Anarşistler Kurtlar Vadisi dizisini Protesto etti

Şubat 8, 2007

images1.jpgShow TV istanbul Bölge müdürlüğü önünde toplanan bir gurub Anarşist aktivis, ShowTV de yayınlanacak olan kurtlar vadisi dizisini protesto ettiler. Anarşistler ” İnternet üzerinden günlerdir simgesel olarak yürütülen Kurtlar vadisi
protestosu girişimi, Rtük’ün ”gösterime girmeden karar veremeyiz”
açıklaması ile sonuçlanmıştır. Bizler toplumdaki herhangi bir meselenin
çözümünü RTÜK gibi sansürcü kurumların ellerine terk etmek niyetinde
elbetteki değiliz. Fakat ”Toplum böyle istiyor’ sorumsuzluğuna da
bırakmaya niyetimiz yok. Irkçı, milliyetçi, kafa tasçı zihniyetleri
körükleyen bu ve buna benzer yayınları protesto ediyoruz. ” Diyor. Show Tv önünde aşağıdaki basın bildirisi okundu:

BASINA VE KAMUOYUNA
 KURTLAR VADİSİ TERÖRÜNE HAYIR!

Bizler burada sansür talebinde bulunmak için bulunmuyoruz. Bizler
toplumdaki herhangi bir meselenin çözümünü RTÜK gibi sansürcü kurumların
ellerine terk etme niyetinde değiliz. Bizler son aylarda cereyan eden
ırkçı, faşist girişimleri, sokak ortasında insan kaçırmaları, en son
sevgili Hrant Dink cinayetinde gördüğümüz gibi vatan uğruna muhalif
insanların göz kırpmadan katledilmelerini hatırlatmak; bu dizideki Polat
Alemdar gibi katillerin birer kahraman olarak sunulmasıyla  katil
çetelerin meşrulaştırılmasına , yeni saldırı ve cinayetlere teşvik
etmesine dikkati çekmeyi istiyoruz.

Show TV, diğer televizyon kanalları gibi devletin resmi ideolojisini
kitlelere empoze etmek için elinden geleni yapmaktadır. Yükselen
milliyetçi-ırkçı dalgaya yaranmak için Hollywood özentisi film ve dizileri
piyasaya sürerek insanlarda yabancı düşmanı, etnik ayrımcı, militarist,
cinsiyetçi ve şiddet-sever duygular yaratmaktadırlar. Bunda ne kadar
başarılı oldukları Kurtlar Vadisi dizisi ilk başladığından bu yana sokağa
yansıyan görüntüleri ve gençlik içerisinde hastalık gibi artan takım
elbiseli, kravatlı, atkılı, yüzüklü Polat Alemdar suretindeki devlete ve
kurumlarına herhangi bir şekilde muhalefet eden diğer gençlere karşı
acımasız saldırılara girişen ırkçı-faşist gençlik çetelerini gözümüzün
önüne getirelim.

Tüm bunlar Kurtlar Vadisi, Sağır Oda, Köprü gibi dizilerin kitlelere
aşılamak istedikleri ideolojinin üzerinde temellendiği devletin propaganda
endüstrisi tarafından önümüze konmaktadır. Bir katili, bir işkenceciyi ve
bir diktatörü en sempatik şekliyle bizlere sunarak bu ülkede 10 yıllardır
süre gelen faili meçhul cinayetlerin, sokak ortasında insanların kaçırılıp
işkencelerden geçirilerek katledilmelerini, vatan için muhalif-devrimci
insanların göz kırpılmadan vurulmasını meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Bu
bize doğduğumuzdan itibaren empoze edilen eğitim sisteminin bir
parçasıdır. Muhalif olmayan, itaatkâr kitleler ancak bu karanlık şiddet
kültürünün geliştirilmesiyle yaratılabilir. Her devlet kitlelerin
milliyetçi duygularını kabartarak bir paranoya kültürünü sürekli olarak
canlı tutar. Yaşanan her toplumsal sorun, devletler tarafından dış
mihraklara yorulur ve toplumun gerçekleri görmesini engelleyebilmek için
su bulandırılır. Bugün hem muhalif kesim hem de statükocu zihniyet,
olaylara aynı argüman üzerinden yaklaşmakta ve devletin varlığı
sorgulanmaz kılınmaktadır. “Derin devlet” tartışmaları da bunlardan
birisidir. Derin devlet, odak yapılarak devletin varlığı yine
meşrulaştırılır.

Bizler anarşistler olarak hiçbir koşulda, hiçbir devletin meşruluğuna
inanmıyoruz. Çünkü devletler toplumun organizasyonundan ziyade toplum
üzerinden geçinen bir rant organizasyonudur. İktidarda her kim olursa
olsun, bu rant organizasyonunun bir parçasıdır ve başındadır. Kendisinin
toplumun organizasyonundaki can damarı olduğu algısını yaratarak kitleleri
kendisine bağımlı kılmakta ve onun sorgulanmasına karşın gözlere perde
çekilmektedir. Asırlardır süre gelen devlet geleneği o kadar
karmaşıklaşmıştır ki; bugün  bu cinayetler, bu katliamlar gerçek değilmiş
gibi gösterilerek; cinayetler, katliamlar devlet organizasyonundan
bağımsızmış algısını yaratarak odaklar “derin devlet” denen kavrama
çekilmektedir. Hayır! Derin devlet bir illüzyondur. Devlet ister resmi
olsun ister olmasın kendi varlığıyla bir suçtur. Vatanı için bir
Ermeni’yi, bir Kürt’ü, bir devrimciyi gözü kırpmadan katleden veya onu
azmettiren birileri bu devletin memurudurlar. Kitleler nezrinde
meşruluklarını yitirmemek için devlet tetikçilerini “derin devlete” mal
ederek harcadığı düşünülse de bu gibi dizilerle itibarları geri
verilmektedir.

Hrant Dink cinayetinin ardından, jandarma ve polisin Ogün Samast’la, bir
kahraman gibi resim çektirmesi ve katilin bir sembolü olarak beyaz berenin
gençler arasında moda haline gelmesi ve kimi tribünlerde Ogün’e destek
tezahüratları atılması işin ne kadar ciddi boyutlara geldiğinin bir
göstergesidir. Son yıllarda artan Kürt-Ermeni düşmanlığının sokaktaki dile
nasıl oturduğunu biliyoruz. Toplumumuzun büyük bir kesimi televizyon
bağımlısı halindeyken Kurtlar Vadisi, Sağır Oda, Köprü vb. diziler ise bu
süreci körükleyen unsurlardan birisidir. Çünkü katillerin, ırkçıların,
gözü dönmüş linççilerin, işkencecilerin, kana susamış vatanseverlerin,
gündüz gözüyle sokak ortalarında insan kaçıranların, onları katledenlerin
aslında birer kahraman olduğunu bu dizilerden öğreniyoruz. Show TV ve
benzer dizi ve programları yayınlayanlar; her durumu, bugün var olan
milliyetçi havayı yaygınlaştırmakta ve yeni genç nesil içerisinde
kapanamayacak yaralar açabileceğinin farkında olsalar da onların tek
değeri vardır: o da PARA.

“Milliyetçiliğin tek kalesi alçaklıktır.” Kapitalizmin televizyon
kanalları; sırtlarını dayadıkları devletin, onları her durumda
koruyacaklarını bilirler. Yeri geldiğinde muhafazakâr, yeri geldiğinde
muhalif, yeri geldiğinde devrimcilerin yanında olacak kadar aç gözlüdür. O
kadar ki ikiyüzbin insanın hep bir ağızdan haykırdığı “Hepimiz Ermeni’yiz”
sloganını bile ırkçı-milliyetçi çevre için bir karşı argüman olarak
gözümüze sokup durdular.

Bizler diyoruz ki; “Biz ne Ermeni’yiz, Ne Kürt’üz ne de Türk’üz, Bizler
İnsanız İnsan”. Hiçbir milliyetten olmaktan memnun değiliz. Aksine
herhangi bir milliyet üzerinden tanımlanmaktan ve diğerlerinden
ayrılmaktan utanç duyuyoruz. Gerçek insanlık suçu insanları milliyetlere
ve tabi bulunduğu sömürgen devletlerine göre birbirine düşman ettirilmesi,
insanların sadece coğrafi değil zihinsel sınırlarla birbirinden
koparılmaları ve düşmanlaştırılmalıdır. Asırlardır devletlerin ve köleler
olarak efendilerimizin birbirimize karşı tetikledikleri düşmanlıkları
reddediyoruz. Bizler tüm dünya halklarını bizleri düşmanlığa, öfkeye, kine
ve savaşa sürükleyen devletleri ve onun kurumlarını başımızdan atmaya
çağırıyoruz.

Burada bulunma nedenimiz devletin sansürcü kurumu olan RTÜK’e, bu diziyi
yasaklaması için baskıda bulunmak değil, halkımızın dikkatini bu gibi
dizilerle propaganda endüstrisinin neyi meşrulaştırmak istediğine çekmek,
devletin ve onun yalakalarının yalan, saptırma ve örtbas politikalarını
teşhir etmektir. Bu anlamda muhatabımız devlet veya onun herhangi bir
kurumu değil, bizzat tüm insanlıktır.

ANARŞİSTLER

www.karahat.com

www.anarsiforum.org
 

Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?