SADDAM İDAM EDİLDİ

Aralık 30, 2006

Amerika tarafından devrildikten sonra bugün idam edilen Irak Devleti’nin eski lideri

Saddam Hüseyin’in kısaca hayat hikayesi şöyle:
30/12/2006 -

28 Nisan 1937: Sünni köylü bir ailenin oğlu olarak başkent Bağdat’ın 175 kilometre kuzeyindeki Avca’da doğdu.

1957: „Arap Diriliş Partisi“ Baas’a katıldı.

1959: 1958’de monarşiyi deviren Abdülkerim Kasım’a yönelik suikasta katıldı. Gıyabında idama mahkum edilen Saddam yurt dışına kaçtı.

1963: Kasım’ın Baas tarafından devrilmesinden ve Abdüsselam Arif’in iktidara gelmesinden sonra Irak’a döndü. Arif, bir darbe girişiminden sonra Kasımda Baasçıları yakalama kampanyası başlatt
1964: Saddam Hüseyin yakalandı, 2 yıl sonra firar etti.

1968: Baas’ı iktidara taşıyan darbeye katıldı ve Devlet Başkanı Ahmed Hasan El Bekir gölgesinde, rejimin güçlü isimlerinden biri oldu.

1969: Devrim Komuta Konseyi Başkan Yardımcısı oldu.

16 Haziran 1979: Sağlık nedenleriyle resmen istifa eden Bekir’in yerine geçti, devlet başkanlığı, başbakanlık, Baas genel sekreterliği, Devrim Komuta Konseyi başkanlığı ve ordu komutanlığı görevlerini birleştirdi. İktidardaki Baas partisi içinde tasfiyeye gitti ve 23 yetkiliyi idam etti. Saddam Hüseyin, bundan sonra da muhaliflerini ortadan kaldırmayı sürdürdü.

1980: Kendi ilan ettiği İran-Irak Savaşı başladı. Savaş 8 yıl sürdü ve binlerce Iraklı ve İranlı öldü.

17-18 Mart 1988: Kürt kenti Halepçe’nin kimyasal silahla bombalanması talimatı verdi, 5 bin kişi öldü.

1990: Kuveyt’i işgal etti, bu hareketi BM’nin müdahalesini beraberinde getirdi. Birlikleri 1991’de Kuveyt’ten çıkarıldı. Bundan sonra Irak’a 13 yıl boyunca BM ambargosu uygulandı.

15 Ekim 1995: Düzenlenen halk referandumuyla Saddam Hüseyin, oyların yüzde 99,96’sını alarak 7 yıllığına başkan seçildi.

1998: Bağdat yönetimi ile uluslararası toplum arasında aylarca süren gerginlikten sonra ABD’nin „Çöl tilkisi“ harekatı başladı. 3 gecede Irak’a 500 füze atıldı. Irak, 1993 ve 1996’da da vurulmuş, atışlar hedefteki Saddam Hüseyin’i bulmamıştı.

15 Ekim 2002: Saddam Hüseyin, yüzde 100 katılımlı seçimde oyların yüzde 100’ünü alarak yeniden başkan seçildi.

17 Mart 2003: ABD Başkanı George Bush, Saddam Hüseyin’e sürgüne gitmesi için 48 saatlik ültimatom verdi. Kabul edilmemesi halinde Irak’a saldıracağını söyleyen Bush’un ültimatomu ertesi gün reddedildi.

20 Mart 2003: Irak’a savaş başladı, Amerikan-İngiliz birlikleri Irak’a girdi.

9 Nisan 2003: Bağdat ve Saddam Hüseyin rejimi düştü.

1 Mayıs 2003: Bush, esas çatışmaların sona erdiğini açıkladı.

3 Haziran 2003: ABD Saddam Hüseyin’in yakalanmasını sağlayacak bilgi getirene 25 milyon dolarlık ödül vadetti.

22 Haziran 2003: Saddam Hüseyin’in iki oğlu Uday ve Kusay Musul’da bir Amerikan baskınında öldürüldü.

13 Aralık 2003: Saddam Hüseyin Amerikan askerlerince kalesi Tikrit’te yakalandı ve koalisyon güçlerince bilinmeyen bir yere götürüldü.

9 Ocak 2004: ABD, Saddam Hüseyin’in savaş esiri statüsüne sahip olmaya hakkı olduğunu açıkladı.

30 Haziran 2004: İktidarın yeni Irak otoritesine devrinden 2 gün sonra Saddam Hüseyin ve rejimin 11 yetkilisi Irak sorumluluğuna verildi.

1 Temmuz 2004: Saddam Hüseyin ilk kez yargıç önüne çıktı. Devrik lider, Halepçe katliamı dahil 7 suçlamayla yargılanmaya başladı.

17 Temmuz 2005: 148 Şiinin ölümüyle ilgili Ducely davasıyla ilgili tahkikat tamamlandı.

19 Ekim 2005: Irak Yüksek Ceza Mahkemesi duruşmaları başladı.

19 Haziran 2006: Saddam Hüseyin üvey kardeşi Barzan El Tikriti ve Devlet Başkan Yardımcısı Taha Yasin Ramazan için idam istendi.

21 Ağustos 2006: İkinci dava olan Enfal davası başladı. Devrik lider ve diğer 6 sanık Kürtleri katletmekle suçlandı.

5 Kasım 2006: Saddam Hüseyin Barzan El Tikriti ve devrim mahkemesinin eski başkanı Avad el Bender idama mahkum eildi. Taha Yasin Ramazan ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

26 Aralık 2006: Temyiz Mahkemesi, Saddam Hüseyin’in idam cezasını onadı.

30 Aralık 2006: Irak’ın ABD tarafından devrilen devlet başkanı Saddam Hüseyin asılarak idam edildi.

“KUR’AN VE ARKEOLOJİ”

Aralık 30, 2006

Murat Kirişci
Kur’an ve Arkeoloji adlı kitap Pınar Yayınları arasından çıktı. Yazarı Bahattin Dartman.
“Kur’an, tüm insanlığın hidayeti için gönderilmiş en son ilahi mesajdır. Bütünüyle beşeriyeti, dünyevi ve uhrevi saadet ve mutluluğa eriştirecek esasları içermektedir. İnsanoğluna, yararına olacak ölümsüz değerler sunarken, hemen her türlü problemine de en makul ve gerçekçi çözümleri önermektedir. Durum böyle olunca Kur’an’ın, hidayete vesile olabilecek yönlerinin araştırılıp incelenerek ortaya çıkarılmasının gereği kendiliğinden anlaşılmaktadır.”
Bu şekilde bir girişle başlayan Dr. Bahattin Dartma, Kur’an ve Arkeoloji adlı bir çalışmaya imza atmıştır. Kitabı üç bölüme ayıran Dartma, giriş bölümünde arkeolojinin tanımını, tarihçesini, amacını, konusunu, diğer ilimlerle ilişkisini ve Kur’an’daki yerini incelemiştir. Read more

HAKSÖZ DERGİSİ’NİN OCAK SAYISI ÇIKTI! Resmi İdeoloji ve Eğitim Sistemi Eleştirilemez!

Aralık 30, 2006

Haksöz Dergisi’nin Ocak sayısı (190. Sayı) çıktı. Derginin sunuş yazısı ile içindekiler bölümünü veriyoruz. Read more

Çorum’da “ İslami Kimlik ve Mücadele Sorumluluğumuz “ Konferansı

Aralık 27, 2006

 Özgür-Der Çorum Şubesi tarafından, Haksöz Dergisi yazarlarından Rıdvan Kaya’nın katılımı ile “ İslami Kimlik ve Mücadele Sorumluluğumuz “ konulu bir konferans düzenlendi.Afra Kültür Merkezi’nde Saat:19:00’da gerçekleştirilen konferansa Kur-an’ı Kerim ve meali ile başlandı. Okunan Kur-an’ı Kerim’in ardından açış konuşmasında Özgür-Der Çorum Şubesi Üyesi Murat İslam “ Allah bizleri yaratmış ve bizlere doğruyu ve yanlışı tercih etme noktasında düşünme yeteneği vermiştir. Read more

Bush, Saddam’ın ipiyle mi kuyuya iniyor?

Aralık 25, 2006

Saddam Hüseyin, Irak’ın başında bulunduğu yıllar boyunca hep ABD’nin emir ve görüşleri

doğrultusunda hareket etti. Saddam kaç katliam yaptıysa, ne kadar zulmettiyse, ne suç işlediyse… hepsinde  asıl aktör ABD’ydi. Bir zamanlar Saddam’ı yönlendiren ABD, şimdi de onun idamı üzerinden kendi iç politikasını düzenliyor.
  Read more

Bakın şu İran’ın yaptığına!(1)

Aralık 21, 2006

AP yani Associated Press, dünyanın en eski ve en büyük, daha doğrusu küresel, haber ajanslarından birisi. 1847’de kurulmuş. Halen dünya çevresinde 80 bürosu var, 500’ü aşkın merkeze yılda ortalama 2200 adet „özgün haber“ sunuyor.

AP’nin 11 Aralık’ta geçtiği haberin başlığı: „İran, pazartesi günü dünyanın dört bir yanından gelen ve Nazi katliamının olup olmadığını inceleyen soykırım inkârcılarına ev sahipliği yaptı.“(1) Ne cümle ama! Bir olay araştırılmaya değer bulunup araştırılıyorsa, önsel bir „inkâr“dan söz edilebilir mi? Read more

Safavi Şiiliği’ne karşı Osmanlı Sünniliği mi?

Aralık 21, 2006

Türkiye’nin Ortadoğu ve yakın çevresine yönelik açılımına, üslenmeye çalıştığı misyona ilişkin tartışmalar, kafaların ne kadar karışık olduğunu, varolan durumu okumaktan ne kadar uzak olduğu ortaya koymuyor mu? Read more

Hizbullah

Aralık 20, 2006

Bu kitap Hizbullah Genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın sağ kolu ve ikinci adamı Naem Qassem tarafından kaleme alındı. İçerden bir bakışla Hizbullah hareketini anlatan bu kitapta örgüt hakkında şu ana kadar hiç bilinmeyen gerçekler büyük bir ustalıkla anlatılıyor

İsrail’in saldırı, yok etme ve sürekli yayılma politikalarına karşı başka bir alternatif bulamamış insanların cesetlerinden, ölüm kusan bombaların hayalet şehir haline çevirdiği Lübnan’ın küllerinden doğan bir hareket Hizbullah. İran İslam Devrimi’nden de güç alarak kurulan örgütün Batılı basın yayın organlarında terörist bir hareket mi yoksa bir direniş hareketi mi olduğu yıllarca tartışıldı. Read more

Abbas cuntası

Aralık 20, 2006

İşgalci Siyonist devlet ve onu himaye eden uluslar arası emperyalizm Filistin’deki HAMAS hükümetinin ekonomik ambargo yoluyla çökertileceğini ve kendi isteğiyle çekilmek zorunda kalacağını umuyordu. Read more

Kur’an ve Tarihsellik

Aralık 19, 2006

Kürşat Atalar

Tarihselcilik konusundaki tartışmalar, Türkiye’de, en genel anlamda müslümanların, hemen her alanda ‘ilmi’ yetkinliğe ulaşamamış oldukları gerçeğinin somut göstergelerinden birisi olarak karşımızda duruyor. Türkiye’de ‘ilmi’ çevreler, hemen daima, İslam’ı, ‘ithal’ yöntemlerle test etmekten öte düşünsel faaliyet içerisinde olamadıkları için, bir zamanlar tek ‘açıklama’ yöntemi olarak lanse edilen pozitivist/nesnel modelin popülaritesini yitirmesinin ardından, bu kez de yine, ‘anlam’ı önceleyen ve özneyi merkeze oturtan hermenötik yöntemi ithal etmekte gecikmediler Read more

Müslümanlar oryantalistleri niçin reddetmelidir?

Aralık 19, 2006

Oryantalist çalışmaların hareket noktası, Hz. Muhammed’in bir sahtekâr veya halüsinasyonlar gören bir kişi olması gerektiğidir. Bunun kitaplara, dergilere ve ansiklopedilere yansıyan neticesi de Müslümanların on dört asırdan bu yana kendi dinleri hakkında gerçekleştirdikleri karşı konulmaz çabanın gölgesinde kalmaktır. Read more

EBU’L ALA EL MEVDUDI

Aralık 18, 2006

Üstad Mevdudi, 25 Eylül 1903 tarihinde Haydarabat vilayetine bagli Örnekabad’da dünyaya geldi. Ailesi ilme ve dine olan hizmetiyle meshurdur. Mevdudi’nin soyu Seyh Kutbuddin Mevdudi’ye uzanir. Bu zat hicri altinci yüzyilda Hindistanda yasamis ve Çestiye tarikati seyhidir.. Mevdudi’nin babasi kültürlü bir savci idi. Asirdaslarindan bir çogunu aldatân bati medeniyeti onu da rahatsiz etmistir. Read more

Ekstremist Bush yönetimi, İsrail işgali ve “medeniyetler ittifakı”

Aralık 17, 2006

Başbakan Erdoğan, “Medeniyetler İttifakı”yla ilgili temaslarda bulunmak üzere ABD’ye gitti. Keşke orada Başkan Bush’un dünyayı bir an evvel “kıyamet”e sürüklemek için çırpınan sapık mürşitlerine bir çift laf etse.
Müslümanların kökünü kazımaya ahdettiklerini gizlemeyen Franklin Graham, Jerry Falwell, Jimmy Swaggart, Benny Hinn ve benzeri Evangelist liderlerden söz ediyorum. Malum; Başkan Bush’un ilan ettiği “Yeni Haçlı Seferi”nin arkasında bu zevat var. Read more

İsrail boru hattı ne taşıyacak?

Aralık 15, 2006

Türkiye ile İsrail arasında imzalanan boru hattı anlaşması, bir dizi tartışmayı gündeminde getirdi. Gazeteci Suna Mutlu, projeyi değerlendirdi

“Bak Sen Şu Yüzyılın Projesine”
Türkiye ile İsrail arasında sessiz sedasız mutabakat imzalanmış. Sözüm ona bu anlaşma dev bir projeymiş.
Hem de Karadeniz’in petrol ve doğalgazını Ortadoğu’ya aktaracak, elektrik ve su taşıyacak boru hattı yapımı için anlaşmışız İsrail ile. Ne kadar güzel değil mi?
Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren büyük aktörlerden biri olan siyonist İsrail enerji dengelerimizi değiştirecekmiş. Read more

İşte (Dinler) Kültürler Arası Dialoga Güzel Bir Örnek

Aralık 12, 2006

Dinler arası Diyaloğu başlatan ilk Papa ünvanına sahip 6. Paul, Aralık 1967’de dünyanın ileri gelen bazı şahsiyetlerine evrensel barış için bir mektup göndermiştir. VI. Paul’ün mektup gönderdiği kişiler arasında bazı Müslüman alimler de bulunmaktadır. Bunlardan biri Pakistanlı değerli İslâm âlimi Ebûl A’lâ Mevdudi’dir. Mevdudi’nin Papa’ya cevabının tam metni aşağıda  Read more

Protestan İslam porjesi

Aralık 11, 2006

AKP, ‘Siyasal İslamcılık’tan kurtulup ‘Muhafazakâr Demokrat’ kimlik tanımı yapma çabasında. AKP çevresindeki bazı din ideologları da ‘Yeni İslamcılık’ diye bir akımı tanımlama peşinde. AKP de ciddi olarak değişim ve modernleşme çabasında. Tabii türban, kadın ve kadına bakış bütün bu ‘İslam ve Modernizm’ tartışmalarının ana fay hattını oluşturuyor. Tempo nun Prof İhsan Eliaçıkla yaptığı reportaj islamda reform projesinin boytularını gözler önüne sermesi bakımından çok önemli röportajın tam metni aşağıda
İhsan Eliaçık :Yeni İslamcılık’ın ideoloğu
„Yeni İslamcılık şeriat devletine karşıdır“
AKP ile birlikte gündeme gelen yeni bir dalgayla karşı karşıyayız. İslamcılık modern yorumunu, kendi Rönesans’ını hazırlıyor. Yeni İslamcılık tartışılıyor. AKP’den önce bu kavram ilk kez Bilgi ve Düşünce dergisinde gündeme geldi. Ali Bulaç, AKP’nin teoriysenlerinden Yalçın Akdoğan ve İhsan Eliaçık’ın içinde bulunduğu ekol, İslam’a yeni bir yorum getiriyor. Siyasal İslam’ın iflasını ilan eden yeni dalga, ‘Yeni İslamcılık’ın teorisini yaratıyor. Yeni İslamcılık kavramının ideoloğu, bu kavramı teorik olarak kaleme alan İhsan Eliaçık, Tempo’ya konuştu.

- Yeni İslamcılık’ın altında neler var? ‘Eski İslamcılık’tan farkı nedir?
Geçen sene Bilgi ve Düşünce dergisinde ‘Yeni İslamcılık’ konulu bir kapak yaptık. Özellikle ‘Yeni İslamcılık’ üzerine yazılar yazdım. Özellikle son modern çağda İslamcı görüş ve iddiaları üç aşamada değerlendirmek mümkün; birincisi, Osmanlı’nın yıkılışı dönemindeki İslamcılar. Bunların ana gayesi Osmanlı’nın yıkılmasını önlemekti. İslam’ın yeryüzündeki siyasal varlığı sona erdi. İkincisi, Osmanlı’nın çöküşüyle başlıyor. 1928’de Mısır’da İhvan-ı Müslümin teşkilatı kuruldu. Bu 30’dan 90’lı yıllara kadar geliyor. Bu dönemin temel karakteristikleri bir devlet kurma telaşı var. Siyasal bir amaç var.
- Şeriat amacı var yani.
Şeriatı getirme amacı var. Şeriatın ne olduğu tartışılmıyor ama. Adına İslam devleti diyor, Mevdudi bunu söylüyor, İhvan-ı Müslim’in bunu söylüyor ama içeriği konusunda hiçbir araştırma yok. Panik hali var. Bu görüş 1979’daki İran İslam devleti ile birlikte zafere ulaştı. 1979’dan sonra 10 yıl geçti. İran’ın içerisinden „İslam devleti böyle mi olmalıydı?“ diye sesler yükselmeye başladı. Üçüncü evrimin ise ana karakteri şudur: „Nedir bu İslam devleti?“ diye sorar. Sonra, „İlla hırsızın elini kesmek zorunda mıyız, illa kadınları çarşafa, peçeye sokmak zorunda mıyız?“ diye sorgular. Sonuçta „Burada bir yanlışlık yapıyoruz“ dendi.
- Yeni İslamcılar şeriat istemeyenler mi?
Yeni İslamcılık ‘şeriatı getirmeyeyim’ demiyor. „Bu devlet İslam devleti olmak zorunda mıdır?“ diyor. Ben ‘Adalet Devleti’ diye bir kitap yazdım. Bu tipik bir yeni İslamcı görüştür. Ben orada İslam devleti, şeriat devleti kavramına karşı çıkıyorum. Eğer İslam’ın siyasal bir perspektifi olacaksa bunun adı „Adalet Devleti“ olabilir diyorum. Ortak iyinin iktidarı olabilir. Şeriatın değişebileceği görüşü var ‘Yeni İslamcılık’a göre. Şeriat, Hz. Peygamber’e indiği şekliyle dünyanın herhangi bir başka yerinde uygulanmak zorunda değildir.
- Eski İslamcılığın Türkiye’ye yansıması neydi?
Türkiye’de değişik gruplar var. İhvan-ı Müslim’in teşkilatının yayınladığı kitapların tercümeleri Türkiye’ye geldi 70’li yıllarda. İran düşünürlerinin kitapları geldi. Ona benzer gruplar oluştu. Ama Türkiye’nin şartları gereği İslamcı talepler açıktan ifade edilemedi. Mesela Milli Görüş teşkilatı 60’lı yıllardan itibaren İslam dünyasının diğer bölgelerinde yaygınlaşan klasik İslamcılığın üçüncü dereceden bir versiyonudur. Üstü örtük bir versiyonudur. Erbakan hiçbir zaman İslam devleti falan dememiştir. Eski İslamcılığın dalga boyundadır. Bir an evvel devlet ister. Bu anlayış belli bir dönemden sonra sorgulanmaya başladı, iflas da etti. 14 asır öncesinden nasıl getirip de şeriatı uygulayacaksın? Başka bir dünyada yaşıyoruz. Yeniden bunu yorumlamamız lazım. İslam devleti görüşü İran’da, Suudi Arabistan’da, Afganistan’da Taliban’ın uyguladığı kadarıyla yanlış. İslam insanlara eziyet etmek, acı çektirmek için gelmiş olamaz. Yeni bir din anlayışı geliştirmek lazım. Yeni İslamcılık dediğimiz şey budur.
- Yeni din anlayışı neye göre belirlenecek?
İslam tarihinde yazılan siyasetnameler var. Bunların 20 tanesini inceledim. Bunlar zamanın sultanlarına karşı yazılmış, siyasal içerikli, devletin nasıl yönetilmesi gerektiğine dair kitaplardır. Eski İslamcılık yeni bir şey üretmek yerine yüzyıllar öncesinde yazılmış bu siyasetnamelerden yararlanıyor. Taliban’ın, Suudi Arabistan’ın elinde şu anda İbn Teymiyye’nin Memluklular’a hitaben yazdığı ‘Essiyasetül Şeriyye’ adı kitabı vardır. Onu açıyor bakıyor devlet buymuş diyor. Orada İbn Teymiyye sultanlara hitaben namaz kılmayanları takip edeceksin ve onlara ceza vereceksin diyor.
- Yeni İslamcılık nelere gerekli değildir diyor peki?
Yeni İslamcılık diyor ki, sizin beslenme kaynaklarınızın zamanı geçmiştir. Artık bunların yerine yeni siyasetnameler yazılması, yeni devlet görüşleri geliştirilmesi lazım. Ben bunun tipik örneğini yazdım. Kuran’dan siyasi model çıkarmak mümkün değil. Ama bir siyasal ahlak değerleri, bir siyasal perspektif çıkarmak mümkün. Bu anlayışı da adalet devleti şeklinde çıkarabiliriz. Bunu da 5 tane temel kavrama dayandırdım. Adalet, emanet, ehliyet, meşveret ve maslahat. Bunlar siyasi ahlak değerleridir. Oturduğu makamı Tanrı’nın bir bağışı olarak değil, halkın bir emaneti olarak görecek.
- AKP ‘Yeni İslamcılık’ın bir temsilcisi mi peki?
Hayır. Milli Görüş nasıl eski İslamcılığın 3. dereceden versiyonu ise AKP de yeni İslamcı görüşlerin bana göre beşinci dereceden versiyonu. Hatta neredeyse kopmak üzere. Çünkü endişe verici şeyler yapıyorlar. Nasıl ki eski İslamcılığın dalga boyunda ilerleyen Milli Görüş kendini tam ifade edemediyse, yeni İslamcılığın da dalga boyunda farkına vararak veya varmayarak ilerleyen AKP de kendisini tam olarak ifade edemiyor. Siz Erdoğan’ın İslam kelimesini ağzına aldığını hiç gördünüz mü? Bu bana göre anormaldir. Eski Milli Görüş de normal değildi, AKP de normal değil. Son zamanlarda ABD ve İsrail ile geliştirilen ilişkiler İslamcı çevrelerde endişeyle karşılanıyor. İhtiyatlı bir yaklaşım var. Dur bakalım ne olacak gibi bir kredi verildi.
- Yeni İslamcılık aslında modern İslam mı?
Modern İslam Batılılaşmış İslam değildir. Modern İslam, Amerikancı İslam değildir. İslam’ı Batılılara beğendirme, reform etme meselesi değil bu. Dışarıdan böyle bir talep var doğrusu. İslamcı çevreler bile o yeniliği düşünüyorsalar bile sırf Batı’nın bu dışarıdan dayatması sebebiyle muhafazakarlaşıyor. Yeniliği bir başka bahara erteliyor. Şu anda İslam dünyası bu noktada kilitlenmiş durumda.
- Yeni İslamcılık için türban nedir? Şeriat istiyor mu? Ne kadar laik, ne kadar demokrat?
Yeni İslamcı iktidara geldiği zaman İslam dininin itikat ibadet ve ahlak ile ilgili hükümlerini topluma bırakır. Bunlar devletin işi değil. Bir de dinin dördüncü bir kısmı var, hukuk hükümleri. Hırsızın elini kesmek, zinaya verilen ceza gibi. Hukuk da zamanın gelişim ve değişimine bırakılır. Bu hükümler değişebilir. İlla hırsızın elini kesmek zorunda değilsin. İlla mirası kadınlara daha az vermek zorunda değilsin. Bunlar adaletin nasıl sağlanacağına dair Hz. Peygamber zamanında verilmiş ilk örneklerdir. Maksat adaletin sağlanması. Kuran’ın hükümleri silinemez ama ancak uygulamada değişiklikler yapılabilir. Sanıldığı gibi devlet gelecek kadınlara başörtüsü taktıracak, devlet gelecek namaz kıldıracak böyle olmaz. Bu yanlış. Yeni İslamcılık din devlet diyaloğunu savunuyor.
- Namaz kılınıp kılınmaması, türban takılıp takılmaması yeni İslamcılığın sorunu değil mi yani?
Değil. Yeni İslamcılığın sorunu, adalet var mı yok mudur?
- Yeni İslamcılık AB’ye de mi karşıdır?
Benim anlayışıma göre öyle. Yeni İslamcılık daima üçüncü bir anlayış savunur. AB’ye girmek hazıra konmaktır. Neden biz küllerimizden yeniden doğmuyoruz? Bir yenilik lazımsa bunun AB’den gelmesine gerek yok. Bunların hepsini kendimiz yapabiliriz.
- Yeni İslamcılık ümmetçi mi?
Ümmet bir din birliği değildir siyasal ve sosyal birliktir. Dolayısıyla ben İslam birliği, ümmet birliği değil, Afro Avrasya Milletler Birliği gibi bir kavram olması gerektiğini savunuyorum.
-

Tutkun AKBAŞ

İhsan Eliaçık Kimdir?

1961 Kayseri doğumlu.
Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde okudu.
MTTB ve Akıncılar gibi İslamcı gençlik örgütlerinde aktif görevlerde bulundu.
Değişim dergisi kurucusu, halen Bilgi ve Düşünce Dergisi Yayın Danışmanı.
Yayımlanmış eserleri: ‘İtikat Üzerine’ (1992), ‘İslam ve Sosyal Değişim’ (1993), ‘Değişim Yazıları’ (1996), ‘İslam’ın Yenilikçileri’ 3 cilt (2000-2002), ‘Adalet Devleti’ (2003).

Sonraki Sayfa »