Müslümanlar Sanık sandalyesinde oturma psikolojinden Ne zaman kurtulacak
Mayıs 20, 2007
Kendini Müslüman aydın olarak tanımlayanlar bilinç altlarında İlerlemeci tarih felsefeninin esiri durumundalar.
İnsana, doğaya topluma dair algılarını, hastalıklı bir toplumun ürünü olan ve 18 yy. bilimsel! verileriyle şekillenen Rasyonalizmin ürünü olan Felsefi ilkeler şekillendiriyor. Bir anlamda batı toplumununun içinde yaşadığı mitoloji kültürüne haklı bir başkaldırı sonucu şekilenen ilerlemeci Tarih felsefesi ve bu felsefenin etkileri sonucu toplumun inançlarını sorgulaması sonucu yaşanan protestan devrimi nirvana (ulaşılması gereken kutsal gerçeklik ) olarak zimmen kabul edenler. İslamın Martin Luther’i olmaya öykünüyor, Protestan bir İslam toplumunun özlemi ile yanıp tutuşmakta böyle bir dönüşümü sağlamak için varlarını yoklarını seferber etmekteler.
Hastalıklı bir toplumun ve dönemin ürünü olan, Tartihselcilik felsefesini kendilerine ilke edinerek, Tanrıyı yeryüzünden kovduklarını iddia edenlerin izini sürdürmeye çalışmaktalar.
Seksenlerin sonunda ve doksanlı yıllarda mikro ırkçılık kalıbında şekillenen, kendilerini İslam cemaati olarak lanse eden ancak il, ilçe hemşerilik taasubunu bile aşamayarak İl , ilçeden, semtten, mahalleden kaynaklanan isimler alan Batman, Konya, Menzil, Yıldız vb. grupçuklar ortaya çıkmış ve İslamın yegane temsilciliğine soyunmuşlardı. Orta çağ senyorlüklerinden ileri gidemeyen abilerin post ve hükmetmeye duydukları şehvet ve gündelik hayatın gerçeklerini kuşatamama nedeniyle doksanların ortalarında zaten tamamen tıkanmıştı. Toplumun gündelik sorunlarını kuşatamayan, İnsanların yaşamla ilgili sorunlarına çözüm sunma gayreti, amacı olamayan bu kısır hareketler ve bu hareketlerin sultanı Abi’ler için 28 şubat tam bir can simidi oldu.
Bu post modern oligarşik darbeden önce demokrasiyi din dışı gören, demokratik yöntemleri kullananları tekfir ederek tövbeye davet edenlerin pek çoğu ortamın toz dumanı biraz hafifleyince hep birlikte tevbe ederek balıklama bir şekilde politika dünyasına atıldılar ve ufukta 27 mayıs muhtrasının ucunun gözüktüğü zamana kadar tam bir demokrat kesildiler hatta batı kültürünün bir ürünü olan Hiristiyan Demokratlara öykünerek kendilerine muhafazakar demokrat ismini layık gördüler.
Ancak herşeyleri iğreti ve ilkeden yoksun, İlerlemeci rasyonalist batı felsefesi ile Vahyin arasına sıkışıp kalan Vahyi Rasyonalist kalıplarla anlamdırma çabasında olan seksenlerin radikal idelogları 28 şubat sonrası dönemin muhafazakar demokratları 27 Nisan muhtırası ile şok oldular. muhturadan 1-2 saat sonra ekranlarda uyku mahmurluğu ile arzı endam eden Radikal dönmesi tatlı su entellerinden Ali Bulaç Beyefendi, mesela AK partiye içindeki sivri! unsurlar (Benim aklıma ilk gelen isim Bülent Arıç) kurtulmasını tavsiye ediyordu.
28 şubat öncesi dükalıklarından birisi olan ve adı hala abi kadrosunu oluşturan şehirle anılan, mikro ırkçılık olan hemşericilik taasubunu bile aşamamış guruplardan birinde ithal (Kayseriden) Abi olarak arzı endam eden R .İhsan Eliaçık Beyenfendi kısa zamanda ençok yol alanlardan oldu. Muasır Batı medeniyetini, pardon İlerlemeci Tarih Felsefesini Mükemmel bir şekilde özümsediği görülmekte. Tarihselci Ekolün bu ülkedeki savunucusu müslünan Tüccarların fetvacısı olan mümtaz şahşiyet protestan İslam toplumu özlemi ile yanıp tutuşmakta. İSA (as)’ın kendini insanlığın günahları karşısında feda etmesi gibi, hastalıklı batı kültürünün İslama yönettiği suçlamaları kendisini sanık sandalyesine Zincirleyerek savunma pozisyonu almış durumda böylece yüklenmek istediği Müslüman Martin Luther Fonksiyonu hakkıyla icra etme gayretinde.
Sahip olduğu İslam tasavvurunun snırlarını “Yeni İslamcılık teorisi” ile çizmiş idi.
Sadık hayranlarından birisi geçenlerde son yazılarından birini E-posta adresime göndermiş,yazının başlığı “İslam’da ‘cariye’ var mı?” yayın tarihi 8 mayıs 2007. Tam dam üstünde saksağan vur beline kazmayı..” Allah aşkına gündelik hayatımızla ne alakası var bu konunun. Yeryüzünde her taraf cariye pazarları ile mi kaplandı, her müslümanın evinde birkaç tane cariye mi var? Müslümanlar cariye avına mı çıktı da bu zatı muhterem cariye hukunun kötülüğünü ortaya koymaya İslamda böyle birşey olmadığına savcıya ifade veririr zanlı edaysıyla ispatlama gayretinde.
Oysa ki bu yazının kaleme alındığı dönem tam da turizm mevsiminin ve Nataşa pazarının açılma dönemine denk geliyor. Antalya’da, Trabzon’da, İstanbul’da ve Anadolu’nun tüm kentlerinde pasaportlarına el koyularak satışa sürülen Slav dilberleri İslamcılar toplayıp getiryor ve cariye pazarlarında satıyor değil mi? Bu cariye müessesesinin hemen mahkumedilmesi toplumun en önemli sorunu olan cariye sorunsalına bir an önce bir çözüm bulmamız gerekiyor değil mi?
Kadın sorunu tartışacaksak liberal kültürün modern kadını ambalaj kağıdı seviyesine düşürmesini, tüketim canavarına dönüşen kadının zavallılığını, modern köle durumunda ki kadının kurtuluş yolları ve sadece cinsel bir obje olarak toplumda bir çeşni olarak sunulmasından başlamamız gerekmez mi? İllede Müslüman kadından bahsedecek isek liberal düzenin gereği olarak ve bir kometya olarak sergilenen Tesettür defilerinden, modern kültürün etkisinde kalan müslüman kadının annelik fıtri duygusundan yabancılaşmasını tartışmamız gerekmez mi?
Hani her ortamda demokrasinin faziletlerinden fonksiyonerliğinden bahsediyorduk tek kurtuluş, adalet barış ve huzurun teminatıydı demokrasi. Düdük çaldı herkes bir anda yok oldu gene. Omurgasız bir toplum nereye gidebilir. Hakkına hukukuna sahip çıkamayanlar neyi düzeltebilir, nasıl gelişebilir.
Sanki 27 nisan Muhtırası bu ülkede yayınlanmadı. Muhtırayı yayınlayanlar Patgonya Geneykurmal Başkanlığı. İslam’a dogma diyenlerde laikliğin tanımı konusunda konuşulamayacağını sundukları gerçeklerin (Dogmaların) harfiyen kabul dilmesi virgülüne bile itiraz edilmemesini hakında düşünülmemesini ve yorum yapılmamasını emreden komutanlar Patagonya Cumhuriyetindeler. Bize ne gam biz yorgun Muhafazakar demokratlarız ilerlemeci tarih felsefesine tüm yüreğimizle iman etmişiz. Hem şurda şurasına Muasır Batıyı yakalamamıza ne kaldı. Libelazim tüm kurumları ile yerleşti. Yüzümüze tükürselerde biz ıslığımızı çalıp yolumuza devam edelim. Bak AK Parti ne güzel bir vitrin hazırlıyor. Futbolcu, eski solcu ve ses sanatçıları, güreşçi… İşini bilen ihale takipçisi arka mahalle tüccarları ile..
Dr. Ahmet Balta
Müslümanlar Sanık sandalyesinde oturma psikolojinden Ne zaman kurtulacak “ için “2 yorum var ”
Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?



Aşağlık kompleksi taht kurmuş beyinlerinde,bu yüzden batı kültürünün dümen suyunda ilerliyorlar.Höt diyen oldumu savunma psikojisine girip “sanık sandalyesi”ne oturmaları birazda bundandır.Kur’an Ahlak’ı ile ahlaklanmamanın doğal sonucudur bu…
Çağın virüs bulaşmış renkleriyle renklenen bu islamik tiplere rağmen Kur’an’ın ışkları altında yürüyen İslami Hareketler gelişecek ve onurundan ödün vermeden zaferle kucaklaşacaktır.
haklı