Demokrasi !
Mayıs 3, 2007
Son günlerde Elektronik posta kutuma düşen iki mesajı ve cevabımı sizlerle paylaşmak istedim.
Konu İlan
Tarih: Çarşamba, 2 Mayıs 2007 18:34:13 +0300
Eşe-Dosta Sevene-Sevmeyene İLAN
Bugüne kadar Türkiye’de demokratik mücadeleye katılıyor, iyinin, güzelin ve faydalının bu yolla tesis edilebileceğini ümit ediyordum. Şuan itibariyle Türkiye’de demokrasinin koca bir yalan ve aldatmacadan ibaret olduğu yönündeki düşüncem netleşti. Görülen o ki millet iradesinin meclise ve yönetime yansıdığı büyük bir oyunun parçası. Atıyorlar halkın önüne bir boncuk oynuyor. Artık ben bu oyunda yokum arkadaş. Bu koşullarda herkesin siyonizmin, ABD’nin ve AB’nin değirmenine su taşıdığı kanaatindeyim. Bundan sonra siyasi mücadelemi seçimleri boykot ederek ve sandığa gitmeyerek yapacağım. Hukuk devletinin sağladığı hür bir ortamda herkesin gerçek fikirlerini söyleyebildiği, dünya görüşünü serbestçe tanıtıp, yayabildiği tekrar erdemli bir toplum olduğumuz güne dek sandığa gitmiyorum!
OY-Türkiyeli Müslüman
Cevab:
03.05.2007 tarihinde AA <####@hotmail.com> yazmış:
Hayat bir mücadele.
Sense sakın mücadele kaçkını olma.
“Ey iman edenler içinizden cihat edenler ve sabredenler ayrılmadan cennete girivereceğinizi mi sandınız” diyor alemleri yaratan, zorluğu yaratan ve kolaylığı yaratan rabbimiz.
Al-i İmran 104. ayeti kerimenin manasına bir bak. Sonra da onu Elmalılı’nın tefsirinden oku. İmandan sonraki en büyük görevin iyiliği emretmek, kötülükten nehyetmek ve hayra çağırmak olduğunu bildiren Hamdi Yazır ayette geçem “ümmet” kelimesinin teşkilatlı topluluk olduğunu anlatır.
Sen ki; bir davaya ve teşkilata bağlı olduğun iddiasındasın. O halde bu dava ve teşkilat böyle bir karar almadan senin böyle yapman yanlıştır.
Daha büyük yanlışın ise; bunu başkalarına da yazıp başkalarını da hatalı yoluna çağırmandır.
“Kötülüğü elle,dille engellemek ve kalple buğzetmekle ilgili Resul emrini bilirsin. Efendimizin bir de “yol üzerinde insanları rahatsız eden bir taşı atan adamın imanı, kalple buğzetmekten başka bir şey yapmayan adamın iöanından kat kat kuvvetlidir” mansındaki hadisini hatırlayınca yaptığın yanlış şey için bin kere tevbe etmen gerekir.
“Benimki kalple buğzetmek değilki” diyemezsin. İnsanları zayıfda olsalar %2.5′de alsalar, hakka destek olmaktan vazgeçmekten alıkoyamazsın.
OY; hemen git lisanen tevbe et. Fiili tevbenin kefareti ise en az 61′dir.
Saadetle kal… Takibe devam et…
Saygılarımla
Av. AA
Buna benim cevabım:
Demokrasinin özünde zaten halkın hiç bir yeri yoktur. Tarihin hiç bir döneminde, yeryüzünün hiçbir çoğrafyasında da Egemen oligarşi aleyhine olacak hiç bir hak hak sahiplerine verilmemiştir. Demokrasin kaynağı bilindiği gibi Antik Yunan uygarlığıdır. Demokratik yönetim usulünün ilk kez uygulandığı Atina şehir devletinde Halkın tek görevi Atinanın seçkinlerine hizmet etmekti. Elit/Soylu azınlık dışında kalan Atina halkının hiç bir hakkı yoktu, ancak Atinaya karşı sadece görev ve yükümlükleri vardı
Antik çağdan beri demokrasinin özünde herhangi bir değişiklik ve gelişme gözlenmedi. sağdece burzuvaziye Seçkinlerin mallarından küçük bir pay sahibi olma hakkı dışanda. Bu mal da oligarşinin payınının azalmasına izin verilmeden Üretici Halkın yani Demoratik sistemlerde elitler/soylular tarafından ayak takımı alarak adlandırılan mahrum va mustasazların hakları dahada kısılarak sağlanan malların paylaşımıdır. Demokratik sistemlerde sözü edilen adalet ve eşitlik sağdece seçkinler içindir.
Demokrasi Ütopyası Alinasyona uğrayan insan için bir afyondur. Atina köle düzeninin çağdaş kavramlarla süslenmesinden başka birşey değildir.
Demokrasi; Varlığın yüce gayesinden uzaklaşan, adelet kavramının aşındığı toplumlarda egemen oligarşinin ayaktakımı olarak gördükleri kitlerin oynamasına izin verdikleri kum havuzudur.
Özellikle hak dinin mensupları demokrasi yalanına aldanarak enerjilerini boşu boşuna tüketmekte Batılın sınırlarını belirlediği ve ekonomik kaynakların zulmen bölüşümü kavgasından başka bir anlamı olmayan dava uğruna Rabbimizin adem oğluna yüklemiş olduğu yeryüzündeki halifelik görevini savsaklamakta.
Bu nedenle Osman Kardeşimizi hak yoldaki ulaşmış olduğu bilinç düzeyinden dolayı tebrik eder. Müslümanları batılın belirlediği usullerle batılın gündemini batıl kaygılarla takip etmekten kurtulmaya ve vahyin aldınlığı ve İslamın feraseti ile Hak davayı ve Rabbimizin yüklediği yeryüzü hilafeti konusunda gayret sarfetmeye davet ediyorum.
Şeksiz şüphesiz ilan ediyorum ki izzetin tek kaynağı Aziz islam’dır Gerçek Kurtuluşta İslamdadır; Helen Mitolojisinde Değil.
Dr. Ahmet Balta
editor@ansed.org
Demokrasi ! “ için “ilk yorum ”
Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?



Türkiyeli müslüman kardeşimi, almış olduğu kararından dolayı kutluyorum.Avukat kardeşimizide bir daha düşünmeye davet ediyorum.Demokrasi de diğer beşeri ideolojiler gibi halkları sistem içinde tutarak fikirlerini düşünce ve kültürlerini iğdiş eden bir diktatöryadır.En gelişmiş demokrasi en çok zülüm eden demokrasidir…Güç emperyalizmde olduğu müddetçe de bu böyledir.Unutmayalım ki demokrasi sadece güçlülerin gücüne güç katmak,meşru olmayan fiil ve eylemlerine meşruluk kazandırmak içindir. SELAM VE DUA İLE…