İSTANBUL VALİLİĞİ TAKSİM MEYDANI’NI TABU HALİNE GETİREN TUTUMUNDAN VAZGEÇMELİDİR!

Nisan 29, 2007

1 Mayıs İşçi Bayramı’nı Taksim Meydanı’nda kutlamak isteyen gruplarla İstanbul Valiliği arasında karşılıklı açıklamalarla başlayan gerilimi kaygıyla izliyoruz. Günler, haftalar öncesinden başlayan gerginlik 1 Mayıs’a çok az bir müddet kalmış olmasına rağmen artarak devam ediyor. Ülkenin topyekün askeri vesayet altına alınmasına yönelik militarist çabaların yoğunlaştığı bir süreçte 1 Mayıs’ın, çatışmadan beslenen darbeci odaklar için yeni ve elverişli bir malzeme oluşturması riski de giderek büyüyor.

Bilindiği üzere çeşitli muhalif örgütler ve sendikalar, 1977′de gerçekleştirilen katliamın 30. yıldönümü dolayısıyla bu yıl 1 Mayıs’ı katliamın yaşandığı Taksim Meydanı’nda kutlamak istediklerini ilan etmişlerdir. İstanbul Valiliği’nin bu talebe cevabı ise Taksim Meydanı’nın belirlenen miting alanları arasında yer almadığı şeklinde olmuştur. Bu gerekçeyle Valilik, Taksim Meydanı’nda yapılacak her türlü gösteri ve yürüyüşün yasadışı olacağını bildirmiştir.

Tüm dünyada geniş yığınların kutladığı 1 Mayıs ülkemizde kurulu düzen tarafından her zaman büyük baskılarla ve engellemelerle karşılaşmıştır. Buna karşın son yıllarda muhalif kimlikli kuruluş ve çevrelerin düzenlediği etkinliklere ilişkin olarak nispeten daha esnek ve soğukkanlı bir tutumun geliştirildiği de gözlenmektedir. Bu yaklaşımın 1 Mayıs kutlamalarına da yansıması gerektiği açıktır. Valilik geniş kitlelerce gerçekleştirilen bir etkinliğe “nasıl yasaklarım”dan önce, “nasıl kolaylaştırırım” mantığıyla yaklaşmak zorundadır.

Taksim Meydanı ile ilgili yasaklama tavrının ciddi ve haklı bir temeli bulunmamaktadır. Son yıllarda bu meydanda bizzat valilik ya da belediye desteğiyle kitlesel etkinlikler gerçekleştirilmiştir. Üstelik bunların bir kısmının gece vaktinde gerçekleştirildiği, son derece seviyesiz bir nitelik taşıdığı ve kamu güvenliğine yönelik açık tehdit öğeleri içerdiği de bilinmektedir. Nitekim en son yılbaşı kutlaması adı altında düzenlenen yoz gösteride sarhoş kurşunları bir kişinin ölümüne de yol açmıştır. İstanbul Valiliği tüm vatandaşlara eşit davranmak zorundadır. Devletin ideolojisine uygun kesimlerin yararlandırıldığı bir hakkın, muhalifler söz konusu olduğunda yok sayılması kabul edilemez.

Konuya hukuk penceresinden bakıldığında görülecek şey şudur: Toplantı ve gösteri hakkı tehlike varsayımlarıyla engellenmemesi gereken temel bir haktır. Valilik güvenlik sorununu abartmamalı, gereken önlemleri alarak kitlenin kavgasız, şiddetsiz bir ortamda taleplerini Taksim Meydanı’ndan haykırmasına engel olmamalıdır.

Daha da önemlisi, konuyu daraltılmış bir yasa, mevzuat penceresine sıkıştırma mantığından vazgeçilmeli ve özgürlükten yana bir perspektifle sorunlar, tartışmalar ele alınmalıdır. Muhaliflere karşı yasakçı, baskıcı bir yaklaşımın yerine, siyasi faaliyetlerin şiddet dışında her yöntemle ortaya konulmasının önünü açacak özgürlükçü bir yaklaşımın mümkün her düzeyde geliştirilmesi için çaba harcanmalıdır. Yasaklar çoğaltarak, tabular geliştirerek insanların daha mutlu kılınması mümkün olmadığı gibi, bugüne kadar kimse için daha güvenlikli bir ortamın tesis edilebildiği de görülmemiştir.

Bu çerçevede İstanbul Valiliği’ni ve AK Parti Hükümeti’ni, Taksim Meydanı’nı adeta “tabusal alan” şeklinde algılama yaklaşımından vazgeçmeye ve toplumsal barışı geliştirmede ileri bir adım olacağına inandığımız bir tutum geliştirerek Taksim Meydanı’nı 1 Mayıs kutlamasına açmaya çağırıyoruz.

 

Özgür-Der Genel Başkanı

Hülya Şekerci

Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?