Her iki seçimde de belirleyici etken, yine ?inanç? olacak; amma..

November 22, 2006

Selahaddin Eş Çakırgil
Genel seçimlere 11 ay; C. Başkanlığı seçimine ise, 5 ay kaldı.. Bu yüzden de ?irtica? gulyabanîsi devreye yeniden ve daha güçlü şekilde sürülüyor..

Ancak, ?irtica? suçlamasına en çok sarılan cebheden de ?din-iman? lafları daha bir yükseliyor.. Hatırlanacaktır; 3 Kasım 2002 seçimlerinde de, ?ilâhiyat prof.u? olan bir ?siyaset gülü?, meydanlarda, -şimdi kıyasıya eleştirdiği- CHP lideri Baykal?ı ?Boğazından haram lokma girmemiş, Alperen neslinin yiğit delikanlısı? gibi laflarla yaldızlıyordu.
1995 ve hele 1999 seçimlerinde ise, Tansu Çiller?in ?dininizin koruyucusu benim!.? gibi laflarına kimsenin ses çıkarmayışı ilginçti.. Çünkü, laikler, ?dinin istismar edilmesine değil, ona samimî olarak bağlanmak isteyenler?e karşıydı..
18 Kasım tarihli Sabah?ın ilk sahifesinde İsmail Cem?in resmini gördüm. CHP merkezine gelmişti.. Geçirmekte olduğu ağır rahatsızlık yüzünden, yürüteç kullanıyordu. Cem orada, ?Gelecek seçimin, CHP?nin öncülüğünde bir koalisyon tablosu ortaya çıkaracağını ümid ediyorum..? demiş.. (Kendisine şifâlar ve bu tahmininin neticesini görmesini de dilerim.) Halbuki, İsmail Cem?i geçen hafta da, Kanal7?de dinlemiştim.. Akıllıca laflar ediyor ve bu arada, Müslümanlığına bile vurgu yapıyordu; sol cebhenin seçkinlerinden Ertuğrul Günay gibi..
E. Günay da Ecevit?in defin günü, bir tv. proğramında, ?Ona hakkımı ettim ve dua ediyorum..? dedikten sonra, bu ?dua? konusunu vurgulamak ihtiyacı duymuş ve, ?Ben inanan bir insanım, o da inanan birisiydi, onun için dua ediyorum..? diye tekrarlamıştı.
Ümid olunur ki, seçim atmosferinin geçici rüzgarı değildir bunlar.. Rahşan Ecevit de kendi adıyla anılan ?af kanunları?nın sorumluluğundan kaçmak için, ?Ben Allah?tan af istemiştim.. Ben bunu Bülend?e de söylemiştim.. Meclis kabul etmesindi.. Baskı yapan mı vardı?? deyivermedi mi?
Dahası, Rahşan Hanım o kadar inançlı bir tablo çiziyor ki, -Erbakan?ın başsağlığı için geldiğinden haberinin olmadığını açıklamışken; - 18 Kasım tarihli Hürriyet?te, Ecevit?in ?yakın özel koruması?, ?İçerden Kur?an sesi geldiğini duyunca Rahşan hanımın kapıyı açtırdığını ve (ne o) diye sorduğunu, (Kur?an okutuyorlar) cevabını alınca, ?Çok güzel oldu, bırakın okusunlar..) dediğini aktarıyordu.
Ama, Rahşan Hanım?ın -ölüye de olsa- ?Kur?an okutmak? ihtiyacını duyması, onun bilinen kimliği açısından önemli bir gelişme.. Bu gibi ?inanca yöneliş? görüntülerinin seçimlerle ilgisinin olmaması ve10 yıl kadar öncelerde çok farklı çizgileri olan ?alevî dedesi? Prof. İzzeddin Doğan?ın bugün, ?ateist? (tanrısız) olanlarla arasına keskin sınırlar koyup, ?ateist?in alevîsi- sünnîsi olmaz.. Alevîlik İslam?ın bir tasavvufî yorumudur? demek noktasına varması umulur.
*
?C. Başkanlığı Seçimi? yaklaştıkça, konu daha bir ısınıyor..
13 Kasım akşamı, ?Taksim Toplantıları?nda konuşan Demirel ?Osmanlı Avrupa?nın dışında kaldığı için dağıldı. Türkiye Avrupa Birliği?nden kesinlikle vazgeçmemelidir.? dedikten sonra, sözü ?C. Başkanlığı seçimi?ne getirerek; ?Atatürk ve İnönü tartışılmaz. Celâl Bayar?ınki de öyle.. Cemal Gürsel ihtilalin cumhurbaşkanıydı. Cevdet Sunay?ı biz seçtik, şartlar öyle gerektiriyordu. Fahri Korutürk?ün seçimi dengeler yüzündendi.. 7. C.başkanı (Gen Kenan Evren) kendi geldi oturdu. Özal?ın seçilmesi de rahatsızlık yarattı. Sonra ben geldim. Bana kimsenin itirazı olmadı. Ahmet Necdet Sezer?i Meclis seçti. (..) Yeni C. Başkanı?nı sadece AK Parti??nin seçmesi rahatsızlıklara yol açar.? demiş.. Yani, illâ da iç entrikaları gerekli görüyor..
Hatırlayalım ki, ?C. Başkanı? sıfatı taşıyan bu 10 kişiden sadece Bayar, Özal, Demirel ve Sezer sivil kişilerdir ve 84 yıl içinde, bu 4 sivilin süreleri 28; 6 askerin süreleri ise 56 yıl tutmaktadır.. Bunların içindeyse, ?cumhûr?un anonim değerlerine âşinalık ve halkla aralarına kalın duvarlar örmemek? açısından sadece Özal ve nisbeten Demirel diğerlerinden epeyce farklı durumdaydılar. Kezâ, Bayar, Özal ve Demirel?in seçimleri hariç, diğerlerinin ise, nasıl kataküllilerle, tehdidlerle, ?emr-i vakı?lerle gerçekleştiği bir ayrı ?facia?dır.
Şimdi, Tayyîb Bey C. Başkanlığı?na aday olmazsa, AK Parti içinden bir çok aday çıkacağı ve bunun da parti içinde sıkıntılar oluşturması muhtemeldir..
Tayyîb Bey?in aday olması halinde ise.. Özal?dan sonra ANAP?ın dağılması gibi bir tablo çıkar diyenler haklı çıkar mı?
Ancak, bu noktada, ANAP?da, Özal?dan başka liderlik yapacak güçte kimselerin olmadığı ve Özal?ın da, Y. Akbulut gibi mizah konusu olan isimleri bilhassa başbakan yapması hatasının Tayyîb Bey tarafından tekrarlanmıyacağı unutuluyor.. Çünkü, AK Parti içinde, başta Abdullah Gül olmak üzere, yönetim ciddiyet ve dirayetini sergilemiş, liderlik de yapabilecek çapta bir kaç isim bulunduğu ve ayrıca, AK Parti m.vekillerinin büyük kısmının, birbirlerine günlük menfaatler ötesinde, dünya bakışı itibariyle de çok yakın kimseler oldukları unutuluyor..
Yani, Tayyîb Bey?in C. Başkanı olması halinde, AK Parti?nin de ANAP gibi eriyeceği iddiası zayıftır. Ne var ki, Tayyîb Bey?in şahsî itibarının ayrı bir faktör olduğu ve meydanlarda görülememesinin, AK Parti?ye seçimlerde oy kaybettireceği iddiası da ciddîdir.. Tayyîb Bey bir sürpriz yapıp, çoğu siyasetçilerde görülmeyen sıradışı bir kararla, Abdullah Gül veya bir başkasını da C. Başkanı aday gösterebilir. Her ne kadar zor olsa da.. Bir diger nokta da, bir siyasetçi için en kötü şey, yükseleceği daha yukarı bir noktanın olmamasıdır ve Tayyîb Bey, C. Başkanı olursa, muhtemel yükseliş yolunu da kendi eliyle tıkamış olur..
Her halukârda, Tayyîb Bey?e karşı geliştirilen itirazlar, hanımının İslamî örtüsünde düğümlendiğine göre, onun da bir mukabil hassasiyetle kendi mevziinden geri adım atmıyacağı umulur.. O zaman belki de, ilk kez, halkın değerleriyle daha çok bütünleşen ve ?cumhûr?/ halk?dan olan birisi ?cumhûr?un başkanı? seçilecektir.
e-mail: cakirgil@yahoo.de

Bu konuda bir şey söylemek istermisiniz?