ATİLLA YAYLA ALEYHİNDE YÜRÜTÜLEN KAMPANYA
Kasım 23, 2006
RESMİ İDEOLOJİNİN BASKICI KARAKTERİNİ AÇIĞA ÇIKARMIŞTIR!
Gazi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Atilla Yayla’ya karşı adeta bir linç kampanyasına dönüştürülen saldırıları ibretle izliyoruz. İzmir’de AK Parti Gençlik Kollarınca düzenlenen bir toplantıda yaptığı konuşmada sarfettiği sözlerinden dolayı Atilla Yayla aleyhine yürütülen karalama ve saldırı furyası Türkiye’de düşüncenin nasıl bir resmi ideoloji kıskacında olduğunun somut bir göstergesi olmuştur.
Sözde insan hakları ve özgürlükler alanında yaşandığı iddia edilen onca gelişmeye rağmen bir düşünce adamı ve akademisyenin maruz kaldığı bu uygulama alınan mesafenin „bir arpa boyu“ mesabesinde olduğuna işaret etmektedir.
Atilla Yayla hakkında ortaya konulan tepkilere bakıldığında Türkiye’nin tam bir „totaliter“, „resmi toplum“ cinnetine saplandığı ve korku atmosferinin dalga dalga her yere yayıldığı bir kez daha görülmektedir. Ne yazık ki, ülkeye hakim bu korku krallığı, baskıcı işleyişe karşı olduğu zannedilen sözde özgürlük yanlısı siyasi partileri de teslim almıştır. Özgürlük ve insan hakları vaadleriyle halktan yetki ve sorumluk alan „iktidar“ partisi bu olayda da bilinen tutumunu sergilemiş ve düzenin hışmından korunma kaygısıyla geri adım atmıştır. Atilla Yayla’nın şahsında düşünce özgürlüğünü ve resmi ideolojiyi eleştirebilme hakkını savunması gereken AK Parti yöneticilerinin korkak ve ikiyüzlü bir tutumla Atilla Yayla ile aralarına mesafe koyma telaşına düşmesi utanç vericidir. Bu vesileyle, sıkıştıkları her ortamda savunulması gereken ilkeleri, değerleri, kişileri ilahlara kurban verme refleksi ile davranıp, sinenlerin sözleriyle eylemleri arasındaki korkunç uçurum bir kez daha açığa çıkmıştır.
Atilla Yayla hakkında başlatılan kampanya Türkiye’de kurumların nasıl bir çürüme içinde olduğunun da bir göstergesini sunmaktadır. Medya çürümüştür. Darbe goygoyculuğu ve ihbarcılığı temel işlev edinmiş bir medya anlayışı toplumun sistematik biçimde zihinsel kirlenmesine yol açmaktadır. Daha birkaç gün önce İslam’a ve müslümanlara açıkça hakaretler yağdıran bir kitabın yazarını „düşünce özgürlüğü“ kılıfıyla savunan bu anlayış sahiplerinin iş resmi ideoloji ikonlarına gelince içine girdikleri histeri krizi ikiyüzlülüğün bir belgesi gibi durmaktadır. Üniversite çürümüştür. YÖK dayatmacılığının şekillendirdiği üniversite anlayışının tipik bir örneği olan Gazi Üniversitesi Rektörlüğü Atilla Yayla’nın ders verme özgürlüğünü elinden alarak „kışla tipi eğitim“ felsefesine bağlılığını ilan etmiştir.
Vatan hainliği suçlamasıyla başlayıp, ders verme hakkının engellenmesi ile sürdürülen bu kampanyanın başka ne tür cinnet emareleriyle sürdürüleceği şimdilik belli değil. Ama şurası gayet açık ki, devletin tabularla ördüğü alana düşünce özgürlüğü ve muhalif görüşleri asla yaklaştırmama kararlılığını muhafaza etme gayretinin bir yansıması olan bu tutum sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Atilla Yayla’nın şahsında, on yıllardır tam bir totalitarizm örneği olarak topluma dayatılmaya çalışılan Kemalist resmi ideolojiyi eleştirmeye, sorgulamaya kalkan muhalif tutum sahiplerinin yıldırılmasına yönelik bu kampanya da başarısızlığa uğrayacaktır. Baskı ve tehditlere rağmen geri adım atmayıp, sözlerine sahip çıkan, kişiliğini ve itibarını koruyan Atilla Yayla’yı tebrik ediyor, saldırılara karşı kendisiyle dayanışma içinde olduğumuzu duyuruyoruz.
Özgür-Der Genel Başkanı
Hülya Şekerci
Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?


