Bush, Saddam’ın ipiyle mi kuyuya iniyor?
Aralık 25, 2006
Saddam Hüseyin, Irak’ın başında bulunduğu yıllar boyunca hep ABD’nin emir ve görüşleri
doğrultusunda hareket etti. Saddam kaç katliam yaptıysa, ne kadar zulmettiyse, ne suç işlediyse… hepsinde asıl aktör ABD’ydi. Bir zamanlar Saddam’ı yönlendiren ABD, şimdi de onun idamı üzerinden kendi iç politikasını düzenliyor.
Saddam Hüseyin için çıkan idam kararı, ne zaman nasıl ve hangi şartlarda uygulanacağı ya da uygulanamayacağı bir yana, Irak’ın yakın geleceğinde çok belirleyici ol acak bir gelişme.
Bu karar açıklanırken en büyük korkunun, “Irak’ta şiddet olaylarının tırmanması” olduğu söyleniyor. Ya da başka bir ifadeyle “direniş”in artmasından endişe ediliyor.
Bu nokta üzerinde biraz durmak gerekiyor. Çünkü Irak’taki direnişle Saddam arasında nasıl bir ilişki olduğu başından itibaren önemli bir tartışma konusu oldu. Olup biteni tümüyle Saddam’ın örgütlediği ya da en azından yönlendirdiği yolundaki kanaat, onun yakalanmasının ardından hayli sarsıldı. Saddam’ın yakalanması ABD’ye karşı direnişi azaltmak bir yana, tırmandıran bir süreci başlattı. Peki bu şu anlama mı geliyor: Saddam Hüseyin’in tamamen direniş sürecinin dışında. Hayır, çünkü özellikle Sünni direnişte, doğrudan Saddam’ın olmasa bile dağıtılan Irak ordusundan ayrılan bazı subayların rolü olduğu biliniyor. Bunun dışında çok farklı gruplar, yapılar, son derece karmaşık bir güçler dengesi üzerinden direnişi sürdürüyorlar.
ABD KONGRE SEÇİMLERİ
ABD’de yapılacak (siz bu yazıyı okurken yapılmış olacak) kongre seçimleri öncesinde böyle bir kararın açıklanması, Bush yönetiminin bir manevrası olarak değerlendiriliyor. Neresinden bakarsanız bakın, bunun önemli bir tespit olduğu söylenebilir. Çünkü ABD yönetimi, Irak’ta istediği dengeleri kurabilmek için uzun süredir bazı pazarlıklar yürütüyor. Bu pazarlık sürecinde bazı Sünni grupların önemli yeri var.
Irak’ı uzun süre yöneten bir siyasi kadronun (Baas) bu kadar kısa sürede tasfiye edilmesinin kolay olmadığı açıktı. Ancak bu kadar kısa bir süre içinde yeniden Baas’la ilişki kurulacağını da doğrusu tahmin etmek kolay değildi. Bunun çok temel ve belirleyici bir nedeni var aslında. Petrol kaynaklarının dışında tutulan, nüfusları Şiilerden daha az olan Sünnilerin bu kadar önem kazanması; yetişmiş insan gücü ve yönetici kadro açısından Irak’taki en zengin topluluk olmalarından kaynaklanıyor. Bu ağırlıkları onları her zaman denklemde tutuyor.
Saddam’ın yeniden herhangi bir şekilde Irak’ın geleceğinde yer alması imkansız. Fakat davada ceza alan birkaç ismin dışında Baas kadrosu için aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Çünkü Sünnileri kendi istediği siyasi denklemde tutmak için aradığı tüm formüller başarısız olan ABD, son çare olarak Baas’ı tekrar siyaset sahasına sürme çabasında.
Irak konusunda gözden kaçırılan önemli bir nokta var. İşgale karşı direniş, büyük ölçüde Sünni gruplar eliyle gerçekleştiriliyor. Ama bu direnişle birlikte Irak’ta ortaya çıkması muhtemel iktidar denkleminde etkin olmak için Sünniler de yoğun bir pazarlık yürütüyorlar.
Irak’taki her grubun, her yapının bir şekilde uluslararası ilişkilerde karşığı var. Bu ilişkileri sadece işgalciler ve ortakları olarak görmek yanıltıcı. Başta İran ve Türkiye olmak üzere herkes bu hesapların ortasında kendi dengelerini kurmaya çalışıyor. Örneğin Sünni grupların Türkiye ile giderek derinlik kazanan ilişkileri var. Herkesin yanıldığı bir başka nokta daha; İran da Sünnileri dengenin içinde tutmak için başından beri onlarla temaslarını devam ettirdi. Yani İran’ın Irak üzerindeki hesapları temel olarak Şiiler üzerinden yürüse de, Sünni gruplarla ve Kürtlerle ilişkilerinde hayli mesafe aldığı söylenebilir.
KÜRTLER VE ŞİİLERE SICAK MESAJ
Peki bu dengelerin ve arayışların ortasında idam kararı ne anlam taşıyor.
Bir; ABD yönetiminin Kürtleri ve Şiileri kendisinden koparmamak için böyle karara ihtiyacı vardı. Şimdilik kürt gruplar için ABD en büyük müttefik. Ama Şiilerin kendisinden pek de hoşlanmadığını gaye iyi bilen Washington, onları bu kararla bir süre daha yakın tutmayı hesaplıyor.
İki; Saddam ve Baas yönetiminin üst kadrosuna verilen cezalar, aslında Baasla devam eden flörtü örtmek için son derece ideal bir yol.
Üç; Saddam’ı cezalandırmayan bir ABD yönetiminin, kendi iç dengeleri açısından hayli sıkıntılı olacağı açık.
Dört; bölge ülkelerinin politik ağırlıklarının artması, ABD’nin hesaplarının bozulması açısından çok önemli bir gelişme. İdam kararının başlatacağı sürecin herşeye rağmen Irak’taki çatışmayı derinleştireceği çok açık. Nedense tüm olup bitenler, sıkça dile getirdiğimiz Şii-Sünni blokların keskinleştirilmesi tezine uygun olarak seyrediyor.
Bu tehlikeli hesabı bozacak tek işbirliğinin Türkiye-İran yakınlaşması olduğunu bir kez daha tekrar ederek tamamlayalım.
Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?


