İmam el-Benna yüz yaşında

Kasım 22, 2006

9-10 Eylül tarihlerinde İstanbul’da Medeniyet Derneği’nin öncülüğünde Seyyid Kutub Sempozyumu düzenlenmişti.
Bu program Seyyid Kutub’un şehadetinin 40. doğumunun da 100. yıldönümü münasebetiyle düzenlendi. Böyle bir program tertip edilmesi güzel bir şerefti ve bu Medeniyet Derneği’ne nasip oldu. Bu yıl Şehit Seyyid Kutub’un mensup olduğu ve çatısı altında mücadele ettiği hareketin ve cemaatin kurucusu ve ilk lideri İmam Hasan el-Benna’nın da doğumunun 100. yıldönümü. Bu münasebetle program düzenleme şerefi de Ürdün Müslüman Kardeşler cemaatine nasip oldu. Muhtelif etkinliklerden oluşan program üç gün sürdü. Biz de Türkiye’den, Medeniyet Derneği’nin yöneticilerinden Prof. Ahmet Ağırakça ve SP GİK üyesi Abdülvehhab Ekinci ile birlikte söz konusu etkinliklere katıldık. Prof. Ağırakça’nın Seyyid Kutub Sempozyumu’na da büyük katkısı olduğunu hatırlatalım.
Hasan el-Benna ve Seyyid Kutub her ikisi de aynı yılda doğdu. Aynı potada eridi, aynı yolda hizmet ettiler. Her ikisi de Allah yolunda şehit edildi. Biri haince bir suikast, diğeri zalimce bir idam kararı ile şehit edildi. Birinin şehadeti diğerininkinden 17 yıl önce gerçekleşti. İmam el-Benna 1949’da 43 yaşındayken, Seyyid Kutub ise 1966’da 60 yaşında şehit edildi. Fakat her ikisinin de dolu dolu bir ömür geçirdiğini söyleyebiliriz. İmam el-Benna, birçoklarına nispetle gayet kısa sayılabilecek ömür geçirmesine rağmen ümmetin yeniden diriliş mücadelesi açısından büyük miras bıraktı. Üstad Seyyid Kutub da son dönemi zindanda geçen 60 yıllık ömürden sonra iman neslinin yolunu aydınlatan büyük bir ilmi ve fikri miras bırakmıştır.
İmam el-Benna’nın doğumunun yüzüncü yılı münasebetiyle Ürdün Müslüman Kardeşler cemaatinin düzenlediği etkinlikler oldukça etkileyici nitelikteydi. Aynı zamanda faaliyetlerin takibi ve koordinasyonu da gayet başarılıydı. Bizim ziyaretimiz ise sadece bu etkinliklere iştirak etmekten ibaret kalmadı. Allah’ın izniyle çok faydalı görüşmeler de gerçekleştirme imkânı bulduğumuz dolu dolu bir ziyaret oldu. Okuyucularımıza iletmekte yarar gördüğümüz bazı görüşmelerimizden ve ziyaretlerimizden inşallah söz edeceğiz. Bu sebeple bu hafta içinde yazacağımız yazılarımız Ürdün seyahatimizle ilgili olacak. Bugünlerde İstanbul’da MÜSİAD’ın Uluslar arası Fuarı ve 10. Uluslar arası İş Forumu Kongresi düzenleniyor. Biz bu çerçevede düzenlenen programları da takip etmeye çalışacağız. Fakat bu programla ilgili tespit ve müşahedelerimizi yazma işini gelecek haftaya ertelemeyi tercih ediyoruz.
İmam el-Benna’nın doğumunun yüzüncü yıldönümü münasebetiyle onun hayatı hakkında da özellikle bilgi verilmesi gerekir. Fakat bunun için ayrıca dizi yazı hazırlamaya ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Yüce Allah’tan bizi buna muvaffak kılmasını diliyoruz. Programda Çağdaşlarının ve Öğrencilerinin Kalemleriyle Şehid İmam Hasan el-Benna adlı bir kitap hediye edildi. Ahmet Ağırakça hoca bana bu kitabı tercüme etmemi teklif etti. Fakat benim programımda şimdilik başka çalışmalar olduğundan, dolayısıyla bu kitabı tercüme etmeye vaktim olmayacağından Türkçe yayınlanması hakkında yayınevi yetkilileriyle herhangi bir irtibata geçmedim. Bununla birlikte tanıştığımız yayınevi sahiplerine tercüme konusunda yayın haklarına sahip yayıneviyle irtibata geçmeleri için teklifte bulunacağız inşallah.
İmam el-Benna’nın 100. doğum yıldönümü münasebetiyle düzenlenen etkinlikler için önce Amman’ın merkezinde bir kongre salonu tutulmuş. Ancak hükümet yetkililerinin bu salonun kullanılmasını engellemeleri üzerine Amman dışında, Salt adlı şehirde Özel Amman Üniversitesi’ne ait 4-5 bin kişilik bir Erina Gösterim Salonu tutulmuş. Bütün programlar işte bu salonda düzenlendi. Salonun şehir dışında olmasına, mekân konusunda adeta bir son dakika değişikliği yapılmasına, bir önceki salonun kapasitesinin yaklaşık bin kişilik olması sebebiyle davet ve ilanların da ona göre yapılmasına rağmen katılım iyiydi. Özellikle kapanış programında gerçekten göz doldurucu ve heyecanlı bir kalabalık oluşmuştu.
Programlar sadece popüler kutlamalardan ve gösterilerden ibaret değildi. İlmi sempozyumdan plaket dağıtımına kadar çok farklı kültürel etkinlik düzenlendi. Özellikle birinci günün akşamı düzenlenen Şiir Şöleni bizzat şairlerin kendileri tarafından okunan, katılanların hepsini heyecanlandıran ve gerçek anlamda şiir zevki veren şiirlerle doluydu. Okunan şiirlerin hepsinin kaside tarzı uzun şiirlerden oluşmasına rağmen herkes tümünü heyecanla ve bıkmadan sonuna kadar dinledi.

Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?