Konya Mazlum-Der avukatı Mustafa Atılgan ile röportaj

Şubat 15, 2007

Nasıl bir örgüt ise, bir tane eylem, bir tane eylem planı isnat edilmemiştir. Benim avukatlığını yaptığım hiç bir sanığa başbakana suikast planı ile ilgili bir soru sorulmamıştır.

El Kaide zanlısı olarak gözaltına alınan kaç kişi var ve bunların kaçı ilk duruşmada serbest bırakıldı      El Kaide örgütünün sair efradı olmak suçlamasıyla 48 kişi gözlem altına alındı. Daha sonra ilk operasyonda bulunamayan bir zanlı daha Samsun’da yakalanarak Konya’ya getirildi. 49 kişiden 37 si tutuklandı. 5 tanesi adli kontrol altında olmak üzere toplam 12 zanlı serbest bırakıldı.

      Emniyetin bu operasyonda ele gecirdigini soyledigi delillerin hukuki gecerliligi var midir?

      Cumhuriyet Savcılığının hazırlık dosyasına gizlilik kararı alındığı için tüm dosyayı ayrıntılı olarak incelememiz mümkün olmadı. Ancak, “silahlı örgüt üyeliği” nitelendirilmesini hak eden bir yapılanmayı, bu yapılanmayı destekleyecek hiyerarşik yapıyı bu operasyonda göremedik. Bizim tesbitlerimize göre, iki tanesi ruhsatlı üç adet tabanca (Ruhsatsız tabancanın sahibi ile ruhsatlı tabancalardan birinin sahibi serbest bırakılmıştır.), bir tane havalı tüfek, bir tane tek kırma tabir edilen av tüfeği, dört tane pompalı tüfek, bir tane kuru sıkı tabanca, iki adet kılıç ve çok sayıda CD ile bir-kaç tane yasaklanmış kitap zanlılardan suç aleti olarak alınmıştır. Ayrıca çok sayıda cep telefonu, bilgisayar alınmıştır. Bilgisayar hard diskleri ile cep telefon kayıtlarının incelenmesi henüz bitmemiştir. İnceleme sonucunda suçlamayı doğrulayıcı bir döküman çıkıp çıkmayacağını şu an bilmiyoruz. Ancak diğer malzemeler 49 kişilik bir örgüt yapılanmasından bahsetmeye yetmeyecek, piyasadan temini her zaman mümkün olan ve Türkiye’de yaşayan hemen herkeste bulunan- bulanabilecek olan dökümanlardır.  

      Basinin operasyonu manipule ettigini dusunuyor musunuz?

      Basının olayı manipüle ettiği bir gerçektir. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar herkesin masum sayılacağı Anayasa hükmüdür. Bu Anayasa ilkesi ihlal edilmiş, daha haklarında suçlamanın ne olduğunu bilmeyen insanlar suçlu ilan edilmiştir. İzmir’den getirilen üç kardeş, örgütün İzmir sorumlusu olarak basına yansıtılmıştır. Ancak bu kardeşlerden ikisi serbest bırakılmıştır. Tutuklanan ise bir spor kulübünün yöneticisidir, futbolcudur. El Kaide’nin futbol oynanamayı yasakladığı söylentileriyle bu olay birlikte düşünüldüğünde, futbol oynamasına izin vermeyen örgüte girecek bir futbolcu düşünmek izahı mümkün olmayan bir çelişki değil midir?  ATV televizyonu muhabiri Savaş Ay tarafından yapılan canlı yayın ayrı bir faciadır. Gizlilik kararı alınmış bir dosya üzerinden yürütülen soruşturma sırasında- ki gizlilik kararı alınmamış olsa bile soruşturmanın gizliliği esastır- soruşturma ile ilgili abartılı yayın 28 Şubat günleri çağrıştırmıştır.

      Mazlum-Der’in yaptigi 2. basin aciklamasini yayinlayan gazetelerin temsilcilerinin “yargiya sevk edilmis bir konuyu etkileme cabasi icinde olma” iddiasiyla savciliga ifade vermeye cagirlmasini nasil degerlendiriyorsunuz?

      Mazlumder başkanı ve açıklamasını yayınlayan basın kuruluşları hakkında “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçundan açılan soruşturmayı anlamakta zorlanıyorum. Hakkında binlerce haber, yüzlerce yorum çıkmış, canlı yayınlara konu olmuş operasyonda, insan hakları ile ilgilenen bir derneğin hak ihlalleri yaşanmaması temennilerini dile getiren, yargı bağımsızlının korunmasını isteyen, adalete güvenin sarsılmamasını vurgulayan açıklamasının soruşturma konusu yapılması galiba muhalif düşüncelere tahammülsüzlüğün göstergesi olmalı. Aynı operasyona ilişkin canlı yayın yapanlar hakkında soruşturma açılıp açılmayamadığı, açılmadı ise ne    den açılmadığı dikkat çeken sorular olmalı.

      Konya’da DGM olmamasina ragmen tum saniklarin Konya’da toplanmasinin mantigi nedir? Bu durum saniklarin gereksiz yere hapiste kalmasina yol acan bir proseduru beraberinde getirecek mi?

      Konya’da DGM. yerine kurulan “Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi” olmadığı halde operasyonun Konya merkezli olmasının, tüm sanıkların Konya’da toplanmasının hukuki bir izahını bulmak zor. Ama bu durumun yargı sürecini uzatacağı, ilk duruşmanın en erken 4 ay sonra yapılabileceği bir gerçek. Zira, asla tasvip etmediğimiz 2003 yılında İstanbul ilinde meydana gelen patlamalarda 80 civarında insan ölmüş, bu olaydan sonra bu kadar zanlı tutuklanmamıştı. Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesinin olmaması, soruşturmayı yürüten yargı mensuplarının kendi görev alanlarına girmeyen konularda bir hata yapma endişesini beraberinde getirebiliyor. Bu da Mazlumderin açıklamasında belirtildiği gibi tedbir olan tutuklamayı infaza dönüştürebiliyor.

      Sanıklar hangi suclamalara muhatap durumdalar? Sozgelimi saniklarin Basbakana suikast hazirligi icinde olduklari iddiasinin bir mesnedi soz konusu mudur?

      Sanıkların tutuklanma gerekçeleri “Yasadışı Silahlı Örgütün Sair Efradı Olmak”tır. Yani bir örgüt üyeliği suçlamasına muhataptırlar. Ancak, nasıl bir örgüt ise, bir tane eylem, bir tane eylem planı isnat edilmemiştir. Benim avukatlığını yaptığım hiç bir sanığa başbakana suikast planı ile ilgili bir soru sorulmamıştır. Keza, tutuklanma talebiyle sorgu hakimliğine sevkedilen tüm sanıkların sorgusu boyunca duruşma salonunda bulundum. Diğer sanıkların hiç birisine de başbakana suikast girişimi ile ilgili bir soru sorulmadı. Bu konunun nereden kamu oyunun gündemine girdiğini de anlamış değilim.

      Teşekkür ederiz.

      Röportaj: Murat Kayacan

Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?