıp yola çıkmış. Dağa varmış; kısa bir araştırmadan sonra ejderhanın inini bulmuş ve kılıcını çekerek içeri girmiş. Bir müddet inde ilerledikten sonra karşısına korkunç ejderha çıkıvermiş. Genç soğukkanlılığını kaybetmemiş. Kılıcını olanca gücüyle ejderhaya indirmeye başlamış; ejderhanın hamlelerini de ustalıkla savuşturmuş. Bu vuruşma kısa bir süre sonra ejderhanın ölümü ile sona ermiş. Mağara gencin zafer çığlığı ile yankılanmış.
Genç heyecan içinde ileri geçip mağarayı araştırmaya başlamış. Gözleri kamaştıran zengin bir hazine bulmuş; tabii etrafa saçılmış birçok kurbanın kemiğini de görmüş. Ancak bir şey dikkatini çekmiş. Bu kemiklerin arasında hiç insan kemiği yokmuş.
Genç buna bir anlam verememiş; öyle ya bunca yiğit bunca yıldır bu dağa ejderha ile karşılaşmaya gelir ama hiçbiri dönmezmiş; ama ortadaki kemikler ancak hayvanlara ait olabilecek kadar büyükmüş. İşte ne olduysa o anda olmuş.
Genç birden titremeğe başlamış. Kılıcı tutan eline baktığında dehşet içinde kaba tüylerin derisini kapladığını, tırnaklarının uzayıp sivrildiğini, dar gelen elbiselerinin parçalandığını görmüş. Bağırmak istemiş; ama ağzından korkunç bir homurtu çıkmış. Çünkü bir ejderhaya dönüşmüş.
Düşündüm de Türk halkı, masaldaki Çin köylüsüne ne kadar da benziyor! Siyasi iktidarlar sindirip korkutarak bizden ne kadar çok kurban istiyorlar.Çok korkuncu gösterip “daha az korkunç” olanına nasılda razı ediyorlar.
Sık sık bizde de “kahramanlar” çıkıp;”ey halkım oy verin,beni iktidara getirin ki sizi bu siyasi ejderhadan kurtarayım” diyerek omuzlarımıza çıkıp ejdehanın inine (meclise) giriyorlar.Kısa bir sürede de tüylenerek ejderhaya dönüşüp kanımızı emmeye başlıyorlar.Acaba meclisin derinlerin var olan bir mahsen mi var?O mahsende de meclise giren “kahraman”larımızı “mankurt”laştırın bir cendere mi var?Neden 80 yıldır kılıcını kuşanıp ejderhayı öldürmeye giden “kahraman”larımız geri gelmiyor?Neden tepemizde “demoklasi kılıcı”gibi duran o dağdan (meclisten) içimizi titreten kükremeler gelmeye devam ediyor?
Belli bir ideolojk-felsefik altyapısı olmayan tepeden inmeci sistemler sürekli “yıkılma psikolojisi”içinde yaşarlar.Sağlam bir düşünce temeli üzerinde oturmadıklarından korkular üretirler kendilerine…Çünkü halkın özdinamikleriyle şekillenmiş değildir sistemleri:Biraz İtalya’dan,biraz Fransa’dan,biraz İngiltere’den azıcıkta geçmişinin bulanık tarihinden devşirilmiştir.Kemalist sistem böyledir,derme çatma iğreti bir baraka gibi…
Bu nedenle sürekli bir korku içindedir.Halktan korkar,komşularından korkar,kendi dışındaki herkesten ve herşeyden korkar.İçine kapanır,saklanır,korku duvarları inşaa eder ve onları her gün yükseltir tüm enerjisini buna harcar.Buda yetmez sürekli ışıkları kapalı tutar,görünmemek için karanlıklara kapatır kendini.Genede rahat değildir; kapandığı ininde örümcekler gibi ağlar(kontra şebekeri) kurar,yerin dibine inip mahsenler yapar,gestapo tezgahları için…
Dışa kapalı,içe dönüktür, kemalist sistem.Dıştakiler den sakınır, saklanır onlardan kaçar,uzaklaşır,içerdekilere kükrer,kendini bir balon gibi şişirip durur onlara daha büyük gözükmek için.Aşağılar halkını,küçümser,aykırı bir ses işittimi çıldırır ezmek için vakit kaybetmez.
Halk artık kahramanlarının işe yaramadığını o inde(mecliste) mankurtlaştığını,ejderhaya dönüştüğünü görecek mi?Kurtuluşun;ejderhaya dönüşmek için meclise gitmek isteyen kahraman taslakların da olmadığını görecek mi?Ve ya kurtuluşun;”kurtarıcılardan kurtulmak” la başlamak gerektiğini keşfedecek mi acaba?Kimbilir!…
İrfan Sincar
Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?


