Ekstremist Bush yönetimi, İsrail işgali ve “medeniyetler ittifakı”
Aralık 17, 2006
Başbakan Erdoğan, “Medeniyetler İttifakı”yla ilgili temaslarda bulunmak üzere ABD’ye gitti. Keşke orada Başkan Bush’un dünyayı bir an evvel “kıyamet”e sürüklemek için çırpınan sapık mürşitlerine bir çift laf etse.
Müslümanların kökünü kazımaya ahdettiklerini gizlemeyen Franklin Graham, Jerry Falwell, Jimmy Swaggart, Benny Hinn ve benzeri Evangelist liderlerden söz ediyorum. Malum; Başkan Bush’un ilan ettiği “Yeni Haçlı Seferi”nin arkasında bu zevat var.
Bush’un ABD Başkanı olduğu gün Beyaz Saray’da düzenlenen dini merasimi yöneten Graham, Kasım 2001’de NBC televizyonunda aynen şöyle dedi: “İslam’ın tanrısı bizim tanrımızla aynı değil. O, Hıristiyan veya Yahudi-Hıristiyan itikadındaki tanrının oğlu değil. Başka bir tanrı ve ben onun (İslam’ın) çok şerli, şeytani bir din olduğunu düşünüyorun. Öyle harika, barışçı bir din olduğuna inanmıyorum. Kur’an’ı ve Kur’an surelerini okuduğunuzda, Müslüman olmayanların öldürülmesinin istendiğini görürsünüz… O binalara (ikiz kulelere) uçakla dalanlar Methodist değildi, Lutheryen değildi. İslam inancına sahip kimselerin bu ülkeye bir saldırısıydı bu.”
ABD’nin en popüler Protestan lideri olan Graham’in bu gibi hezeyanlarını Falwell, Swaggart ve Hinn’in hezeyanları takip etti. Falwell, 6 Ekim 2002’de CBS televizyonundaki ünlü ‘60 Dakika’ programında Peygamber Efendimiz’e (SAV) “terörist” diyerek hakaret etti. Swaggart, 10 Kasım 2002’deki televizyon vaazında Efendimiz’i tahkir ve tezyif mahiyetinde iğrenç sözler sarf ettikten sonra, Amerika’daki Müslümanlara “Tek kelime ederseniz gidersiniz!” şeklinde bir ültimatom verilmesi gerekriğini söyledi. Hinn, Dallas’ta yaptığı bir konuşmada “Biz Tanrı’nın safındayız. Bu Yahudilerle Araplar arasında bir savaş değil, Tanrı ile şeytan arasında bir savaş” dedi. Dallas’ın önde gelen rahiplerinden bir grup, “Hıristiyanlarla Müslümanlar arasındaki çizgi”nin “Tanrı ve şeytanı ayıran çizgi” olduğunu ilan ederek (!) Hinn’e destek verdi…
ABD bugün böyle bir anlayışla idare ediliyor, herkes de bunu biliyor, fakat kimsenin sesi çıkmıyor; kıyamet savaşçılığına soyunan ekstremist Bush yönetimi, sırf herkesten kuvvetli diye, bütün dünyada muteber sayılıyor. Öte yandan Filistin’deki HAMAS yönetimi İsrail’i resmen tanımayı reddettiği için boykot ediliyor, Filistin halkı HAMAS’ı seçtiği için ambargoya maruz kalıyor ve İsrail savaş makinesine ezim ezim ezdiriliyor. Neye rağmen? HAMAS’ın ‘ateşkese hazırız, onlar bizi öldürmesinler biz de onları öldürmeyelim’ diye bas bas bağırmasına rağmen.
Erdoğan, bu yaman çelişkiye ABD yönetimi ile bütün köprüleri atmak pahasına dikkat çekebilecek kadar güçlü bir pozisyonda bulunmuyor, ama şuna dikkat çekmesinde bir sakınca olmasa gerek: HAMAS, işgalin bir sonucudur ve sebebi konuşmadan sonucu konuşmak abestir. İsrail orduları Batı Şeria ve Gazze’yi işgal ettiğinde (1967) ve “Kudüs ikiye bölünmüştür; doğusu Arapların, batısı İsrail’indir. Bu statü değiştirilemez” diyen BM kararlarına rağmen “Bölünmez Kudüs”ü “İsrail devletinin ebedi başkenti” ilan ettiğinde (1980) daha HAMAS’ın H’si bile yoktu ortada. 40 yıldır süren işgali, Filistinlilere ait toprakların uluslararası hukuka aykırı olarak Yahudi göçmenlere açılmasını, Filistin şehirlerinin gelişigüzel bombalanmasını, çoluğun-çocuğun mütemadiyen katliamdan geçirilmesini asla boykot/ambargo sebebi saymayan uluslararası topluluk, bu mezalime bir tepki olarak doğan HAMAS’ı nasıl boykot edebilir, Filistin’e nasıl ambargo uygulayabilir?
Erdoğan bu soruyu bütün Batı liderlerine yüksek sesle sormalı ve boykotun/ambargonun derhal kaldırılmasını, işgalin de bir an evvel sona erdirilmesini talep etmelidir. Gerçekçi olalım; medeniyetlerin buluşma noktası olan Filistin kan ağlarken “medeniyetler ittifakı” yolunda zerre kadar mesafe alınamaz!
Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?


