Çorum’da “ İslami Kimlik ve Mücadele Sorumluluğumuz “ Konferansı
Aralık 27, 2006
Özgür-Der Çorum Şubesi tarafından, Haksöz Dergisi yazarlarından Rıdvan Kaya’nın katılımı ile “ İslami Kimlik ve Mücadele Sorumluluğumuz “ konulu bir konferans düzenlendi.Afra Kültür Merkezi’nde Saat:19:00’da gerçekleştirilen konferansa Kur-an’ı Kerim ve meali ile başlandı. Okunan Kur-an’ı Kerim’in ardından açış konuşmasında Özgür-Der Çorum Şubesi Üyesi Murat İslam “ Allah bizleri yaratmış ve bizlere doğruyu ve yanlışı tercih etme noktasında düşünme yeteneği vermiştir. Ancak; Allah bizleri başı boş bırakmamıştır. Mutlak bilgi sahibi Rabbimiz biz insanlara vahyi hitabıyla doğru yolu ve ölçüsünü göstermiştir. Bu nedenle, Kur’an ile hayatımız arasında doğrudan bir irtibat vardır. Kur-an’ı anlamak ve mesajını tanıklaştırmak için Hz.Muhammed (AS)’ın örnekliği bizim için çok önemlidir. Bizim için Usvetül Hasene / Güzel Örnek olan Rasül için temel kaynak Kur-an ise bugün bizimde modern hayat içinde düşünsel, siyasal, ekonomik, tarihi, sosyal, dini ve kısacası karşılaşacağımız tüm sorunlarımızın çözümünde temel kaynağımız Kur-an olmalıdır.
İslami kimliğimiz ve ilkelerimiz doğrultusunda oluşturacağımız mücadele hattı ise vahiyle şekillenmiş olmalıdır. İslami Kimliği kuşanmış tüm Müslümanlar, İlahi vahyin çizdiği ilkeler çerçevesinde olanca hızıyla devam eden yakıcı gündemlere karşı tavrını ve kimliğini netleştirip, ümmet olma bilinci ile mücadeleyi üslenmelidirler.” sözleriyle tamamladı.
Ardından Haksöz Dergisi Yazarlarından Rıdvan Kaya konuşmasında “Müslümanlar, emperyalist güçler tarafından çok boyutlu bir kuşatma altındadır. Eğitimden kültüre, sağlıktan mimariye kadar her şey egemenlerce belirlenen çerçevede ele alınıyor. Mesela artık tüm dünyanın şehirleri birbirine benziyor, daha doğrusu “diğerleri” Batılılarınkine benzetiliyor. Şehrin en merkezi yerine kurulmuş dev alış veriş merkezlerinde, aynı markalar, aynı tüketim kalıpları içinde sunuluyor. Buralarda insanlar her türden açlıklarını aynı kalıplar içinde gidermeye çalışıyorlar.
Yine batılı kapitalist hegemonya örneğin bir yandan yılbaşı gecesini kent merkezlerinde çılgınca gösterilerle, eğlenceyle karşılama ritüelini yaygınlaştırmakta; futbolu, müziği, medyayı ifsad edici bir hayat tarzının araçları kılmakta. Diğer yandan ise mesela “terör” denilince ne anlaşılması gerektiği; İsrail’in “var olma hakkı”; nükleer silahlara kimlerin sahip olabileceği ve daha bir dizi konuda nasıl düşünülmesi ve davranılması gerektiğini de belirlemeye, tanzim etmeye yöneliyor. Farklı yaklaşımlara, aykırı çıkışlara ise hiç tahammül edilmiyor. Bu tür tavırlar “yel değirmenlerine savaş açmış Don Kişotvari hayalperestlikler, lüzumsuzluklar” olarak damgalanıp öncelikle yok sayma, küçümseme, yetmediğinde ise bastırma, cezalandırma yoluna gidiliyor.
Peki emperyalizm istediği sonucu elde edebilmiş midir? Hayır!
Emperyalist saldırganlıkların, savaşların güç dengesi açısından net bir biçimde mazlumlar, mağdurlar aleyhine olduğu açık olmakla birlikte, uzun vadede emperyalist güçlerin kazanamadığı da bir gerçek. Vietnam, Cezayir, Afganistan gibi tarihi örnekler ve Lübnan, Filistin ve Irak gibi halen sürmekte olan mücadeleler emperyalizme karşı kazanımlarımız olarak öne çıkmakta. Emperyalizm neden güç dengesindeki orantısız üstünlüğüne rağmen başarısız? Çünkü en temelde emperyalizm meşru olmayan, haklılık ve ahlakilik temeli bulunmayan bir savaş yürütmekte. Kuşatma altına almaya çalıştığı coğrafyaya yabancı; bu toprakların asli unsuru değil, yerlisi değil.
Aynı şekilde emperyalizmi başarısızlığa uğratan temel bir faktör de Müslümanların direnişi bir hayat tarzı haline getirmeleri. Direniş olgusu köklü bir ihya, ıslah ve tecdid geleneğine yaslanmakta. Bu gelenek son iki yüzyıllık süreçte gerek doğrudan sömürgeciliğe karşı, gerekse de sömürgeciliğin yerli işbirlikçilerine karşı tüm İslam coğrafyasında yaygın bir İslami hareketler olgusunu ortaya çıkarmıştır. İslami hareketler olgusu içerdiği tüm zaaflara, eksiklere, zayıflıklara rağmen güçlü bir direnci, bir karşı koyuşu, itirazı temsil etmektedir. Ümmet bünyesi içinde İslami hareketler bünyenin güçsüzlüğüne, organik bir birlik ve bütünlükten uzak yapısına rağmen adeta can damarı mesabesindedir. Sindirilmek, teslim alınmak istenen kitlelere direniş bilinci ve hassasiyetinin aktarılması noktasında İslami hareket olgusu büyük, yaygın ve birbirini etkileyen bir dalga oluşturmuştur. İşte bu yüzdendir ki, sömürgecilerin, emperyalistlerin sürekli ve çok yönlü saldırılarına hedef teşkil etmektedir.
Öncelikli vazifemiz: Dinin Allah’a has kılınması
Bilelim ki, sömürgeciler ve işbirlikçilerinin bu şeytani uğraşlarında sahip oldukları en büyük avantajları İslam Ümmeti’nin bünyesine sinmiş olan tarihsel kirlilik ve sahih İslami köklerden uzaklık halidir. Bu durum İslam Ümmeti açısından ciddi bir zaaf kaynağı oluşturmakta, zilleti beslemektedir. Öyleyse öncelikle yapılması gereken dinin Allah’a has kılınması olmalıdır. Bu ise geleneğin mutlaka vahiy süzgecinden geçirilmesini gerektirir. Hidayet kaynağı olan Kuran’ın rehberliği ve Resul’ün (a.s) örnekliğiyle eksiklerimizi, zaaflarımızı, çelişkilerimizi gidermek durumundayız. Yani asli vazifemiz Şehid Seyyid Kutub’un dediği gibi bir Kuran nesli oluşturmak ve bunun öncülüğüyle dinin sahih mesajını hayata taşımaktır.
İslami kimliği her vesileyle önde tutmalı, programa dönüştürmeliyiz!
Ticaret yapıyorsak emek, kazanç, faiz, rüşvet ve benzeri konularda sıradan kapitalistlerden farkımız kalmıyor. Öğrenciysek diğerleri gibi okulu adeta kutsuyoruz. Ev kadınlarımızın gündemi büyük ölçüde medya ve popüler dizilerle şekilleniyor. Vs. vs. Oysa insanlar bize baktıklarında Mümin kimliğinin yansımaları ile karşılaşmalı; sözlerimiz, eylemlerimiz, özlemlerimiz ve tepkilerimiz insanlara Allah’ı, kitabı, ahireti hatırlatmalı. Sıradan bir hayat yaşayıp, giderek daha fazla sıradanlaşmaktan kaçınmalıyız. Bu fasit daire mutlaka kırılmalı. Allah için yaşayıp, onun belirlediği kurallar dahilinde hareket etmeliyiz. “ sözleri ile konuşmasını bitirdi.
208 gündür Kuzey Irak’ta Özgür-Der üyelerinden Metin Demir, Mustafa Eğilli ve Hasip Yokuş kardeşlerimizin hukuksuz bir şekilde gözaltında tutulmaları hatırlatılarak ve biran önce serbest bırakılmaları temenni edilerek konferans sona erdi.
Kaynak: Özgür-Der
Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?


