İsrail Mitler ve Terör
Kasım 21, 2006
Bu eserde, ucu bize de dokunan 50 yıllık bir yalanın perde arkası anlatılıyor. Bu eserde, efsane veya mitlerin dünya siyasetini nasıl yönlendirdiği sergileniyor. Bu eserde, Ortadoğu’daki terör ateşinin niçin sönmeyeceği açıklanıyor. Fransa’da yasaklanmasına rağmen, bu eser kitabevlerinde tezgah altında kapış kapış satılıyor.
Başbakan’a Göre Başörtüsü Ne Küresel, Ne de Yerel Bir Sorun Değildir
Kasım 21, 2006
Başbakan Erdoğan, İslam toplumlarında kadınların sorunları olduğunu kabul ettiklerini belirterek bunların kaynağının din değil, din zannedilen töre olduğunu ifade etti.
İstanbul Dedeman Otel’de düzenlenen “İslam Konferansı Örgütü’ne Üye Ülkelerin Kalkınmasında Kadının Rolü”ne ilişkin konferansın açılışında konuşan Başbakan Erdoğan, kadının İslam dünyasındaki yerine değindi. Read more
“Radikal olalım!”
Kasım 21, 2006
Engin NOYAN
Diş hekimesi olan bir hemşirem bu fakîre zaman zaman özlü/hikmetli sözleri/fikirleri derleyip gönderirdi. O sözlerden biri de Sylviane Herpin adında bir zâttan:
“1. Düşündüğünüz; 2. Söylemek istediğiniz; 3. Söylediğinizi zannettiğiniz; 4. Söylediğiniz; 5. Karşınızdakinin işitmek istediği; 6. İşittiği; 7. Anlamak istediği; 8. Anladığını zannettiği; 9. Anladığı arasında farklar vardır. Dolayısıyla, insanların birbirini yanlış anlaması için en az dokuz ihtimâl var!” Read more
Köy Enstitüleri’nin rövanşı, ‘İmam-Hatib’lerle mi alınacak?
Kasım 21, 2006
Selahaddin Eş Çakırgil
Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, Hükûmet’ten ‘radikal bir tavır takınmasını ve İmam- Hatib’leri kapatması’nı istiyor.. İlginç olan şu ki, hem bu talebi dile getiren kişi, tahsil hayatının bir kısmında İmam-Hatib’de okumuş; hem de Hükûmet başkanı Tayyîb Bey.. (Ve hemen ekleyeyim, bu satırların sahibi, İmam-Hatib’de okumamıştır..) Read more
AKIL VAHY İLİŞKİSİ
Kasım 20, 2006
„İnkâr edenlere gelince, onların amelleri, ıssız çöllerdeki serap gibidir ki susayan onu su zanneder; nihayet ona vardığında orada herhangi bir şey bulamamış, üstelik yanıbaşında da (inanmadığı, kendisinden sakınmadığı) Allah’ı bulmuştur; Allah ise, onun hesabını tastamam görmüştür. Allah hesabı çok çabuk görür.
Yahut (o kâfirlerin duygu, düşünce ve davranışları) engin bir denizdeki yoğun karanlıklar gibidir; (öyle bir deniz) ki, onu dalga üstüne dalga kaplıyor; üstünde de bulut… Birbiri üstüne karanlıklar… İnsan, elini çıkarıp uzatsa, neredeyse onu dahi göremez. Bir kimseye Allah nûr vermemişse, artık o kimsenin aydınlıktan nasibi yoktur.“(nur 39-40) Read more
„Tekrar deneyiniz“!
Kasım 18, 2006
Aldığı 2 litrelik Coca Cola’nın kapağında „Tekrar deneyiniz“ yazısını gören Karadenizli, önce denemeleriyle, sonra da açtığı davayla gündeme oturdu…
Konuyla ilgili açıklama yapan davacının avukatı İdris Karadeniz „Müvekkilim marketten aldığı 2 Lt.lik kampanyalı coca-cola ürününün kapağını açtığında hediye çıkmadığını ve tekrar deneyiniz yazısını görmüş. Bunun üzerine kapağı kapatıp tekrar açmış ancak yine aynı şey. Bunun üzerine tam 4246 defa deneme yapmasına rağmen hediye çıkmamıştır. Coca-Cola şirketinin tüketiciyi dolandırdığını düşünen müvekkilim şirkete dava açmaya karar vermiştir. Biz de bugün gelerek dava dilekçemizi adliyeye teslim ettik. 10 bin YTL. maddi tazminat talep etmekteyiz“ dedi.
Davadan haberdar olan Coca-Cola yönetimi adına açıklama yapan bir şirket yetkilisi olayın çok komik olduğunu ve artık Karadeniz bölgesine gönderilen ürünlerin kapağına „Başka Şişede İnşallah“ yazmayı düşündüklerini söyledi.
Davayı da kazanır inşaallah! Hele bir kazansın, hayatımda ilk defa memleketteki tüm Coca Colaları 10’ar bin YTL davalar açmak karşılığında alır mıyım, almaz mıyım. Davanın takipçisi olacağız…
Namazla Diriliş Paneli
Kasım 18, 2006
ANSED tarafından terkip edilen Namazla Diriliş paneli 18.11.2006 tarihinde Yenimahalle semtevinde yapıldı
Sizleri, dünya ve ahiretinizi kurtaracak bir seferberliğe çağırıyoruz: “Namazla Diriliş” seferberliğine!.. Sizleri namaz kılmaya, şayet kılıyorsanız ona dört elle sarılmaya, hiç kazaya bırakmıyorsanız bile huşûyu keşfetmeye ve namaz için çalışmaya davet ediyoruz.
Panele konuşmacı olarak Namazla Diriliş Platformu üyelerinden Abdullah YILDIZ Ali EREN Mehmet ÇELEN katıldı.
Fadlullah’ın “El-Mecelle” Röportajı -1
Kasım 18, 2006
SAAF-Dayana Sukeynî’nin Beyrut’ta yayınlanan “El-Mecelle” dergisi adına Lübnan’ın önemli dini-siyasi liderlerinden Allame Muhammed Hüseyin Fadlullah ile yaptığı röportajı arkadaşımız Furkan TORLAK çevirdi.
Size göre tekfircilerin yeniden İslamî toplumunun içine sızmasına yol açan neden nedir? Read more
TÜSİAD, YÖK/ÇYDD, CHP ve Eğitim-Sen’den „Eşitlik“e Ortak Tepki!
Kasım 17, 2006
Millî Eğitim Şûrası’ndan „Katsayı adaletsizliğine son verilsin!“ yönünde karar çıkması, „eşitlik, özgürlük, adalet“ edebiyatı yapan çevrelerin maskesini bir kez daha düşürdü… Bu çevrelerin, „İHL ve meslek liseleri“ne karşı nasıl bir „kin“ beslediği gözler önüne serildi. Vakit gazetesinde yer alan yorumu değerlendirmelerinize sunuyoruz: Read more
: Hangi medeniyet, kimlerin ittifakı!..
Kasım 15, 2006
ibrahim Karagül
Türkiye ve İspanya öncülüğünde yürütülen Birleşmiş Milletler’in Medeniyetler İttifakı Projesi, yeryüzünü kuşatan derin krizden çıkış için bir yol önerebilir mi? Bu soruya gönül rahatlığıyla cevap vermek zor. Ancak, Başbakan Tayyip Erdoğan, İspanya Başbakanı Jose Luis Dordiguez Zapatero ve görev süresinin sonuna gelen BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Ankara’da verdiği mesajlar, bir çaresizliğin resmedilmesi, dünyanın dibe vurduğunun gösterilmesi açısından son derece önemli. İyi niyetli ve kaygı içeren bir çaba. Soğuk Savaş sonrası barış adına atılan tek adım. Keşke gerçek olabilse!
Ancak; “Medeniyetler çatışması” ve “medeniyet için çatışma” ya da İslam kendi içinde çatışacak tezlerinin öncülüğünü yapanların, bu tezler üzerinden bir gelecek şekillendirenlerin, kimlikler üzerinden güç ve hegemonya mücadelesine girişenlerin, güvenlikten dine, kültürden sosyal projelere kadar her şeyi ayrışma ve çatışma tezleri üzerinden belirlediği bir dünyada, bırakalım ittifakı, çatışmaları önlemek için bile umutlar giderek tükeniyor. Hal böyle iken, Ankara ve İstanbul’da verilen mesajların, gösterilen çabaların cılız kalacağını, genel süreci tersine çevirme şansı olmayacağını söylemek mümkün.
Proje kapsamında oluşturulan Akil Adamlar Grubu’nun tespitleri elbette çok önemli. Filistin sorununun krizlerin merkezinde yer alması, İslam dünyasındaki sorunlar ve en önemlisi de; aslında bir medeniyet çatışması olmadığı, siyasi çatışma olduğu tezi gibi. O zaman şunu sormak gerekmiyor mu? Medeniyetler çatışması yoksa, bu işin adı neden Medeniyetler İttifakı Projesi oldu?
Soğuk Savaş’ın sona erdiği andan itibaren, hemen bütün Batılı siyasi liderlerin İslam ve düşman tezi üzerine sarfettiği cümleler, Batılı aydınların estirdiği entelektüel terörizm dalgası, yeni dünya düzenine dönük güvenlik projeleri, uluslararası ilişkilerdeki radikal değişimler, uluslararası kurumların yeni güvenlik konseptleri, ABD ve Avrupa’daki vatandaşlık ve terörle mücadele yasaları, uyum projelerinin askıya alınması gibi gelişmelerin hemen hepsinin temelinde çatışmacı bir tezin var olduğunu, dünyanın geri kalanını dönüştürme ve kontrol altına alma amacı olduğunu bilmiyor muyuz! Siyasi, ekonomik ve askeri hakimiyeti amaçlayan bu kapsamlı müdahale ne yazık ki kimlikler üzerinden yürütülüyor.
Yıllardır bunlar olurken Avrupa ülkelerinden hiç ses çıkmadı. Avrupa aydınları suskun kaldı ve bir çoğu kampanyada yer aldı. İslam dünyası zaten kendi ayakları üzerinde durmanın yollarını arıyordu. Müslüman aydınların önemli bir bölümü, yeni bir şey söylemek yerine bu tezlerin, yeni kavramların sözcülüğünü üslendi ya da sadece özür dileyici bir pozisyona girdi. Hala da aynı durumdalar. On yıl önce yazılanları, söylenen sözleri tekrarlasak, yıllardır nasıl bir küresel krize hazırlık yapıldığını ancak anlayabiliriz.
İyi niyetli çabaları istisna tutalım. Ama Medeniyetler çatışması ve ittifakı kavramını üretenlerle yaşadığımız krizin mimarları aynı. Batı’nın 21. yüzyıl lüksünü koruması için üretilen bu kavramlar, tehdit değerlendirmeleri, güvenlik konseptleri ve yürütülen fiili istilalar nedense dünyanın geri kalanının özgürlüğünü, refahını, adaletini, din ve kültürünü hiç göz önüne almıyor. Hem çatışma hem diyalog söylemleriyle, dünyanın geri kalanına söz hakkı bile verilmiyor. Ortadoğu’da, Orta Asya’da, Afrika’da, Latin Amerika’da ya da Uzak Asya’da yaşayanlar, Batı’nın yeni yüzyılda refah ve huzurunun güvence altına alınması için acı çekiyor, fakirleşiyor, sömürülüyor, eziliyor, öldürülüyor.
Böyle bir durumda nasıl bir medeniyet ittifakından söz edilebilir? Güce dayalı bir gelecek özleyenler, öteki gördükleriyle ittifak, diyalog ya da barış istemiyorlar ki! Kontrol etmek, özgürlüklerini ve zenginliklerini talan etmek istiyorlar. Bu amaçla ülkeleri işgal ediyorlar, iç savaşlar çıkarıyorlar, onları din, etnik farklılıklar ve mezhep gibi kimlikler üzerinden birbirleriyle savaştırıyorlar. Medeniyetler Çatışması kavramı neden Batı’da üretildi? Medeniyet içi çatışma tezini kim üretti? Filistinliler mi, Irak’ta direnenler mi? Bu coğrafyanın öncüleri mi?
Medeniyetler İttifakı Projesi, krizin mimarlarını sorgulamıyor. O da önerilerini mağdurların sorgulanması üzerine kuruyor. Yapılacak şey şu: Medeniyetler İttifakı Projesi değil, Krizlere Müdahale Projesi geliştirilmeli. İslam dünyasından, Asya’dan, Afrika’dan ve Avrupa’dan belli ülkeler bir araya gelerek dünyayı çatışmalardan çıkarmak için yol haritası oluşturmalı. Çünkü dünya, ittifak çizgisini çoktan geçmiş durumda. Bu aşamada ittifak değil, ateşkes için çaba gerekiyor. Hele de, krizi besleyen ve yönetenler bu kadar güçlüyken ve çatışmaları alabildiğince yaymaya çalışırken nasıl bir ittifaktan söz edebiliriz?
Hemen bütün Batılı liderlerin ağzından çıkan şu ifadeyi tekrar etmeliyim: “Günümüzde, özellikle de son yıllarda hem yerel hem de küresel düzeyde İslam’ın meydan okuyuşuyla karşı karşıyayız. Artık İslam’a karşı muhalefetimizi göstermenin zamanı geldi. Bunu yapmak zorundayız. Çünkü zamanında teşhis koyamamaktan ötürü zor duruma düşebileceğimiz bu tehdit riskinden kurtulmalıyız.” (15 Nisan 2005. Danimarka Kraliçesi 2. Margrethe.)
Yeni Şafak Gazetesi
bülent yıldırımın konuşması 14.08.2006
Kasım 15, 2006
Lübnan’a Yardım kampanyası, ilk kafiyenin uğurlanması esansında IHH insani yardım vakfı başkanı Bülent Yıldırım’ın yapmış olduğu konuşmadan bir bölüm. Video kaydı aşağıda
ALİ ŞERİATİ (1933-1977)
Kasım 11, 2006
Tarihin büyük insanlara ihtiyacı yoktur. Fakat şair deyişiyle “tarih denilen o tamahkâr tüccarı” büyük insanlar vareder. O insanlar, inançlı olmayı, dostlara sahip olmaktan daha çok severler. Özgürlüğün haram ve özgürlüğe duyulan aşkın tehlikeli olduğu ülkelerde ve zamanlarda onlar kendilerini özgürlüğe adayanlardır. Kimdir bu insanlar? Utanç dolu hayatın kirlettiği kimsesizlerin boğazında düğümlenmiş feryat, söylenmemiş şarkı, sır, geceyi ararken hayat gecesinin avucuna düşmüş şebnemler, isimsiz, namsız, şansız, ölüm güneşinin doğuş arzusunda hayat gecesinin avucuna düşmüş şebnemler. Hep patika yollar boyunca uzanmış şebnemler. Düşüncenin doruklarına tırmanılan patika kenarlarında! Böyle diyordu Marx, düşüncenin doruklarına ancak patikalardan tırmanılır. Read more
İktibas dergisi kasım sayısı çıktı
Kasım 4, 2006
İktibas dergisinin Kasım Sayısı sunuş yazısı:
SELAM İLE…
Kıymetli okuyucularımız,
Geçtiğimiz ay, gündemin başlıca konuları Orhan Pamuk’a verilen Nobel Ödülü ile Irak’ta meydana gelen son gelişmelerdi. Biz de bu ayın YORUM’unda bu iki konuyu işledik. Biz, Orhan Pamuk’un, Nobel ödülünü veren kurul üyeleriyle aynı zihniyeti paylaştığını ve özellikle bu yüzden ödüle layık görüldüğünü düşünüyoruz.
Eserlerinin belli bir edebi değeri olmakla birlikte, bu tür küresel çaplı ödüllerde, ‘zihniyet’in belirleyici olduğuna inanıyoruz. Ayrıca evrensel ölçekli ödüllendirme kurumlarının, mevcut küresel sistemdeki ‘iktidar ilişkileri’nin bir biçimde parçası olduklarını da göz önüne aldığımızda, ödülün Pamuk’a verilmesinin, ‘siyasal konjonktürle’ de alakalı olduğunu gözlemliyoruz. Amerika’nın Irak’tan asker çekmesi yönünde başlayan tartışmanın ise, medyada yanlış bir zeminde tartışıldığını düşünüyoruz. Medya, konuyu, sanki Amerika sürekli asker kaybettiği için Irak’tan çekilecekmiş gibi yansıtıyor. Halbuki bu doğru değildir. Bize göre, Amerika, belirli bir strateji planı uygulamadan, Irak’tan çekilmeyecektir. Yani eğer Irak’tan asker çekerse, bunu, Irak’ın, dünya halkları nezdinde bir ‘İkinci Vietnam’ olarak görülmesine imkan vermeyecek bir plan çerçevesinde gerçekleştirecektir. Yoksa Amerika, giderek daha çok asker kaybettiği için Irak’tan çekilecek değildir. KAVRAM bölümünde ise ‘aile’yi işledik. Anne-baba ve çocuklardan oluşan yapı ile ilgili hukukun da İslam’da değerli olduğunu vurgulamakla birlikte, özellikle ‘iman’ birlikteliği üzerinde kurulan ‘aile’nin önemi üzerinde durduk. Ali İbrahim veya Ali Muhammed’in, her iki peygamberin soyundan gelenleri değil, tevhid akidesine bağlı müminleri kast ettiğinin altını çizdik. DÜŞÜNCE bölümünde, Atasoy Müftüoğlu, fütursuz azgınlıkların egemen olduğu modern dönemde, Müslümanların, hegemonik dil ve yapıları aşmak için çaba göstermesi ve bunun için bir müslümanca iradenin ortaya konulması gerektiğini vurguladı. Mehmed Durmuş, laikliğin belli bir tanımı olmadığı yönündeki popüler iddianın doğru olmadığının altını çizdi ve bütün laiklik tanımlarında, vahyin inkarının ortak nokta olduğuna dikkatleri çekti. Bu bölümün son yazısı olarak, Ramazan Yazçiçek’in İLKAV’ın düzenlediği Ramazan ve Kur’an Paneli’nde sunduğu tebliğin bir özetini veriyoruz. Yazçiçek de yazısında, sekülerleşme/dünyevileşmenin, vahiyle zıt bir yaşam tarzının doğal sonucu olarak tezahür ettiğinin altını çizdi. BİR DERGİ BİR ALINTI bölümünde, Mehmet Said Rençber’in yine laiklik ve sekülerleşme konularını değerlendiren „Realizm, Din ve Dünyevîleşme“ başlıklı yazısını alıntıladık. ÇEVİRİ bölümünde, son yıllarda küresel politikaların seyri konusunu tartışılırken sürekli gündeme gelen Çin’in gelecekteki konumunu değerlendiren Helmut Peters’in yazısını sizler için tercüme ettik. SANAT-EDEBİYAT bölümünde ise, Ömer Faruk Karagüzel’in “Yeniden Dirilişe” ve Abdullah Arıcı’nın “Tüketmek” adlı yazılarını, Francis Bacon’un Denemeler adlı eserinden alıntıladığımız “Ölüm Üstüne” yazısını ve Mehmet Çoban’ın “Bir Damla Gözyaşı” adlı şiiri ile Faruk Yeşil’in “Umutsuzluk Öyle mi?” adlı şiirlerini bulabilirsiniz. MEKTUPLARA CEVAPLAR bölümünde, kesilen hayvanların etlerinin hangi durumlarda yenilebileceğine ve Ehl-i Kitab’ın kestiklerinin yenilip yenilemeyeceğine dair sorularınızı cevapladık. Etlerin yenilmesi hususunda da, iman sahibi olmanın belirleyici rolüne dikkatleri çektik. GÜNDEM bölümünde, geçtiğimiz ayın önemli olayları ile ilgili haber ve yorumları bulabileceksiniz. Umuyoruz ki beğeneceksiniz.
Bir sonraki sayıda buluşmak üzere, hepinizi Allah’a emanet ediyoruz.
www.iktibas.info
Atatürk’ün sansürlenen görüşleri
Kasım 3, 2006
Kimine göre Batıcı, kimine göre Müslüman olarak gösterilen Atatürk’ün Sansürlene görüşlerini Can Dündar yazdı.
Atatürk’e ilişkin olarak 2 önemli çarpıtma yapılıyor. Biri Batılılaşma konusunda… Diğeri din konusunda… İlki, Atatürk’ün hedef olarak Avrupa’yı göstermediği iddiasına dayanıyor. İkincisi, -dünkü Vakit gazetesinde bir örneğini gördüğümüz gibi- ısrarla Atatürk’ü dua ederken, sarıklı mebuslarla ya da peçe içindeki Latife Hanım’la gösterip cumhuriyetin temelinde bir din motifi arıyor. Bu 2 konuda 2 belge hatırlatacağım. Read more


