Guantanamo Yolu (The Road to Guantanamo)
Ocak 6, 2007
Amerika’nın 11 Eylül sonrası Afganistan’la başlayarak Irak’ta devam ettiği, El Kaide’yi yok ederek “dünyayı özgürleştirme” girişimini tekrar tekrar anlatmaya gerek yok. Bütün olup bitenler, her türlü kitle iletişim aracı vesilesiyle tüm dünyada yakından takip edildi. İngiliz yönetmen Michael Winterbottom’da bu olup bitenlere tepkisini, çektiği bu belgesele benzeyen kurmaca filmiyle göstermeye çalışmış.
Bu kurmaca belgeselde, ABD’nin Afganistan’a saldırısından kısa süre önce, İngiltere’de yaşayan, evlenmek için Pakistan’dan Afganistan’a yolculuk yapan bir grup gencin yaşadıklarından yola çıkılarak, Amerika’nın saldırısı ve Guantanamo’daki olaylar anlatılıyor. Zaman zaman bu gençlerin belgesel gibi konuşmaları kullanılıyor, ama çoğu zaman bu gençlerin yaşadıklarından yola çıkılarak hazırlanan kurmaca filmi izliyoruz. Film akarken aralarda Bush’un açıklamaları, televizyon haberleri ve saldırıda ölenlerin görüntüleri ekrana yansıyor. Gerçekle kurgunun ayrımının zorlaştığı sahnelerde, ekrana bindirilen gerçek görüntülerde filmin izleyicideki etkisini perçinliyor.
Gençlerden birinin çıkarak, “Filmlerde görmeye alıştığımız manzaralardandı” diyerek olup biteni açıklamaya çalışması bana hiç inandırıcı gelmedi. Orada yaşanan insanlık ayıbını, insanların trajedisini yansıtmak bir yana, bir de o insanların yaşadıklarını dramatize edip, istedikleri gibi kurgulayarak ondan kazanç elde etmeye çalışan birçok çalışma var. Yönetmen Winterbottom’ın böyle bir amaçla olaya yaklaştığına inanmasam da, Road to Guantanamo Afganistan’ın bombalanmasıyla başlayan ve Guantanamo’ya kadar geçen süre içinde, yaşanan olayları ancak bir turist gibi izlememize olanak sağlıyor. Turistik bir gezintinin ötesine geçemiyor. M.Winterbottom bu kurmaca belgeseliyle, Amerika ve ülkesi İngiltere’yi eleştirdiğini düşünüyorsa çok yazık. Eleştiri olması için öncelikle kişinin kendi görüşlerini öne sürmesi, kendi fikirlerini beyan etmesi gerekir. Bu yapımda ne sözel olarak ne de arka arkaya bindirilen görüntüler aracılığıyla Winterbottom’ın fikirlerini ve sözde eleştirilerini göremiyoruz. Yönetmen, bir grup orta sınıf Pakistanlı gencin Afganistan’a yolcuğunu, Amerikanın bombaları ve işgali sırasında yaşadıkları dehşeti ekrana yansıtırken, buna siyasi ve eleştirel bir bakış getiremiyor. Bunun yerine, Amerikalıların yaptığı insanlık dışı muameleleri göstererek, olaylara hümanist bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Onun bu hümanist yaklaşımını eleştirellikten arındırması ise, Road to Guantanamo’yu anlık tepkinin ötesine götüremiyor. Tıpkı haberlerde izlediğimiz görüntüler gibi bir anlık Amerika’ya lanet yağdırıp, Müslümanlara acımamız gibi Guantanamo’daki tutuklulara da acıyoruz, üzülüyoruz. Ama bu hissiyatımız uzun süreli olmuyor. Film, izleyenleri sarsmak ve kendi görüşlerini aktarmak yerine olan biteni tekrar hatırlatıyor.
Bir kitle iletişim aracında verilen görüntünün asla tamamen gerçeği vermediğini biliriz. Verilen görüntüler ancak gerçeğin kurgulanarak yansıtılmış şeklidir. Bu görüntüleri veren kurum ve kuruluşun politikası, iktidar ilişkileri, haberi hazırlayanların olaya bakış açıları, hedef kitle gibi unsurlar bu görüntülerin nasıl kurgulanacağını şekillendirir. Bütün bu öğeler göz önüne alınarak, filtrelerden geçirilen görüntüler en son aşamada izleyicilere sunulur. Günümüzde bu şekilde işleyen bir yayın mekanizması içinde, insanların izlediklerini, okuduklarını ve dinlediklerini gerçekmiş gibi algılamaları ise saflıktan öte bir şey değildir. Bu yüzden ekrana bindirilen görüntüler dışında, yönetmenin olaya yaklaşımı ve tavrı önem kazanır. Winterbottom’ın net tavrını göremesek de yarı belgesel yarı kurmaca olan yapımda, Amerikalı askerlerin bozulan psikolojilerini ve Amerika’nın “özgürlük getirme” kisvesi altında insanlara yaşattıklarına tekrar tanık oluyoruz.
Bütün bu yaşananlar, “Özgürlüğü korumak görevimiz” sloganıyla yola çıkarak dünyaya özgürlük ve insanlık dersi vermeye çalışan, dünyanın geri kalanından farklı olduğunu iddia eden bir ülkenin maskesinin düşmesinin dışında, paralı askerlerin işler kızıştığında zıvanadan çıkışını da gösteriyor. Para kazanmak için askere yazılan, vasıfsız ve cahil bir çok gencin askere alınması, adını dahi duymadığı, dünyanın Amerika’dan ibaret olduğunu zanneden bu insanlar, “gerçek” bir savaşın içine düştüğünde bütün psikolojileri bozuluyor. Böylesi durumlara hazırlıklı olmadıkları içinde ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Savaşı bilgisayar oyunundan ibaret zannedip, insan öldürmeyi Counter Strike’da adam vurmakla eş değer görüyorlar. Gerçekten savaşın içine girip, arkadaşlarını kaybettiklerinde ise kendilerini de kaybediyorlar. Ülkelerini işgal ettikleri insanlara, bu yüzden insanlık dışı işkenceler yapmayı uygun görüyorlar. Onların kendi gözlerinde hiçbir değerleri yok. Onlar sadece arkadaşlarını öldüren, dünyaya (kastedilen dünya ABD’den ibaret) tehdit oluşturan, zararlı ve “insan olmayı bile hak etmeyen canlılar”. Öyle ya, Başkan Bush açıklamasında; “Guantanamo’daki mahkumlar birer katil. Bizimle aynı değerleri paylaşmıyorlar.” diyor. ABD ile aynı değerleri paylaşmadıkları içinde onlara istediklerini yapmakta sakınca görmüyorlar. Onları insanlıktan uzaklaştırarak, aşağılık yaratıklarmış gibi göstermeleri de yapmış olduklarından vicdan azabı çekmelerini engelleme girişimlerinden kaynaklanıyor. Bu yüzden onları üst üste yığarak, soyup teşhir ederek, tecavüz ederek, döverek, kafalarına çuval geçirerek insanlıktan çıkarmaya uğraşıyorlar. Mahkumların askerlerle göz göze gelmesi, kafalarını kaldırmaları da aralarında bir bağ kurmalarını önlemek için engelleniyor. Bütün bu olan biten aslında, kafası karışmış askerlerin kendilerini haklı çıkartma girişimlerinin beyhude çabaları… Kafalarındaki soruları ve niçin orada olduklarını kendilerini yönetenlere sormak yerine, içinde bulundukları kaotik ortamı haklı çıkarmak için yollar arıyorlar. Belki Amerikalıları diğer insanlardan ayıran en büyük özellikte bu. Amerikalılar gerçekleri görmek yerine ilüzyonlara o kadar alışmışlar ki, gördükleri gerçeklere bir türlü inanamıyorlar. İnanmak yerine olan biteni reddedip, korunaklı ve ilüzyonlar üzerine kurulu dünyalarına dönmeyi tercih ediyorlar. At gözlüğü takarak gördükleri bu sanal dünyayı, bütün dünyaya yaşatmak istediklerinde ise gerçek olağanca çıplaklığıyla yüzlerine çarpıyor. Belgeselin sonunda mahkumlardan biri, “Bu yaşadıklarım dünyaya bakışımı değiştirdi. Dünya güzel bir yer değil” derken, Amerikalıların hülyalarının diğer insanlar üzerindeki etkilerine de şahit oluyoruz. Bu sayede belki de Amerikalıların, ülkeler üzerindeki fiziksel tahribatlarından daha önemli olan, bireyler üzerindeki psikolojik yıkımlarını da fark ediyoruz.
MICHAEL WINTERBOTTOM - Yönetmen
Sinema sektörüne, Lindsay Anderson’ın kişisel asistanı olarak giriş yapan Winterbottom, ’90ların ilk yarısından bu yana İngiliz sinemasının en üretken yönetmenlerinden biri. Sinemada “auteur” kavramını reddeden ve hiçbir filmiyle kendisini tekrarlamayan yönetmen, 2002 yılında In This World adlı filmiyle Berlin Film festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanmıştı. Kimi eleştirmenlerce tüm zamanların en iyi İngiliz filmi olarak nitelendirilen bu yapım, İngiliz Film Akademisi’nce verilen BAFTA ödüllerinde de Yılın En İyi İngiliz Filmi seçilmişti. Son olarak, Laurence Sterne’ün sinemaya uyarlanmasına bugüne dek imkansız gözüyle bakılmış romanından çıkardığı Tristram Shandy: A Cock & Bull Story ile İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale ödülünü kazanan Winterbottom’ın yeni projesi ise, Craig Murray’in romanından uyarlanan Murder in Samarkand.
MAT WHITECROSS - Yönetmen
Michael Winterbottom ile 9 Şarkı (9 Songs) filminde Kurgucu ve Kod 46 (Code 46) filminde ’2nd Unit Director’ olarak çalışmış olan Whitecross, daha önce Job Street adlı bir kısa film ile Asher D, The Magic Numbers ve Coldplay gibi gruplara video klipler çekti. Şu anda tek başına yöneteceği ilk filmin senaryosunu yazıyor.
Filmin Künyesi
Yönetmenler: Michael Winterbottom, Mat Whitecross
Yapımcılar: Andrew Eaton, Melissa Parmenter
İranlı Ortak Yapımcı: Shahryar Shahbazzadeh
Yapım Sorumlusu: Lee Thomas
Müzik: Harry Escott ve Molly Nyman
Görüntü Yönetmeni: Marcel Zyskind
Yapım Tasarımı: Mark Digby
Süre: 95’
Yapım: 2006, İngiltere
Oyuncular
Shafiq Rasul - Riz Ahmed
Ruhel Ahmed - Farhad Harun
Monir Ali - Waqar Siddiqui
Asif Iqbal - Arfan Usman
Guantanamo Yolu (The Road to Guantanamo) “ için “2 yorum var ”
Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?



[…] guantanamo yolu / e-kaşif […]
[…] guantanamo yolu / e-kaşif […]